Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Cuma Efe'nin türküsü (2)
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Cuma Efe'nin türküsü (2)

Ahmet ÖZDEMİR
***************

Dünkü yazımda Ak saçlı efenin öğüdünden söz etmiştim ya:
" Bak ha! Yatak zeybeğin canıdır. Zeybek demek, yatak demektir," demişti. Cuma Efe bu uyarıyı hiç unutmamıştı. Ak saçlı efenin bir sözünü daha unutmamıştı:

"Göl yerinden su eksik olmaz. Amma, kurt eniği kurt olur."
Ak saçlı Efe, dağlardaki tanıdığı, bildiği Yörüklere, Yörük obalarına, göçerlere, Yörük beylerine haber göndermişti:

"Bizim uşak varıyor, koruyun, kollayın," demişti. Çok geçmeden Cuma Efe'ye sağdan sözden mesajlar ulaşmıştı:

"Hiç düşünme. Bu obada senin her bir hacetin görülür. Korkma. Bizim öteki akrabalara da haber saldım. Bak oğul, sen çok gençsin... Yatağını belli etmeyeceksin. Allahtan başka kimse bilmeyecek. Bu oba senin. Başın sıkışınca sana ulaşır. Yüreğine şüphe düşmesin bu obadan..."

Cuma Efe bunu hiç unutmadı. Daha önceden buralarda yaşamış bir Ali Efe vardı. Ölüm anında bile yataklarının kim olduğunu söylememişti. Ağzından laf alamayan zaptiyeler hırslarından kamalarını böğrüne saplamışlardı. Köylüler arkasından ağıt yakmışlardı:

Ali efenin evleri gonağa yakın
Yağla martinini goluna takın
Kamalı geliyor kendini sakın

Al atı var kır atı var yol mu dayanır
Kama yarasına can mı dayanır

Kuyuların altından eğildim geçtim
Sağ yanımdan vuruldum sol yana düştüm
Ben eşkıyalıktan dünden vazgeçtim

Al atı var kır atı var yol mu dayanır
Kama yarasına can mı dayanır

Kuyuların altında inden evim var
Alıverin martinimi benim kimim var
Soma Kazasında benim yârim var

Al atı var kır atı var yol mu dayanır
Kama yarasına can mı dayanır

Cuma Efe iri yarı güçlü kuvvetliydi. Genç olmasına karşın efeliğin töresini bilirdi. Törenin dışına çıkmaz, çıkanı da affetmezdi. Kendisine bağlı zeybeklerin, kızanların her türlü gereksinimlerini sağlardı. Onları ve onların aile çevresini korur, kollardı. Mahiyetine girmek isteyenler, ilk baştan silahını onun ayaklarının dibine atardı. Cuma Efe bu silahı tekrar almasına izin verirdi.

Cuma Efe, Efe, yiğitliği, mertliği, cömertliği, korkusuzluğu, sabırlılığı, yardımseverliği, olgunluğu, silah kullanmadaki yetenekleriyle zeybek ve kızanlara örnekti. Onun izni olmadan hiçbir kızan çeteden ayrılamaz, kendi başına iş yapamazdı. Bekâr olan kızanlarını ve zeybeklerini evlendirir, masrafları karşılar, düğünün şanlı şöhretli olmasına özen gösterirdi. Cuma Efe, halka düşmanlık edenleri, vurguncuları, tefecileri, ihbarcıları, ırz düşmanlarını, sömürücüleri, hak hukuk bilmeyen ağa ve zorba takımını mutlaka bulur, hak ettiği cezayı verirdi. Kısa zamanda Cuma Efe, yörenin "hak arayan kahramanı" olarak tanınmıştı.

Yıllar yılları böyle kovalarken, Cuma Efe'nin yataklarının yataklarından feryat sesleri gelmeye başladı. Cephelerden kaçan askerler ve yörede askere gitmek istemeyenler, çeteler kurup, dağdaki Rum ve Ermeni çeteleriyle birlikte halka zulüm ediyor, çapul yapıyorlardı.

Cuma Efe, bunların korkulu rüyası oldu. Kazdağlarından Madra dağlarına kadar nerede bir feryat duysa o tarafa doğru koşuyordu. Bu yetmemiş gibi bölge birer birer Yunan Askerlerinin işgaline uğramaya başlamıştı. Bu beterin beteriydi.

İşgalci Yunan askerleri tam anlamıyla zavallı Türk halkına kelimenin tam anlamışla vahşet uyguluyorlardı. Böyle bir zulüm insanlık tarihinde yoktu. Her köyde bulunun Rum halkından edindikleri ajanlar tarafından basacakları köy ve halk hakkında bilgi alıyorlardı. İhanetçilerin yol göstermesiyle evleri basıyor, önce işlerine yarayacak havyaları gasp ediyorlardı. Bastıkları evlerden halı, kilim, ziynet eşyası ne varsa zorla alıyorlardı. Karşı koyanları en ağır işkencelerle öldürülüyordu. Halkın aç kalacağını düşünmeden ellerindeki bütün yiyecek maddelerini, zahirelerini almakla kalmıyor, bunlardan işlerine yaramayacak olanları da yakıyor, kullanılmayacak hale getiriyorlardı.

İşgalci Yunanlılar köylerde hırsızlık, yağma, gaspla sınırlı kalmıyorlardı. Dini gülerdi, halkın teravih namazı gibi toplu ibadet ettiği saatlerde evlere silah aramak bahanesiyle baskın yapıyorlardı. Camileri ahır ve süprüntü yeri yapmışlardı. Yunanlılar, işgalleri altında bulundurdukları yerlerde müftülük ve imamlıklara kendi emellerine alet olabilecek ehliyetsiz kişileri getiriyorlardı.

Yarın Yunan İşgali ve Ermeni Rum Çetelerinin zulmünden söz ederek sözü Cuma Efe'nin türküsüne getireceğim.