Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER-(12): SA’DÎ
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.


ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER-(12): SA’DÎ

Mustafa CEYLAN
***************


Dostluk ve arkadaşlık uğruna denize atılarak öldürülen bir şairimizdir Sa’dî…

II. Bayezid döneminde yaşamış “Cem şairleri” veya “Cem Sultanı Seven şairler” arasında yer aldığı, ömrü boyunca da Cem Sultan’a bağlı kaldığı için, sürgündeki Cem Sultan’ın haber ve mesajlarını, onun adına İstanbul’da bazı devlet adamlarına, hattâ padişah’a getirdiği için; taht kavgaları esnasında sevdiği ve inandığı Cem Sultan’ın yanında yer aldığı için, Padişaha gammazlanmış, söylediği bazı sözler ve şiirleri dedikodu şeklinde aktarılmış, bu yüzden de Galata Boğazı’ndaki derin denizde boğularak öldürülmüştür.

*
Bir gazelinde demiş ki .

Hey ne diller alıcı nâzlı dilbercik olur
Vey ne fettân u cefâ-pîşe sitem-gercik olur

Eğilüb gûşına söyler gibi olur yüz öper
Zülfi yârin nice çok başlıca kâfircik olur.

Der gören kadd-i hırâmânın eyâ kebk-i hırâm
Fitne bağında açılmış ne sanevbercik olur.

Leb-i meygûunu hattınla gören der güzelim
Lâciverd ile münâkkaşca ne sâğarcık olur.

Nâz ile kim ki göre şivesini Sa’dî der,
Vey nice âfet-i bî-rahm sitemğercik olur.

*
O dönemi nakledenler, yazanlar, tezkireciler ki meselâ Kâtip Çelebi’miz o’nun asıl adının Sadullah, baba adının Mustafa olduğunu; Cem Sultan’a olan bağı sebebiyle cem sultan Divanını hazırladığını, divan sonunda da Sadullah Bin Mustafa olarak adını zikrettiğini belirtmektedir.

Cem Sultan, ilim ve sanat adamlarından etrafında bir halka oluşturmuştu. Şairler halkası oldukça meşhurdu. Haydar, La’lî, Sehâî, Turâbî, Kandî, Şahidî gibi şairlerin içinde yer alan Sa’dî, Cem Sultan’a en yakın şairdi. Bu şairlerin hepsine birden “Cem Şairleri” denirdi.

Çünkü, Sa’dî, Cem Sultan’ın sözcüsü, temsilcisi idi. “Sa’dî-i Cem” veya “Cem Sa’dîsi” adıyla da anılırdı. Cem Sultan ile şair Sa'dî, içtikleri su ayrı gitmeyen iki yakın dosttular. Ayrı bedendiler amma aynı ruh gibiydiler. Ruh ikizi neyse işte o idiler…

*
Günümüze bakın hele…
Dostluk, hele hele ki, şairler arasında ki dostluk pamuk ipliği, saman alevi ölçeğinde. Bugün dost olanlar, iki gün sonra düşman olmuşlar. Hattâ fikren, ilmen dahi aynı çizgide, inançda ve ülküde olanlar bile en küçük bir çıngıda alev alıp tutuşabilmekte, en küçük bir fıskede nice zaman ördükleri dostluk duvarlarını yerle bir edebilmekteler. Sa’dî, arkadaşı Cem Sultan için ölüme gidiyor. Padişahı bile arkadaşı için eleştirebiliyor. Karşısına geçen büyük güce boyun eğmiyor, sürgündeki arkadaşının yanından asla ayrılmıyor, ona ihanet etmiyor, arkadan hançerlemiyor ve en acılı-sancılı ve zor günlerde bir ekmeği paylaşarak çile arkadaşlığını sürdürüyor.

Varın siz dokunun hele yanınızdaki birine, azıcık dokunun. Bakın dünyanız nasıl alt üst oluveriyor. Düne kadar ustam, üstadım, ağabeyim diyen insanların, en küçük bir dalgalanmada sizi nasıl terk edip en mahrem bilgilerinizi eline bayrak edip karşınızdaki saflara nasıl geçiveriyor bir görün hele…

Şairin dostluğu, keşke şiirlerin dostluğu kadar uzun olsaydı.
Şairi ölümsüz kılıp yüzyıllar ötesine şairin adını taşıyan şiir, dostlukları baki kılamıyor işte.
Dostluklar, çıkar ilişkilerine bağlanmış ne yazık!...

*
Sa’dî, Cem Sultanla dost ya, onunla Hacca bile gitmiştir. Cem’in İtalya ve Fransa sürgün günlerinde de hep yanında bulunmuştur. Bir ömür Cem’le dost kalmıştır. Zaman zaman kıyafet değiştirip, derviş kılığında yurda girmiş ve Cem’in mesajlarını günün devlet yöneticilerine getirmiştir.

*
Derler ki;
“Cem Sultan Divanı ve Kerem Kasidesi”ni padişah II. Bayezid’a sunmuş ve o yüzden öldürülmüştür.

*
Dili sade, ahenkli ve akıcıdır.
*
Bir gazelini daha nakledelim :

Her gice başumda sevdâ zülfünün efkârıdur
Her seher virdüm dilümde hüsnünün envârıdır

Dâme hâli danesidür düşüren murg-ı dili
Od uran can harmanına âteş-i ruhsârıdur

Zülf-i sevdâsı ile ey kâtib-i eşküm benüm
Mekteb-i hicrinde tahrîr etdüğün tomârıdur

Sîm ü zer destinde yok kim yoluna harc eyleye
Pâyına îsâr olan bu eşk-i gevher-bârıdur.

Nazm içinde nazmına şâhid yeter kim Sa’dî’nün
Her perî-peyker dilinde söylenen eş’arıdur.

*
SON SÖZ DE BİZDEN OLSUN

*
ŞAİR ÖLDÜRMEK KOLAY


Ey şair dinlen biraz arkana şöyle yaslan !
Çamura düştü misket, ey çocuk sen de uslan!

Fetih mi can gözünde, ilham mı kar tanesi?!
Şair öldürmek kolay, bulunur bahanesi…

*
Şiirin mavisi düşsün dilinden
Balık taşan su dibinde doğum var.
Zorlama boşuna çocuk yanımı
Kar gecesi soğuk, üşür ellerim
…………………..Mendilinden
Yansıyan bir rüzgâr canımı yakar
Dostluğun miracı düşüncelerim.

*
Bugün yine bir şair, bir şairi öldürdü
Bugün yine en ağır küfürler peşin peşin…

Gelsin “Cem Şairleri” içimdeki divana
Bağdaş kurup çöksünler ortasına güneşin
Kandî, Şahidî, La’lî, Turabî ve Haydarî
Goncalara sürsünler al rengini ateşin,
Büksünler büklüm büklüm kelâm denen urganı
Zaman Yusuf kuyusu, dibine uzatsınlar.
(S)onra açsın anahtar, sonsuzluk kapısını
Ç(A)tlatsın kabuğunu sohbetin tohumları
Ve (D)önsünler saraya kovulan şehzâdeler
Sa’d(Î) kırsın kalemi dost uğruna yeniden
……………………………..Mendilinden
Kan damlayan sevdalar kafiyelerde gizli;
Gizli bahçelerimin tam ortası cevizli…

Şiire aç şairler hece yer, mısra dokur
Sözcükler sözcülerin sözlüğünde uyuyor.
Bir gün çatal kapıdan Cem Sultan çıkar gelir,
Duygulu Çelebiler gözlerime doluyor…

Şairin şairleri yaktığı iklim batsın
Dilerim bundan böyle
………………Dost gülsün, dost anlatsın…


Mustafa CEYLAN
Yine muhteşem bir çalışma. Gerek nesir içeriği gerekse konuya istinaden yazılan şiir muhteviyatıyla hayran bıraktı hoca bizi.

Tarihte öldürülen şairlerin öldürülme gerekçeleri genelde benzer gerekçeler. Ya gammazlama, ya haksızlığa muhalefetten, ya çekememezlik ya tahammülsüzlük vs. ...
Tarihin tozlu sayfalarından da anlaşılacağı gibi, bir çok şair ölüme eceliyle gitmemiştir.

Dostluk İNSAN'a, vefaya, erdem denilen o derin kavrama, sevgiye, beklentisiz sevgiye, hoşgörü ve saygıya dayanır. İşte Cem Sultan ve şair Sa'dî arasındaki dostlukta böylesine güçlü bağlarla kurulmuş bir dostluk ki; şairi ölüme götürecek kadar rahatsız etmiş birilerini! Ve o ölüm ki, şairin dostuna ihanetinde, bi vefasında naçar kalmış!


Sanki bugüne bir şamar gibi şair Sa' dî...

Ve maskelenmiş onlarca yüze, riyâdan beslenen, beklentili marazî ama sinsi nice karakterler vardır da ; her gün bir Sa'dî öldürür şiirle ya da şiirle birlikte nasipsiz karakter yoksunu o karanlık gögüs boşluklarıyla...

"Şair Öldürmek Kolay"...


Başlık bile başlıbaşına bir çığlık...Hem de ne çığlık! Hayatın, insanın, haklının bam teline dokunan...


" Ey şair dinlen biraz arkana şöyle yaslan !
Çamura düştü misket, ey çocuk sen de uslan!

Fetih mi can gözünde, ilham mı kar tanesi?!
Şair öldürmek kolay, bulunur bahanesi…

*
Şiirin mavisi düşsün dilinden
Balık taşan su dibinde doğum var.
Zorlama boşuna çocuk yanımı
Kar gecesi soğuk, üşür ellerim
…………………..Mendilinden
Yansıyan bir rüzgâr canımı yakar
Dostluğun miracı düşüncelerim. "


Şu söylemlere bakınız, şu sözdeki ustalığa, şu harflere yüklenen mânâlara ...Dostluğun Arş' a , göğe çıkan en yüksek, en yüce doruğunda iken şair, onu üşüten, canını yakmak için zorlayan nadanlara bakınız! Yok mu içimizde? Ve mavinin o eşsiz düşsel gizlerinde bereket, bolluk, mutluluk, sevgi ve umuttur şiir çocuğa. Ne güzel imgeler; balık, taşan su dibinde doğum...

Ve ne vurucu göndermelerle eteğindeki taşları döküyor şair; insanın kamil olanına değil; -şiir yazmakla birlikte- henüz (insanlıktan) uzak olanına!...

" ...

Şairin şairleri yaktığı iklim batsın
Dilerim bundan böyle
………………Dost gülsün, dost anlatsın…"


Ne güzel ne masum ve içten bir sitayiş; " Şairin şairleri yaktığı iklim batsın!"

Ve ne kadar güzel bir dilek; " Dilerim bundan böyle
………………Dost gülsün, dost anlatsın…"


Usta kaleme her zaman olduğu gibi saygı ve dostlukla, başarı dileklerimle...