Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER(60): REFÎÂ
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
ÖLDÜRÜLEN ŞAİRLER(60): REFÎÂ

Mustafa CEYLAN
****************

XVIII.Yüzyıl şairleimziden, asıl adı Abdurrahman, İstanbullu,Halvetiye şeyhlerinden Mehmet Nazmi Efendi’ nin oğlu, 1720 yılında evine misafir olarak gelen kişiler tarafından eşiyle birlikte öldürülmüştür.
*
Demiştir Ki:

“Zebâne-i ceres âsâ derûnî dostun olan,
Sadâ-yı ta’n ile bir gün seni mükedder ider.”
*


Babasının vefatından sonra, Şehremini’ de bulunan halvetiye tekkesi Yavaşça Mehmet Ağa tekkesinde babasının görevini yürütür. Ayrıca da Sultan Bayezid Han camiinin vaizliğini de yaptı. Vaizliği bakımından, İstanbul ve çevre yörelerinde dahi pek meşhurdu.

Anlatılır:

Günlerden bir Cumartesi günü, şairimiz gene o ünlü vaazlarından birini daha verdikten sonra, her hafta yaptığı gibi, Eskisaray yakınında bulunan Kaptan Sabık İbrahim Paşa Hamamı’na gider. Tellâkın ilgisizliği ile karşılaşınca hamamcıya kızar. Bunun üzerine tellakın işine son verilir. Birkaç gün sonra tellak, yalvarır, yakarır, bağışlanmasını talep eder. Bağışlanır ve aynı göreve tekrar başlar.

Refîâ, vaazını bitirince aynı hamama gider. Affetmiş olduğu tellak kin ve öfkesini gizleyerek şairimizle dostluk kurmaya çalışır. Şair, bu dodtluk gösterisine inanır ve tellakı ve tellak arkadaşlarını davet eder. Akşam olunca, tekkeye geldiklerinde kapıyı Refîâ açar. Konuklarına yemek ikram etmek isteyince, karınlarının tok olduklarını belirtip, sohbet dinlemek istediklerini söylerler. Refîâ, tekkede kimsenin olmadığını anlayan tellâk ve arkadaşlarının maksadını anlar. Anlar ama artık çok geç olmuştur. “Sizlere kahve ikram edeyim” diyerek ellerinden kurtulmak ister. Hocanın peşinden giren adamlar onu 17-18 yerinden bıçaklarlar. O sırada gürültüye koşan eşini de orada bıçaklayıp öldürürler.
*
Demiştir Ki:

“Aşk-ı Hak’dan zerre denlü kime kim etse eser,
Eyler anı cümleden bîdâr ol bilmez haber.

Terk idüp nâmûs u ârı kayd fennünden geçüp,
Sağ u sola bakmayup matlûba eyler ol sefer.

Rütbe câh u mâl u mansıb cümlesin terk eyleyüp,
Dünya vü ukbâda izzet sana aşk-ı Hak yeter.

Zâhidâ vuslat dilersen gel karış âşıklara,
Pîr-i aşka kul olup sultân olup sultâna er.

Enbiyâ vü evliyâ aşk ile buldular Hak’ı
Mürşid it aşkı Ref’îâ tâ olasın kâmil er.”