Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: MÜNAFIKLARIN BAŞI ABDULLAH İBN SEBE
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
MÜNAFIKLARIN BAŞI ABDULLAH İBN SEBE

Abdullah İbn Sebe, Yahudi dönmesi münafıklığın baş aktörü!
Hz. Osmanın halifelik makamına geldiği zamanlarda, kendisi gibi fitneliğe gönül vermiş kişilerle, Nuh peygamberin oğulları zamanından kalmış harabelerde toplantılar yaparak fitne ve fücur tohumlarını eken, İslâm alemini allak bullak eden kişi.
İlk yapılan toplantıda kendisini lider seçen kişiler şunlar.
Cermuz Oğlu, Kerrus Oğlu, Meymun Oğlu ve Yakup Oğlu.
Bu kişilerin görev yerleri şöyle belirlenmiştir.
Baş münafık Abdullah İbn Sebe: MEDİNE de,
Cermuz oğlu: BASRA’da.
Kerrus oğlu : KÜFE de.
Meymun oğlu: ŞAM da.
Yakup oğlu : MISIR da. Faaliyet göstermek üzere sözleşirler.
Her kez aldığı görevi en iyi şekilde yapmaya çalışır.

Emeviler Devlette hakimiyet kurarken, Haşimiler Devlette görev almamış….
HZ. ÖMER zamanında, Muaviye ve kardeşi Yezit, Amr ibn As, Emevi olmalarına rağmen devlette önemli görevler almışlar.
Hz. Osman döneminde, Devlet merkezi Medinede olduğu halde, görev alanların çoğu Mekkeli idi.
Abdullah ibn. Sebe denilen münafık bundan istifade etmenin yollarını arıyordu.
Hz. Ali Haşim oğullarındandı. Mekke Medine rekabeti başlamıştı. Münafıklar gurubu bunu gündemde tutmayı yeğliyordu. Bunda da başarılı oluyorlardı.
Diyorlardı ki; Devlet reisinin masum olması, adil olması, hatasız iş yapması gerekir.
Böyle biri var aslında!... O da Hz. Ali den başkası değildi.
Hz. Ali kimdi?
--Hz. Peygamber in amca zadesi ve damadı idi.
--Hz. Peygamber onu küçük yaşında yanına almış, eğitmiş, bütün bildiğini ona öğretmiş kendisini halef olarak hazırlamıştır. Öldükten sonra yerine geçmesi için vasiyet etmiştir.
--Bir takım türediler onun hakkını gasp etmiştir.
Halbuki Peygamberin tavsiye ettiği kişi Hz. Ali idi diyorlar!...
Bir çok ayet ve hadisi tevil ederek dini gerekçeler bulmaya çalışıyorlar.

ŞÖYLE Kİ;
Kur’anda “ Bu gün dinimiz kemal buldu. Allah’ın dini tamamlandı.” Deniliyor.
SEBE ye göre, kemal bulmaktan murat, Hz Ali!
Nimetin tamamlanmasından murat yine Hz. Alidir. Diyordu!...
Yine Kuranda:” İnsanlar arasında, öyleleri vardır ki; Allah rızası için kendilerini feda ederler.” Bu tür insanların en üstünü Hz. Alidir.
Yine Kuranda: “Her millete bir müjdeci ve bir hidayet rehberi gönderilmiştir.” Deniliyor.
Abdullah ibn. Sebeye göre; Müjdeci olan Peygamberdir. Hidayet rehberi de Hz. Alidir.
Yine Kuranda: İman edenler, yerlerini yurtlarını bırakıp hicret edenler, Hak yolunda canlarıyla mallarıyla dövüşenler en yüksek dereceye haizdirler.” İşte bunların başına yine Hz. Ali gelir.
Yine Sebe ye göre, Hz Muhammet Ali ye,” Sen benim kardeşimsin, vezirimsin, varisimsin, halifemsin. Demiş!...
Yine uydurma bir hadise göre; Hz. Peygamber HUM Çayı kenarında, Aliye “Ben kimin efendisi isem, Ali de Muhammedin halifesidir.”
İşte bunlardan dolayı, Sebeye göre Hz. Ali; Hem masum, hem bütün naslar (deliller) ona işaret etmekte.. Onun yapamadığı bir mucize yoktur diyerek, Onu Dünyanın en zahit, en muttaki, en alim, en zeki, en fasih, en beliğ, en şeci adamı, olarak göstermeye çalışmıştır.
Gaipten haber vermek Onun şanındandır. Onun her duası mutlaka kabul görür. Cinler Periler Onun kılıcı karşısında derhal dağılırlar. Güneş bile Onun emri ile iki kere geri dönmüştür. Seller Onun emri ile durmuştur. Yılanlar aslanlar Onun emrini dinlemişlerdir.
Böyle bir kişi için Peygamberin emrini dinlememek, Onun vasiyetini yerine getirmemek olur muydu?
İşte Abdullah ibn. Sebe denilen münafığın halka telkinleri hep bu tarz olmuştur. Bütün maksat, attığı fitne ve fesat tohumlarının kökleşmesini sağlamaktan başka değildi.
Bunda da son derece başarılı olmuştur.
Basralılar, TALHAYA,
Küfeliler ZÜBEYİRE mi meyilli idiler olsun!...
Bu Onun işini kolaylaştırıyordu. Üç koldan hücum etmek Osman’ı devirme işini kolaylaştırıyordu…..
Sebenin içinde bulunduğu Mısır muhiti İslam’dan önce Hıristiyan idi. Kendisi de Yahudi idi.
Hıristiyanlar İsa’nın geri geleceğine inanıyorlardı. Peki, O dönecekse Muhammed dönmeyecek mi?!....Dönünce vasiyetini yerine getirmeyenleri kılıçtan geçirmeyecek mi! Bunun hesabını sormayacak mı?!......
İşte bu ve buna benzer fikirlerle, Müslümanların arasını açmada çok başarılı olmuşlardır.
Muaviye ile Hz. Alinin halifelik kavgaları, Sıffinde Hz. Ali ile, Hz. Aişe’nin karşı karşıya gelmelerinin sebebi hikmeti bu olsa gerek…….
Daha teferruatlı bilgi edinmek isteyenlere Ömer Rıza Doğrulun KANLI GÖMLEK kitabına baş vurmalarını tavsiye ediyorum.

ALİ GÖZÜTOK