Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: ŞİİR ve ANLATIM(4)-Kelime İsrafı
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
ŞİİR ve ANLATIM(4)-Kelime İsrafı

Mustafa CEYLAN

Of ki offfffff!!!
Ülkemizin kalkınma trendinin önündeki en büyük engellerden birisi TERÖR BELÂSI' dır ve o belâya yakın önemli bir belâ daha var ki o da İSRAF'dır.
Evet israf...
Bugün Afrika ülkeleri başta, Dünyanın bir başka ülkelerinde açlıktan inim inim inleyen, bir dilim ekmek için birbirini çiğneyen, yalvaran, sürünen, dilenen nice insanları maalesef görmüyor gözümüz. Evet, dediğimiz gibi BAKIYORUZ da GÖRMÜYORUZ.
Neden?
İsrafın içinde debelenip duruyoruz da ondan...
İsrafı bir ZENGİNLİK UNSURU OLARAK görmekteyiz de ondan.
Yazık bize!
Yazıklar olsun!...
Sadece BÜYÜK ŞEHİRLERİMİZDEKİ EKMEK İSRAFI' nı önlesek, kalkınma hızımız bir kaç yılda bir kaç misli artacak. Uzmanların yaptığı hesaplar ortada. İSRAF EKONOMİSİ bizi mahvetmekte.
Sadece ekmeği değil, SUYUMUZU, HAVAMIZI, DOĞAMIZI, TARİHİMİZİ de yok etmekteyiz. Ve sonra iy'olmaz toplumsal yaralar içinde kıvranmaktayız.
İşte manzara bu.
Üzücü...
*
Gelelim ŞİİR' de İSRAF'a...
Geçenlerde Genç şairlerimizden birisi şiirini acımasızca eleştirmesini istemişti. Şiire daha ilk bakışta, şiirin içine girmeden önce, 3 kıtalık şiirde BEN - SEN-BANA-SANA kelimeleriyle DOPDOLU bir şiir olduğunu görüverdim.

Evet, şair kelimenin ALTIN KADAR DEĞERLİ olduğunu bilendir. Onu altın kıymetiyle değerlendirmeyip, bozuk para gibi harcayıp, pul veya teneke kıymetine düşürene ne demeli bilmem ki?

*
Ressama gelelim. 3 şekilde anlatmıştı BOŞ tablosunu.
Bunlardan BİRİNCİSİnde kendisi vardı, değil mi?
İKİNCİSİNDE BİR BAŞKA ŞAHIS,
ÜÇÜNCÜSÜNDE DE DEDE’ Sİ VARDI.
Şimdi,
Bir Şiirin ANLATILIŞ-HİKAYE EDİLİŞ BİÇİMİ de aynen bunun gibidir. Yani,
1-Şair şiirini, KENDİ BAŞINDAN GEÇMİŞ gibi anlatır.
2-Şair şiirini, ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN BAŞINDAN GEÇMİŞ GİBİ ANLATIR
3-Şair şiirini, DAHA ÖNCE GEÇMİŞ-BAŞKA BİR KİŞİNİN YAŞAMIŞLIĞI gibi anlatır.

İşte GENÇ ŞAİRLERimiz, en çok bu KONUDA HATA YAPMAKTALAR.

Kendi başından geçen bir anlatımda (M) harfi yoğunluğu vardır.
Gençlerimiz KELİME İSRAFI yapıyorlar. Bu birincisi.

Ne mi yapıyorlar?

Örnek: BENİM KALEMİM ‘ diyorlar. Oysa KALEMİM de ki SON (m) HARFİ ZATEN benim’i anlatmaya yetmektedir. Ne zaman BENİM KALEMİM deriz? Bir başkalarına ait kalemler varsa, onların içindekini İŞARET etmek için deriz değil mi? .

Şiir HASSASTIR. Üzerinde en KÜÇÜK bir fazlalık istemeyen DÜNYA GÜZELİ BİR SANATTIR ŞİİR. Her tarafı abur-cuburla,takmış takıştırmış, şaşkınlıktan çöp tenekesinin kapağını da göğsüne takmış güzel olur mu? Şiirde BAYAĞILAŞMAyı ayrı bir konu başlığıyla ele alacağımızdan; güzel, affedersiniz gerçekten güzel olmalı, BAYAĞILAŞMAMALI ve “klozet kapağını” da SÜS diye takmamalı değil mi?

Bakıyoruz, şairimizin şiirine KENDİ BAŞINDAN GEÇEN bir olayı yada yaşadığı bir DUYGU’yu anlatıyor şiirin başında, bir de baksak üçüncü mısrada, yada bir başka bölümde KOPMUŞ KENDİSİNDEN, ÜÇÜNCÜ ŞAHSA yada BAŞKA ZAMAN’a geçmiş.

Gerçek yada hayal hiç fark etmez, ANLATIM TEKNİĞİNİZ ya SİZİN (m HARFİ YOĞUNLUKLU) YA ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARIN(I-R-S vb harf yoğunluklu) , VEYA GEÇMİŞ ZAMANDA OLMUŞ (Ş harfi ağırlıklı) olacaktır. Ha, bunların BİRLEŞTİRİLDİĞİ, BİR “kombinasyon” olduğu durumlar da vardır, onu ustalar yapar. Sözümüz gençleredir.

Özetle olayın içindesiniz, yada seyircisiniz, yahut da mazide olmuştur diyebiliriz olayı…
Ustalık işte bu noktada… ZAMANLAMADA YANİ…

Stadyumda maç seyretmeye gittiniz. Sahada oynayan futbolcu değilsiniz. Tezahürat yaparsınız ancak. Ama duanızla, tezahüratınızla sahadaki futbolcunun ayağına güç verebilirsiniz. Evet stadyumda, sahada oynayan FUTBOLCU’ nun ağzı ve duygusuyla maçı anlatmak ve yaşatmak başka; tribündeki seyircinin diliyle anlatmak başkadır. Siz o sahaya, O TUTTUĞUNUZ TAKIMA yüreğinizi VERİR VE YÜREĞİNİZLE SAHADA top koşturursunuz hem de, AMA ONU anlatırken, YANİ hayalen-yani tasarı olarak anlatırken seçeceğiniz kelimeler ve FİLLER farklı farklı olmalı değil mi?



-------------DEVAMI VAR---------------------