Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: SERVET-İ FÜNUN TOPLULUĞUNUN DAĞILIŞI
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
SERVET-İ FÜNUN TOPLULUĞUNUN DAĞILIŞI
*********************************

Topluluğa bağlı şairler içinde ilk ciddi tartışma ve görüş ayrılığı, Ali Ekrem ile derginin başyazarı Tevfik Fikret arasında yaşanmıştır. Ali Ekrem (Bolayır) ve Ahmet Reşit (Rey), Servetifünun edebiyat anlayışının olumsuz yönlerini eleştirerek bir tür öz eleştiri yaparak daha ılımlı ve kabul edilebilir çizgiye gelme taraftarıydılar. Tevfik Fikret’in aşırı alınganlığı ve zaman zaman nükseden geçimsizliği böyle bir öz eleştiri yapmaya fırsat vermemiştir. Ali Ekrem, Servetifünun şiiri hakkında kendi görüşlerini içeren “Şiirimiz” adlı bir makale kaleme almıştır. Tevfik Fikret, derginin başyazarı olması nedeniyle önce bu makaleyi olduğu gibi yayımlama sözü verdiği hâlde sonradan yazının bazı bölümlerini çıkararak yayımlamıştır. Bu durum karşısında çok kızan Ali Ekrem, günlük olarak çıkan “Servet” ve “Malûmat” gazetelerinde, Servetifünun’da makalesinin kısaltıldıktan sonra yayımlandığını ilan etmiştir. Ardından da söz konusu makaleyi olduğu gibi “Malumat” dergisinde yayımlamıştır.

Bu makalesinde Ali Ekrem, Cenap Şehabettin ve Tevfik Fikret‘in şiirlerindeki olumsuzlukları eleştirmiştir. Bu durum, Servetifünun edebî topluluğu için yol ayrımı olmuştur. Fikret ve Cenap da Ali Ekrem’e cevap vermekte gecikmemişlerdir. Daha çok karşılıklı duygusal kırgınlıkların süslediği bir eleştiri ortamına doğru gidilmiştir. Cenap Sahabettin, “Raik Vecdi” takma adıyla “Münekkid-i Hakiki” makalesini yazmıştır. Bu yazıda, Ali Ekrem’in bir eleştirmen olamayacağı anlatılmıştır. Çok geçmeden Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit de bu tartışmaya katılmışlardır. Bu arada Ahmet Reşit (Hüseyin Nazım), Servetifünun’dan ayrılarak “Malûmat“ta yazmaya başlamıştır. Onu Recaizade Mahmut Ekrem‘in önde gelen öğrencilerinden Menemenlizade Mehmet Tahir izlemiştir.

Gittikçe hırçınlaşan Tevfik Fikret, çevresine ve kendisine zarar veren davranışlar sergilemeye başlamış ve sonunda derginin sahibi Ahmet İhsanla da araları açılmıştır. Fikret, başyazarlığı bırakarak köşesine çekilmiş; ondan boşalan makama Hüseyin Cahit Yalçın getirilmiştir. Yavaş yavaş yazar kadrosunu kaybeden dergi; Hüseyin Cahit’in 1901 yılında Fransızcadan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalenin yayımlanmasıyla kapatılmıştır. Süresiz kapatılan dergi, her ne kadar 6 ay sonra yeniden yayın hayatına devam etmişse de artık eski heyecan ve havasından çok uzakta sıradan bir mecmua görünümüne bürünmüştür.

1908′de II. Meşrutiyetin ilanına kadar heyecansız yayınını sürdüren dergi, 1909′da, aslında Servetifünun edebiyatının cılız bir parıltısı ve devamı olan Fecr-i Ati Edebîyatının yayın organı olmuştur. Bu topluluğun da kısa bir sürede dağılmış olması Servetifünun dergisini eski günlerine döndürememiştir. Dergi, yayın hayatını Cumhuriyet Döneminde de sürdürmüş, “Servetifünun” ve “Uyanış” adlarıyla Türk basın hayatına hizmet vermeye devam etmiştir.

Servet-i Fünun, edebiyatımızda bir dergi etrafında kümelenen aynı ya da farklı sanat anlayışında şair ve yazarların ortak edebî yayın organı olma özelliği taşıyan ilk dergidir. Daha sonra bu durum, edebiyatımızda bir gelenek hâlini alacak ve “Yedi Meşale“, “Dergâh“, “Yaprak“, “Papirüs“, “Hisar” gibi dergiler; sonraki kuşakların toplandığı edebî ortamlar olacaktır.