Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: GÜLCE'DE 166.GÜN(26.02.2009)
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Gönderen: Gökmen Y.Erdem
Alan: Grup: Gülce
Tarih: 26.02.2009 23:08:00
Konu: ATA'mızın dilinden Dünya Barışı.
----------------------------------------
ATA'mızın dilinden Dünya Barışı.

“1937 senesinde Ankara’yı ziyaret eden Romanya’nın Dış İşleri Bakanı Antonesco ile Ankara Palas’ta yaptığını yazdığımız hasbıhalde Atatürk, Cihan siyasetine de temas etmiş ve bu husustaki düşüncelerini şöyle izah etmişti:

“Bugün bütün dünya milletleri aşağı – yukarı akraba olmuşlardır ve olmakla meşguldürler. Bu itibarla insan, mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar bütün Cihan milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli, kendi milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa, bütün dünya milletlerinin saadetine hizmet etmeye de, elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki, bu vadide çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir. Dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn, dürüstlük ve iyi geçim olmazsa bir millet, kendisi için, ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdur.

Onun için ben sevdiklerime şunu tavsiye ederim: Milletleri sevk ve idare eden adamlar; tabii ilkin, kendi milletinin varlık ve mutluluğunu isterler, fakat aynı zamanda bütün milletler için aynı şeyi istemelidirler.

Bütün dünya olayları, bize, bu lüzumu açıktan açığa ispat eder; en uzakta zannettiğimiz bir olayın bize bir gün temas etmeyeceğini bilemeyiz. Bunun için insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir organı saymak icap eder; bir vücudun parmağının ucundaki acıdan, diğer bütün organlar etkilenir; “dünyanın filân yerinde bir rahatsızlık var ise bundan bana ne? ” dememeliyiz; böyle bir rahatsızlık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla meşgul olmalıyız. Bu olay, ne kadar uzak olursa olsun, bu esastan şaşmamak lâzımdır. İşte bu düşünüş insanları, milletleri ve hükümetleri bencillikten kurtarır; bencillik şahsi olsun, milli olsun daima fena telâkki edilmelidir.

O halde konuştuklarımızdan şu neticeyi çıkaracağım: Tabii olarak kendimiz için bütün gereken şeyleri düşüneceğiz ve icabını yapacağız; fakat bundan sonra bütün dünya ile alâkadar olacağız. Bir devlet ve milleti idare vaziyetinde bulunanların daima göz önünde tutmaları lâzım gelen mesele budur.”

(Atatürk’ten Hatıralar, Hasan Rıza Soyak, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul,1973; s. 512)

***************************

Gönderen: Vuslatî/osman öcal
Alan: Grup: Gülce
Tarih: 26.02.2009 22:52:00
Konu: Belediye Başkanlığına Adayım. Oyunuzu Bekliyorum.
----------------------------------------
Sandık Güzeli

Meydanlar avaz avaz otobüsler bezeli,
Mikrofonu elinde başlar sandık güzeli.

Esselamü aleyküm kadim şehrin insanı,
Mart’a mühür vuranın şen olacak nisanı.

Bir çekirge misali kentten kente zıpladık,
Yağmur, kara bakmadan garibanı topladık.

Esik dolu yollardan bu meydana yürüdük,
Arkamızdan milleti boşuna mı sürüdük.

İyi dinle ey halkım! Oyunuza talibiz,
Sayenizde he billâh yutarsanız galibiz.

Usanmadan bıkmadan hizmeti ettik rücu,
Çantamızda neler var aha sonsuz ipucu.

Ummanları göl edip vereceğiz payını,
Olur ya gücenmeyin yavan yersen tayını.

Adalet kölesiyiz hukukun hizmetçisi,
Sizler rahat uyuyun bizler miri bekçisi.

Kartalların gözünü tuttukça oyacağız,
Kaçırırsak bütünü bir çeyrek koyacağız.

Aha açtım defteri işsizler işlenecek,
Siz sallayın bayrağı elimiz güçlenecek.

Her gelen bir şey söyler aldırmayın hitaba,
Biz hesap bilenleriz uyarız her kitaba.

Yakışıklı adayla çıktık bak karşınıza,
Belleriz esnafları uğrayıp çarşınıza.

Köylü neymiş; efendi. Anladı herkes bunu,
Nadas yatsın tarlalar rençberlik ayrı konu.

Bu bir yerel seçimdir eski bordür kalkmalı,
Yeni taşlar döşeriz çünkü bunlar halk malı.

Daha varsa derdiniz tapanlayıp gideriz,
Tam tamına beş yıllık çok teşekkür ederiz.

Tufanca kopan alkış yeri göğü inletti,
Nefsi kokmuş âdemi doya doya dinletti.

Unutuyordum sahi Vuslatî’ye bakmayın,
Bu dünya geçimlidir kafanıza takmayın.

Osman Öcal


© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiirin hikayesi:

Türkiye belediye başkanlığına adayım oyunuzu bekliyorum

*************************
Gönderen: Sabiha Serin
Alan: Grup: Gülce
Tarih: 26.02.2009 16:40:00
Konu: SEÇİM ÖNCESİ PALAVRALAR (Lütfen okuyunuz işte Ülkemiz gerçekleri)
----------------------------------------
SEÇİM ÖNCESİ PALAVRALAR



Hani bir zamanlar çocukluğumuzda bir şarkı vardı.
Ajda Pekkan’ın PALAVRA PALAVRA HEPSİ PALAVRA.
Eski yıllarda her şey güzeldi ya, şarkıları da pek hoştu. Eski olan her şeyi özlüyorum. Bu şarkı aklıma gelince şu günlerde Ülkemizde her gün yerel ve ulusal televizyonlarda izlediğimiz Belediye Başkan adayları geldi aklıma.
Canım bu kadar da olmaz ki! .demeden geçemeyeceğim..Her başkan adayı yanı başına medyayı almış, sözüm ona halka ben varım görüntüsü vermek için birbiri ile yarışıyor.
Ya verdikleri sözler elbette hep aynı şarkı
PALAVRA PALAVRA HEPSİ PALAVRA
Neden mi? Gayet açık ve net gerçekler ortada. Bu güne kadar hangi siyasetçi ve yetkili hayal ettiği o koltuğa oturmadan önce verdiği sözleri yerine getirmiştir. Belki çalışıyor gözükmek ve hava atmak için söz verdiklerinden ancak bir veya en çok iki sözü gerçekleştirmiştir. Hani bunu da ilerde halka yaptığı çalışmaları anlatırken “ Şunu şunu yaptık” diye ellerinde koz olması içindir. Oysa sözüm ona şu hizmetleri yaptık diye böbürlendikleri sadece söz verdiklerinden bir kaçıdır... Çünkü amaç bellidir. Amaç o koltuğa çalışmak, halka hizmet etmek için değil sadece koltuğu kapmaktır. Eğer aksini iddia eden var ise ben Sivas topraklarında koltuk kapmak için yarışan birçok yetkililerin vaat ettikleri konuları yazılı olarak saklıyorum ve takip ediyorum. Kurum adı vermiyorum gerekirse veririm.
. Hep yapacağım, cağım cağım, sonrada ortada bir şey yok. Yapılan hizmet yok. Kimlerin neleri söz verdiklerinin birçoğunu saklıyorum. Ben şunu söz verdim ve gerçekleştirdim diyen kaç kişi vardır. Sadece Belediye değil genel olarak diyorum, diğer kamu kurum ve kuruluşlarını da anlatmaya çalışıyorum. Öyle sanıyorum ki Sayın Belediye Başkanı adaylarımız da her gece uyumadan önce “ Acaba yarınki yapacağım medyalı gezimde hangi palavrayı atsam” diye düşünüyorlardır. Örneğin Sivas’taki Belediye Başkanı adaylarımız şu ana kadar gözlemlediğim kadarı ile o kadar çok şeylere söz verdiler ki adeta palavra için birbirleri ile yarışıyorlar. Bakalım artık Sivas halkı olarak merakla bekliyoruz. Öyle sanıyorum ki seçim günü olana kadar Sivas’a deniz getireceğiz demedikleri kaldı, önümüzdeki günlerde bunu da derler bellimi olur.
Yapmayınız Allah Aşkına. Halkımızı sizler ne sanıyorsunuz. Ulus olarak bizler artık palavralardan bıktık, usandık sadece hizmet istiyoruz.
Saygıdeğer Belediye Başkanı adaylarımız eğer gerçekten halka gönül verip, bizlere hizmet sunmak için aday iseler o zaman neden medya önünde güçlerinin yetmeyeceği konulara söz verip yapacağız, edeceğiz diye halka şirin gözükmek için yarışıyorlar. Lütfen gerçekçi olalım lütfen! halkımız artık beyaz yalanları, olmayacak vaatleri dinlemekten bıktı usandı. Kimseye güveni kalmadı, çünkü kime inanıp oy verdiyse hep hayal kırıklığına uğruyor. Ulus olarak Türk halkı şaşkın ve kararsızlık içindedir.

Oysa halk için var olan, halka hizmet etmek için tüm yüreği ile bu hizmete gönül vermiş birisi medya ile şehri, esnafı ayaküstü adet yerini bulsun diye görüntü yapıp, boyunu gösterip gezmez. Gittikleri yerde yapacağız, edeceğiz diye oy almak için halkı kandırmaz. Hangi esnafın işyerine oturup ta bir bardak çayını içip derdini dinlemişlerdir.? Acaba sokaktan geçen hangi kalka yaklaşıp ta medya olmadan “ VATANDAŞ DERDİN NEDİR, BİZLERDEN NE GİBİ HİZMET BEKLİYORSUNUZ”? demişlerdir. Hangi fakirin o asil hanesine gidip soğukta mı, aç mı, susuz mu derdini dinlemişlerdir.? Hangi engelli ailesine, şehit ailesine, yalnız başına yaşam mücadelesi veren yaşlılarımızın hanesine v.s. gidip sorunlarını dinleyip ne tür hizmet istediklerini sormuşlardır. Sivas’ta ve zaman zaman gittiğim bir çok illerde tüm hizmetler şehir...
................

*************************
Gönderen: Şemsettin DERVİŞOĞLU
Alan: Grup: Gülce
Tarih: 26.02.2009 14:53:00
Konu: MERHABA /// TÜRKÜ GÖZLÜM-2

Sevgili gönül dostlarım;

LEYLA' DA MEVLA'YI ARAYAN YÜREKLERE SELAM İLE TÜRKÜGÖZLÜM-2 DEDİM. GÜNÜNÜZ AYAYDIN OLSUN

Türkü Gözlüm-2


Sevda yüklü bulutta bir saika olurken
Çakışına hayranım hayranım “türkü gözlüm”
Damlada nehir bulup umuda yol alırken
Akışına hayranım hayranım “türkü gözlüm”

Sensiz yaşanan zaman hebadır zaya gider
Gün mevsime uzanır saniye aya gider
Seni gören her çiçek kendinden hayâ eder
Kokuşuna hayranım hayranım “türkü gözlüm”

Duama eşlik eden otuz üç sıralımsın
Kostak bel, fidan boylum, kaşları karalımsın
En aşılmaz belende gökçesin maralımsın
Bakışına hayranım hayranım “türkü gözlüm”

Ne zaman bir ah çeksen çınlıyor kulaklarım
Nisan yağmuru gibi akmada bulaklarım
Tümüyle sana çıkar girdiğim yolaklarım
Yokuşuna hayranım hayranım “türkü gözlüm”

Sayhamdaki Leyla’yı Mevla diye çeviren
Benim! diyen dağları tersyüz edip deviren
Sineye har yağdırıp aşk odunda kavuran
Yakışına hayranım hayranım “türkü gözlüm”

Hiç aklımdan çıkmıyor gözlerimi süzdüğün
Vaki olmadı ey can yüreğimi üzdüğün
Gönlünün düğmesine Derviş diye yazdığın
Nakışına hayranım hayranım “türkü gözlüm “

Şemsettin Ağar



-----
Bu şiirin hikayesi:


Leyla ki Mevla'nın izniyle var ve Leyla ki Mevla'ya götürür, selam Leyla'ya şükür Mevla'ya