Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: MUSTAFA MİYASOĞLU HAKK'A YÜRÜDÜ
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.

Yazar, şair ve edebiyatçı Mustafa Miyasoğlu, tedavi gördüğü hastanede vefat etti.





Mustafa Miyasoğlu'nun oğlu Mehmet Miyasoğlu, yaptığı açıklamada, babasının beynindeki tümör rahatsızlığına bağlı olarak 2 aydır tedavi gördüğü Bağcılar Medipol Hastanesi'nde hayatını kaybettiğini söyledi.


Miyasoğlu, babasının cenazesinin, yarın Fatih Camisi'nde öğle vakti kılınacak namazın ardından Eyüp Mezarlığı'nda toprağa verileceğini bildirdi.


Mustafa Miyasoğlu kimdir?


Kayseri'de 1946 yılında doğan Mustafa Miyasoğlu, ilk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun oldu.


Liselerde 10 yıl öğretmenlik, üniversitede de 12 yıl okutmanlık yapan Miyasoğlu, 1988-1992 yılları arasında Pakistan'ın İslamabad şehrindeki yabancı diller enstitüsünde yardımcı profesör ünvanıyla görevlendirildi.


Şiirin yanında deneme, hikaye, tiyatro ve roman türlerinde eser veren Miyasoğlu, pek çok dergi ve gazetede kültür sanat yazıları yayınladı, şiir ve romanlarıyla ödüller kazandı.


Milli Kültür Vakfı özel armağanını kazanan "Hicret Destanı" adlı şiiri Dr. Muhammed Harb tarafından Arapça'ya çevrilen Miyasoğlu'nun başka şiir ve hikayelerinin İngilizce, Arapça ve Urduca çevirileri yurtdışında yayınlandı.


Samsun, Ankara ve Kahire üniversitelerinde eserleri üzerine tezler hazırlanan Miyasoğlu'nun şiir ve yazıları "Filiz", "Hisar", "Türk Edebiyatı", "Edebiyat", "Mavera", "Milli Gençlik", "Yeni Sanat", "Sedir" dergilerinde yayınladı.


Suffe Yayınlarını kurarak Suffe Kültür Yıllığı'nı yayınlamaya başlayan Miyasoğlu'nun şiir alanında "Rüya Çağrısı", "Devran", "Hicret Destanı", "Şiirler" ve "Bir Gülü Andıkça", hikaye tarzında "Geçmiş Zaman Aynası", roman türünde "Kaybolmuş Günler", "Dönemeç", "Güzel Ölüm", "Bir Aşk Serüveni", biyografi alanında Necip Fazıl Kısakürek, Asaf Halet Çelebi, Ziya Osman Saba, Haldun Taner isimli eserleri bulunuyor.




---------------------------------------

Sevenleri Mustafa Miyasoğlu'nun vefatı hakkında neler söyledi?
02.08.2013 11:37:51

Edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Güzel Ölüm'ün yazarı Mustafa Miyasoğlu'nun vefatı büyük üzüntüye neden olurken, Miyasoğlu'nun vefatı sonrası yayınlanan mesajlar onun kültür hayatımıza nasıl bir katkı sağladığının da göstergesi oldu adeta... Peki ne dediler Miyasoğlu'nun ardından?


"Her zaman saygı ve şükranla hatırlayacağız"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yazar, şair ve edebiyatçı Mustafa Miyasoğlu’nun vefatı nedeniyle mesaj yayımladı.

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre Gül, Miyasoğlu’na Alltan’tan rahmet , kederli ailesi, sevenleri, dostlar ve edebiyat dünyasına başsağlığı diledi.

Gül mesajında “ Değerli arkadaşım Mustafa Miyasoğlu’nun vefatını derin teessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Yakın ve kıymetli bir dostu kaybetmenin üzüntüsü içindeyim. Edebiyat dünyamıza seçkin eserler kazandıran Mustafa Miyasoğlu’nu her zaman sayı ve şükran ile hatırlayacağız” ifadelerini kullandı.

"Kültür hayatımızda ayrı bir yeri vardı!"

TBMM başkanı Cemil Çiçek Edebiyat dünyasının değerli isimlerinden Mustafa Miyasoğlu’nun yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak vefat ettiği haberini almaktan büyük üzüntü duyduğunu belirterek “ Kaleme aldığı Roman ve hikayelerin yanı sıra , gazete ve dergilerde yayınlanan düşünce yazılarıyla kültür hayatımıza ayrı bir ışık tutan Merhum Miyasoğlu’na Allah’tan rahmet ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum” dedi.

Edebiyatımız için büyük kayıp

Edebiyatçı yazar D. Mehmet Doğan: “Edebiyatımızın önemli isimlerindendi. Sadece şiir,hikaye ve roman yazmadı. Kendisi özellikle bu alanlarda başarılı bir isimdi. Aynı zamanda edebiyat tarihimiz için ciddi çalışmalar yaptı. Çok önemli isimleri gündeme getirdi. Sın olarak Ahmet Mithat Efendi’nin vefatının yüzüncü yılı’nda güzel toplantılar düzenledi. Edebiyatımızın büyük kayıplarından biridir.”

Rahmet Ayında vefat etti!

Edebiyatçı muzaffer Doğan: “Büyük Doğu teknesinden yerişmiş, Büyük Doğu mücadelesini kavramış, Büyük Doğu mücadelesinde yazan ve eser veren bir isimdi. Şairdi Romancıydı… 50 yıla yakın bir zamanda eserleriyle tanınan bir sanatçı, yakın dostumdu. Mübarek Ramazan’da öbür aleme göç etmesi de derin manalar taşımaktadır. Cenab-ı Hakk’a hamdolsun . Mü’min olarak gitti. Güzel bir ayda rahmetin yağdığı bir ayda ve yağmurlu bir günde vefat etti.

Teşvik edici bir insandı

Kültür Sanat eleştirmeni Bünyamin Yılmaz: “ Kültür dünyamıza katkıları büyük bir insandı Mustafa Miyasoğlu. Sadece eserleriyle değil, teşvik edici özelliğiyle de dikkat çekerdi. Saygısız insan üzerinde büyük emekleri vardı. Birlikte yola çıktıkları merhum Hasan Nail Canat’ın vefatı sonrası “Aynalar yolumu kesti” adlı oyunla tüm Anadolu’yu dolaşırken Miyasoğlu hocamızda Necip Fazıl’ı anlatmıştı. Mekanı cennet olsun.

İstediği bilgilerin hepsini aktaramadı

Yedi İklim Dergisi Yayın Yönetmeni Ali Haydar Aksal: “Miyasoğlu geçmişten bu yana Üstad Necip Fazıl’la özdeştirdiğimiz bir isimdi. Ahmet Mithat efendi ile ilgili yaptığı çalışmalarla da tanınırdı. Akit ve Milli gazetede haftalık yazıları yayınlanıyordu. Genç nesile aktarmak istediği bilgilerin son dönemlerde yarım kaldığından bahsederdi. Hakk’ın rahmetine kavuşan Miyasoğlu’nun ailesi ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Mustafa Miyasoğlu



Hüseyin Öztürk / Yeni Akit
***********************


02 Ağustos 2013 Cuma 00:09,Mustafa Miyasoğlu, hayatı boyunca hep fikir ve düşünce gemisinde oldu ve herkesi de o gemiye davet etti.

Aşta da işte de sefada da kederde de “davamız” öncelikli olsun istedi. Miyasoğlu, hayat ile mematın birbirinden ayrılmadığı ve daha çok mematın hayatı etkilediği bir zaman diliminde yaşadı.
Hasta yatağında bile yazdı. Ama son zamanlarda yazıları seyrekleştiğinde rahatsızlığı iyice artmış ve Bağcılar Medipol hastanesine yatmıştı.
Dün Hakk’ın rahmetine kavuştu. Cenaze namazı bugün Cuma namazına müteakiben Fatih Camii’nde kılınarak Eyüp Sultan’a defnedilecek.
¥
Büyük Doğu neslinin hem yazan hem konuşan ekolünün öncülerinden olan Mustafa Miyasoğlu, davasını romanlar, hikâyeler ve şiirle anlattı.
Bu da yetmeyince memleketin neresi olursa olsun, her yere konferans ve seminere koştu, mahalli dergi ve gazetelerde yazdı.
Şimdi sızlanmak ne derece doğru olur bilmiyorum ama artık klasik şikâyet haline geldiği için kimsenin de pek aldırış etmediği laflardan birini edeceğim.
-“Bizim kesimde fikir ve düşünce insanlarımızın kıymeti yaşarken pek bilinmez. Ancak öldükten sonra badem gözlü olur.”
Mustafa ağabey de bu hali yaşayacak ama göremeyecek. Sağlığında ben de başta olmak üzere yazdıklarıyla, konuştuklarıyla çok fazla ilgilenmedik.
Zannettik ki, hepimiz aynı yerde duracağız ve aynı şeyleri söyleyeceğiz. Oysa öyle olmadığını defalarca yaşamamıza rağmen, birbirimize sahip çıkmasını bir türlü beceremedik.
Ne var sanki ebedi âleme göçmeden bu dünyada birbirimizi severek ve sahiplenerek göçüversek. Gelin görün ki, yazmak kolay, söylemek bedava, fakat nefse anlatmak zor.
¥
Mustafa Miyasoğlu, Demokrat Parti Milletvekillerinden ve MNP’nin kurucularından rahmetli Ekrem Ocaklı’nın damadıdır.
Hasan Aksay ağabeye, Mustafa ağabeyin vefat haberini verdiğimde; Miyasoğlu’nun Ekrem Ocaklı’nın ocağında yetişerek dava insanı olduğunu söyledi.
¥
Rahmetli Miyasoğlu’nun iki romanından söz etmek isterim.
Romanlarından birisi, “Kaybolmuş Yıllar” diğeri “Dönemeç”tir.
“Kaybolmuş Yıllar”da; inkılapların toplum üzerindeki fiziki değişim zorbalığına rağmen, ruh değişimine bir şey katmadığı için sancı çeken nesilleri anlatır.
Kişisel meselelerle; kültürel, siyasal, sosyal ve tarihi olayların kevgir gibi delik deşik edildiği 1960 sonrası neslin fotoğrafı vardır.
¥
“Dönemeçte” ise Cumhuriyet’in 50. yılındaki sosyal bunalımlar ve kültürel değişimi anlatır. Anadolu’daki ataerkil ailenin parçalanarak büyük şehirlere göçünü dile getirir.
Göç öncesi geleneksel aile yapımızın, göç sonrası parçalanmasıyla ne geçmişe sahip çıkabildiklerini ne de geleceğe adapte olabildiklerini anlatır.
¥
Elbet rahmetli Mustafa Miyasoğlu’nun yazdığı roman, hikâye ve şiirleri bu kadar değildir, lakin kaç kişi bilir, kaç kişi okumuştur onu bilemem.
Belki bu saatten sonra kıymeti bilinecektir. Allah rahmet eylesin ruhu için El Fatiha.
ŞAİRİN DUASI



Gümüş paralar altın çelenkler almışım
Defne dalları konmuş başıma
Kanmamışım
Söylediğim destanlar tarih bilinmiş
Devletime almam demiş Eflâtun
Tınmamışım


Kâhinler büyücüler girmemiş kanıma
Şeytan büsbütün çelememiş aklımı
Garip bir sezgiyle dolanmışım
Dilimde esrar hazinelerinin anahtarları
Kızıl tüylü deveyle Ukaz Panayırı’nda
Son Peygamber’i mırıldanmışım


Kur’an ininceye kadar Mekke duvarları
Benim şiirlerimle süslenmiş
Yüzlerce yıl serâzâd gezmişim bulvarları
Dünya benimle daha bir sevilmiş
Sesimle genişlemiş şahdamarları
Böylesi kimde görülmüş


Şiir bir şah at olmuş şair dilinde
Savaş meydanlarında söz tufanı
Şiirlerle konuşmuş Peygamber’e Medine
Mazlumun âhı yiğidin destanı
Barış çağrılarıyla herkes peşinde
Hırka-i saadete dönmüş ölüm fermanı


Şiirdir beni sana yaklaştıran
Ben ki gün doğarken kuş seslerine
Gün batarken sürülere bağlanmışım
Hercai menekşelerle güllere
Ne oyunlar oynamışım
Şükür yanmamışım



Mustafa MİYASOĞLU
Yosun

Gecenin en uç yerinde bir kadın
Örer saçını köpüklü mermere
Parmakları ucundan tutar karanlığın
Ve ömür uzanır bilinmez yere

Saçlarından tuttum gecenin
Yüreğimde ne korku ne keder
İçimde sonsuzluğu bu sevginin
Baktım yüzüne dünyalar değer

O ölüm ötesi kaygılarınla
Bir sevgi kulesidir erişilmez için
Kuru bir dal korkunun uzanışı
Ve ürkek bir tavşan gibi gözlerin

Çıkardım kalbini ay ışığına
Yıkandı acının en derin izi
Belki taş altında kemik ve kül
Bilinmez korkunun karanlık yüzü

Deniz yıllarca besler kalbinde
Sonsuz çırpınışlarını bir arzunun
Duyulur kayanın yeşil dilinde
Bitmeyen açlığı o ilk yosunun

Mustafa Miyasoğlu