Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: ŞİİR ve ANLATIM-1-GİRİŞ
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
ŞİİR ve ANLATIM-1-GİRİŞ

Mustafa CEYLAN

Günümüz internet ortamında elektroniğin verdiği imkânlarla her evde, her büroda hattâ şimdilerde mobil-kablosuz sistemle her yer ve zamanda bir matbua” var demektir.

“Yasal düzenlemeleri” yapılamadığı için ülkemizde bu “net-matbua” sahipleri gönüllerinin istedikleri gibi yayın yapmaktadırlar.

Matbuada kucak dolusu para vererek yayınladığınız bir kitabın dağıtım ve tanıtımı için çok çile çekeceksiniz. Oysa, "net-matbuat" la bu çok kolay. Otur ekranın başına, yaz aklına geleni, bir anda yüzbinlerce kişiye ulaş.

İşte bu kolaylık, bu hızlı teknolojik gelişme, son dönemde Türk şiiri üzerine tümen tümen kara bulutlar yağdırmaktadır.
Ne mi oluyor?
-Şiir ırmağı çağıl çağıl akmak yerine, bulanmış durumda. İnternet adeta bir “mısra çöplüğü” haline gelmiştir...
-Hain ve acımasız saldırılar bir yana, eser hırsızlıkları da birbirini kovalar hale geldi. Hangi birini takip edeceğimizi şaşırdık. Ve hangi birisine hukuk zemininde hak aramak için koşacağımızı bilemiyoruz.

Bunun bütün sebebi “kolaylık” mı? Kolaylık asla olmamalı!

Teknoloji düzensizlik ve “kara-çamurlu” bir düzenle akıtacağına şiir ırmağımızı, temiz-düzenli ve çağıl çağıl akıtmalı! Billur ve tertemiz olmalı şiir ırmağımız ve o büyük gönül okyanusuna kavuşmak için akmalı hep….

Akmalı, akmalı diyoruz ya; çaresizlik içinde dert yanmaktan da başka bir şey de yapmıyoruz.

Bazen benim gibi birkaç “kocamışın cılız seslenişini” işitir gibi oluyoruz. Bilmem gençlerimiz faydalanıyor mu? Feryadlarımızı duyuyorlar mı? Duyuyorlar olsa, bunca “tahlil” çalışmamız oldu, bunca söyledik, yazdık bir ilerleme görürdük, bir aks-i seda alırdık.

Ama olsun, bıkmayacağız. Yazacak, söyleyeceğiz işte…

Elbette,has şiire, kalıcı şiire sevdalı şairlerimiz bu söylemlerimize, bu feryâtlarımıza kulak vereceklerdir. Az sayıda da olsa, şiiri gerçekten ciddi olarak ele alan ve kendini milletine, çağına, sanatına, insanlığa karşı sorumlu addeten şairlerimiz sesimizi duyacaktır.

Hele ki, genç yetenekler, arayış içinde bulunup, henüz kendine (ŞAİR) dememiş, meydanlarda, büyük-küçük, usta-çırak dinlemeden havalı gezenlerden olmayan ve öğrenmenin yaşı olmaz diyenler; işte bu dostlar bizi okuyacaklar ve yarım asrı aşan tecrübemizden faydalanmaya çalışacaklardır.

Bu çalışmamızda yer yer dostlarımızdan, yakınlarımızdan, tanıdık ve ahbaplardan, başımızdan geçen olaylardan ve de elbetteki kendimizden örnekler vereceğiz. Bu sebeple, çalışmamızda isim ve olay zikreder isek, mutlaka ÖRNEK OLSUN-DERS OLSUN diyedir çabamız, asla gönül kırmak, yanlışı ortaya dökmek, dostlarımızı üzmek değildir. Umarım, dostlarımız bu gayretlerimizi hoş görüyle karşılarlar...
Ve
Umarım, bu çalışmalarımız faydalı olur.
Haydi buyurun GÖNÜL SOHBETİ'mize o zaman...

------------DEVAMI VAR---------------