Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Hint Edebiyatı
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Hint Edebiyatı

Hindistan gibi geniş bir ülkede çeşitli dillerin ve dinlerin bir arada yaşadığı kültür ortamında çok zengin bir edebiyat oluşmuştur. Köklü bir geçmişi olan Hint edebiyatının ilk ürünlerini Hindu dininin kaynak metinleri oluşturur. Artık klasik bir dil durumundaki Sanskrit diliyle yazılan ve Veda adı verilen bu metinler aynı zamanda Hint mitolojisinin de kaynaklarıdır. Purana (eski öyküler) adıyla tanınan büyük derleme de Hint mitolojisinin en ünlü edebi yapıtıdır. İlk destanlar İS 500-1000 yılları arasında ortaya çıkmış Ramayana ile Mahabharata’dn. Bu destanlardan Mahabharata 220 bin, Ra­mayana 96 bin dizeden oluşmuştur.
Hint edebiyatında adı bilinen ilk yazar 5. yüzyılda yaşadığı sanılan Kalidasa’dır. Onun şiirleri ve oyunları dindışı Sanskrit edebiyatı­nın başyapıtları sayılır. Kalidasa’dan sonra şiirde Amaru, Bhartrihari, Mayura, Bilhana, Cayadeva gibi büyük şairler yetişmiştir. Tiyatro alanında da Şudraka, Vişakhadata, Harsa, Bhavabhuti ün kazanmışlardır.
Hint edebiyatının dünya edebiyatına büyük yapıtlar armağan ettiği bir tür de masaldır. Bu türdeki en ünlü yapıt Pançatantra masalları­dır. Beş büyük bölümden oluşan bu masallar­da yer alan hayvan kahramanlar La Fon-taine’i de etkilemiştir. Birçok dile çevrilen Pançatantra masalları Arapça’ya Kelile ve Dimne, Farsça’ya Hümayunname adıyla çev­rilmiş, Türkçe’ye her iki adla da kazandırıl­mıştır. Hint masallarının çoğu ağızdan ağıza yayıldıktan sonra İÖ 200Terde yazıya geçiril­miştir.
Sanskrit dilindeki yapıtlar yanında Prakrit dilinde de daha çok dindışı edebiyat ürünleri yaratılmıştır. Ayrıca Pali dilinde kaleme alın­mış Budacılık’ın temel kurallar kitabı ile Buda’nın dünyaya birçok kez gelişini konu alan 500 öyküden oluşan Cataka’lar da ünlü­dür. 10. yüzyıldan sonra Hindi, Bengali ve Marathi dillerinde de önemli edebiyat ürünle­ri yaratılmıştır. 19. yüzyıldan sonra Hindis­tan’da kök salmaya başlayan İslamiyet’in etkisiyle Farsça da 1-Jint edebiyatına yeni bir dil olarak girmiştir. Bu dilin ilk büyük şairi Emir Hüsrev Dehlevi’dir (1253-1325). Kaze-runiye tarikatının kurucusu Kebir (1440-1518) de tasavvuf edebiyatının öncüsüdür. Kebir’in izleyicilerinden Baba Nânâk (1469-1538) da yaygın bir ün kazanmıştır. Çağdaş Hindi edebiyatının habercisi sayılan Tulsidas (1532-1623) Ramayana destanını yeniden yazmıştır. 17. yüzyılda yetişen saray şairi Bihari Lâl (1603-63) ile Devdat (1673-1745) Hindi dili­nin son büyük klasik şairleridir.
19. yüzyılda yetişen Lallu Lâl çağdaş Hindi edebiyatının kurucusudur. En ünlü yapıtı Premsagar’du (”Aşk Ummanı”Wink. Onu Daya­nanda Sarasvati (1824-83) ile Premçand (1880-1936) izlemiştir. Hindistan’ın Maksim Gorki’si olarak tanınan Premçand’ın en ünlü yapıtı Rangabhumi’diT. Şiirde ise Tagor (1861-1941) bütün dünyada ün kazanmış, 1913′te Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Günümüz Hint edebiyatı gelenekselliğin ya­nında çağdaş akımlardan da etkilenmiştir.
3.287.000 km2’lik yüzölçümü ve 843.900.000 nüfusu ile (1991 sayımına göre) dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip nüfusça en kalabalık ülkelerinden olan Hindistan’da konuşulmakta olan diller de dört büyük aileye ayrılır. Bunlar, hint-ari, dravid, çin-tibet ve güney asya dilleridir. Hint-ari dillerini nüfusun % 73’ü konuşmaktadır. Hindistan’ın en eski edebiyat ürünleri sanskritçedir. Hindu’ların konuştuğu çeşitli hint-avrupa dillerini belirten «hin-di»cenin kaynağı da sanskritçedir. (Hint-ari dilleri, iran diline benzeyen, bu nedenle de kimi kez aynı öbekte ele alınan hint-avrupa dillerinin bir koludur) XIII. yüzyıldan başlayarak hint-ari ailesinin coğrafi alam içinde önce sözlü, sonra da yazılı olarak büyük bir edebiyat gelişmiştir. Böylelikle, çeşitli lehçeler (bengali, maithili, avadhi, braj, racastani, marathi) birer edebiyat dili düzeyine gelmiştir. «Mahabarata», «Ramayana» gibi büyük destanların sözlü edebiyattaki ilk öğelerinin ortaya çıkışı milattan önceki 5-6. yüzyıllara uzanır... Milattan sonraki ilk yüzyıllarda lirik şiir türleri ve dram türü gelişmeye başlamıştır. Eski Hint edebiyatı uzak doğu halklarının kültürlerinin temelinde yer alan büyük bir kaynaktır. Erken Ortaçağ döneminde (7-11. yüzyıllar) dram türü öncülüğü yitirmiş ve lirik şiir türlerinde ürünler verilmiş; sonraki yüzyıllarda İslam etkisiyle şiir türünün ağır bastığı fars dilli bir edebiyat gelişmeye başlamıştır. 20. yüzyıl Hint edebiyatı, bengalcede Rabindranath Tagore (1861-1941)k, urduca ve farsçada Muhammet İkbal (1873-1938) gibi dünya çapında şair ve yazarlar yetiştirmiştir. Hindistan’da ilk ürünleri 19. yüzyıl başlarında verilmeye başlanan ingiliz dilli bir edebiyat da gelişmesini sürdürmüştür.



Dünya Şiir Antolojisi

Sosyal Yayınları

Cilt II 809
Çok zengin bir dile ve gizemli anlatıma sahip Hint Edebiyatı' nı okumak bambaşka bir duygu, başka bir akıştır hayata ve insana. Yaşamın derinliğine ermek, orada her gözün göremediği dünyayı, insanı ve ruhu görmek, kulaç açmaktır edebî derinliğine. Tıpkı farklı tatlardaki baharatlar, çeşnili kokular gibi...
Paylaşımınıza teşekkürler hocam...