Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Faruk Nafiz ve Şukufe Nihal (2)
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Faruk Nafiz ve Şukufe Nihal (2)


Ahmet ÖZDEMİR
***************

Faruk Nafiz, Ankara Lisesi'nde coğrafya öğretmenliği yapan Aziziye Hanım'la ani bir evlilik yaptı. Yıl 1931'di. Bir zamanlar;

"Yalnız kalmaktansa Nihal'imden uzakta
Kalsam diyorum, dar-ü diyarımdan uzakta"

diyen şairin bu ansızın evlenmesi edebiyat çevrelerini çok şaşırttı. En çok da Şükûfe Nihal'i. Gerçi kavga ettikleri için bir süredir görüşmüyorlardı ama o da anlam verememişti bu ani evliliğe. Şöyle yazmıştı:

"Dalgalar sürükleyin beni de enginlere
Kumların arasında ben de bir parça taşım
Ayrılmayız, beraber dalarız derinlere!
Derken, bırakıp gitti elimi arkadaşım"

Yine bu ayrılığın şiirlerinden biri "Kimbilir" adını taşıyordu. Yalnız üç dörtlük yazmakla yetineyim:

Karanlıklar gölgemi sildikçe gözlerinden
Sesim bir sızı gibi ardından sürüklendi
Bir can damarı kopmuş gibi ta içerimden
Kalbimde son damla kan boşalarak tükendi

Yalvarmadım gitme kal bile demedim sana
Bu yalvarışı sende bekledin mi kim bilir
Yarı yoldan dönerken hiç baktın mı arkana
Adımı son bir defa söyledin mi kimbilir

Adım kı dudağında tek ses oldu yıllarca:
Her zerrede sesimin aksini bulacaksın...
Bir gün görürsen kalbimi parça parça,
Bırak ki gözyaşlarım yine yoluna aksın...

Şükufe Nihal "Su" şiirini yazarken belki Faruk Nafiz'in Çoban Çeşmesi'ni gözlerinin önüne getiriyordu:

Kalbinden kalbime akan bir sesti
Akşam gölgesinde çağlayan o su...
Sesini en tatlı yerinde kesti
Bizi sonsuzluğa bağlayan o su.

O su, bir sır gibi mırıldanırdı;
Göğsünde bir sarı ay yıkanırdı;
Bizi Leyla ile Mecnun sanırdı
Gamlı yolumuzda ağlayan o su...

Sessiz ruhumuzu o bestelerdi,
Bize "Unutalım dünyayı" derdi...
Bir aldı sonunda verdi bin derdi,
Bizi bizden fazla anlayan o su.

Şimdi ne akşam var, ne ses ne dere;
Yolumuz ayrıldı başka ellere;
Benzetti bizi bir kırık mermere
Ruha zehir gibi damlayan o su.

Kalbinden kalbime akan bir sesti
Akşam gölgesinde çağlıyan o su;
Sesini en tatlı yerinde kesti,
Bizi sonsuzluğa bağlayan o su...

Çamlıbel duygularını "Yıldız Yağmuru" adlı romanında yansıttı. Yıllar sonra 1954 yılında Cumhuriyet gazetesi muhabiri Sermet Sami Uysal Faruk Nafiz Çamlıbel'e sordu: Eşinizle aşk evliliği mi yaptınız?

Faruk Nafiz şu karşılığı verdi:

"Hayır. Birbirimizi beğenip evlendik; duygudan çok kafa izdivacı oldu daha doğrusu."

Faruk Nafiz Çamlıbel'in ani evliliği ardından Şükûfe Nihal de evlilik kararı aldı. Ahmet Hamdi Başar'la evlendi. Fakat evliliği sürdüremedi.
Faruk Nafiz Çamlıbel ölümsüz aşkını hiç unutamadı. Sadece rastlantı mıdır; Şükûfe Nihal'ın ölümünden bir buçuk ay sonra vefat etti!

Şükûfe Nihal, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk aydın öğretmenlerinden biriydi. Yalnız Faruk Nafiz'in değil, Nazım Hikmet'in Cenap Şehabettin'in kardeşi şair Osman Fahri'nin, Ahmet Kutsi Tecer'in ona duygusal yakınlığı vardı. Hepsi onun için şiirler yazmışlardı. Şükûfe Nihal'in hayatı köşkte başlayıp huzur evinde bitti.