Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: YENİMAHALLE FOLKLORU-AĞITLAR, TÜRKÜLER VB.
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
* TÜRKÜLERİMİZ * AĞITLARIMIZ * OYUNLARIMIZ * ATA SÖZLERİMİZ
ANKARA VE ÇEVRESİNDE DÜZ TEK OYUNLAR
1. Mor koyun
2. Ankara koşması
3. Çiçek Dağı
4. Hüdayda
5. Badi Sabah
6. Atım Arap
7. Misket
8. Karpuz Kestim
9. Keskin oyunu
10. Kayanın bedenleri
11. Yemenimi düzeyim
12. Bombili
13. Konyalı
14. Çiftetelli
15. Mevlânâ
16. Sivastopol
17. Dalilim
18. Hoplilim
19. Dört oyunu
20. Fidayda
Karşılama olarak ikili oynanır. (1)
SÖZSÜZ OYUNLAR
1. Çarşamba - sabahî
2. Eski pazar Havası - Kaval Havası
3. Kılıç Zeybeği - Mendil Zeybeği - Yeni Kılıç Zeybeği
4. Sivastopol Oyun Havası
5. Memâl Halayı
6. Mor Koyun II.
7. Kasap Havası
8. Hicaz Oyun Havası
9. Ankara Zeybeği
10. Anadolu Oyun Havası
11. Sinsin
12. Fidayda (2)
1. Kaşın gözün arası (Kerkük)
2. Hel hele verin geline (Kerkük)
3. Aman mor koyun meler gelir
4. Karanfil oylum oylum
5. Akan sular ben olsam - Gonduralım
6. Halay - Bugün ay ışığı
7. Bahçelerde ay doğar - Şebebîm Nenni
8. Kına havası - Merdivenden indirdiler
9. Kayada gezen oğlan - Şekeroğlan
10. Çiçek dağı oyun havası
11. Atım araptır benim aman
12. Atım arap ben arap
13. Güvercin uçuverdi II. Misket II
14. Dillala - Kırda erik ağacı
15. Kalenin bayır düzü - Kadın oyunu - Şinanay havası
16. Köçek havası - Menevşe koymuşlar gülün adını
17. Name gelin I. Suda oynar Balık - Oyun havası (3)
18. Name gelin II - Evleri var engin - Oyun havası
19. Aman bulguru kaynatırlar - Fidayda - Hüdayda
20. Harman yeri yaş yeri
OYUNLARIMIZ VE TÜRKÜLERİMİZ
Misket
Hüdayda
Altılar
Yandım Şeker
Mor Koyun
Name Gelin
Burçak Tarlası
Pazarda Kına
Köprüden Geçti Gelin
- Mor Menekşe
- Zahiderm
- Aygelin
- Su Sızıyor
- Keziban
Şeker Dağın Kırcısı
Karpuz Kestim
Sarı Kız
Suya Gider
Allı Gelin
Sarı ipek
ve
Bayram Aracı
Oyalı da Yazma
Deveyi Düzde Gördüm
1. Davul
2 Zurna
3. Kaval
4. Dilil ve dilsiz
5. Bağlama
6.Kaşı k
8. Ada düdüğü a Nay düdük
10. Meydan sazı
11. Cura
12. Saz
13. Darbuka
14. Dırrbuha. {4)
MİSKET
«Caminin ezanı yok İçinin düzeni yok Çok memleketler gezdim
Misketten güzeli yok...» diye başlanan Ankara’nın en tanınmış oyun havalarından birisidir misket... İlçemizde de bütün düğünlerin, sazlı sözlü her eğlencenin baş türküsü ve oyunudur.
Üç, dört kişi ile oynanan bu oyunda üç önemli hareket vardır.
1 — Duruş
1 — Yürüyüş
2 — Sekiş
Bu öç hareket günümüzde, artık üç dört kişi değil, salonlarda - meydanlarda on yirmi kişi sergilemektedir. Bu düz oyuna, ayak ve kol figür¬leri hakimdir.
Misket, asırlarca önce yaşanmış gerçek ve ölümsüz bir aşkı anlat-maktadır.
Misket, Yenimahalle düğünlerindeki sazların dilinde yaşamaya devam
etmektedir.
\ .
Misket, küçücük-kıpkırmızı bir elmanın adıdır. Misket elması...
Misket ufacık simanın kırmızılığından daha güzel ve tatlı bir ceylân gözlü güzellik adıdır. Oyalı, bembeyaz yazmanın arasında misket elmasının güzelliği bulunur, İşte ona sevgilisi bu bu nedenle «misket» adını takıver-
(1 -2*3-4) i Cemil Demirsipahi, Türk Halk Oyunları,
Türkiye Iş Bankası Kültür Yayınları Folklor dizisi : 2, Ahlara 1975.
\
miştir. Sevgili misketinden ayrı kalan delikanlı, hasretini, yüreğini yavuran, yanan-yakan sevgisini sazı ile dile getirir. Ayrılık, gurbet ve memleket memleket dolaşmak, misketine olan özlemini büyütür de büyütür... Yenimahalleliler misketi çok sever.
Bu sevgi devam ettikçe misket, Yenimahallelilerin yüreklerinde ve en sevinçli anlarında, düğünlerinde, aralarında yaşamasını sürdürecektir...
Ve bu sevgi, bu oyun gelecek nesillere, daha daha geleceklere de özenle aktarılacaktır. s
Yıllar müziğini, bestesini, güftesini asla bozamamıştır.
Bu güzel oyunun sözlerini aynen alıyoruz :
MİSKET
Güvercinim uyur mu Çağırsam uyanır mı
Misket orda, ben burda
Buna can dayanır mı?
A benim aslan yârim Dağlara yaslan yârim Dağlar efe götürmez Sineme yaslan yârim.
Güvercin uçuverdi,
Kanadın açıverdi.
El oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi.
A benim hacı yârim Başımın tacı yârim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yârim Caminin ezan vakti,
İçinin düzen vakti,
Ben misketi kaybettim Sonbahar gazel vakti.
Havuz başı, su başı'
Ben istemem yüzbaşı Olursa müşir olsun
Dosta düşmana karşı Caminin ezanı yok,
İçinin düzeni yok,
Çok memleketler gezdim Misketten güzeli yok.
Özüm dengi yıkıldı
Şarap suya sıkıldı
Verin benim yârimi
Şimdi canım sıkıldı
Yılan kaydı kamışa
Su neylesin yanıroşa Mevlâm sabırlar versin Yârinden ayrılmışa
Deniz kumsuz olur mu?
Dibi kumsuz olur mu?
Ben müftüye danıştım
Yiğit yârsiz olur mu?,
Yılan aktı gazele
Gönül düştü güzeje ;
Vailah billâh kıyarım [
Yârim ile gezene

Nakarat
ördek gölde süzülür
inci mercan dizilir
Açma misket göğsünü Hastamız var üzülür

Nakarat
Oy farfara farfara
Ateş düştü şalvara Ağzım dilim kurudu
Kız yalvara yalvara
incir koydum çekiye
Kim okuya, kim yazş n
Misket düşmüş şaraba
Yidl benim ırakıya
Daracık daracık sokaklar ' " ’
Kızlar misket yuvarlar Kızlara koca bulmuyor Kocaman kocaman karılar...
HÜDAYDA
işte, bizim İnsanımızın kahramanlığını, yiğitliğini, sevecenliğini anlatan millî oyunlarımızın en eskilerinden biri daha... Hüdayda...
Hiç bir oyuna benzemez Hüdayda... iki kişiden fazla kimse ile oynan¬maz. Gözü doyuran ve hareketlerdeki düzenlilik ve ahenklilikle gönüllere oturup taht kuran Hüdayda yiğitliğin sembolüdür.
«Kostak kostak, ağır-ağır» ilginç bir hava atılarak oyuna girilir. Gezile-rek, meydana-meydandaki seyircilere bakışlar fırlatılarak, kahramanlık duyguları ateşlendirilir. Oyunu oynayan, önce belinden silâhını çeker, ev¬velâ sağa, sonra sola, tekrar sağa sallanır ve silâhını ateşler. Karşılıklı gidiş-gelişler ve yanyana sekişlerde bir vakur vardır.
Hüdayda, vazgeçilmez oyunların en başında gelen ve unutulmamış ta¬rihî bir oyunudur. 
Hüdayda, adını yıllar öne© Ankara ve çevresine güzelliği, şuhluğu vs işvesiyle duyurmuş, hattâ padişaha bile rakkaslık yapmış, dünya güzeli bir dilber olan Fatma (Hüda)’dan almıştır.

Hüdayda’yı S. Şeref Erdoğdu mükemmel bir roman haline yayınlamıştır.

Bu oyunun sözleri şâylsdir :
HÜDAYDA
Dama çıkme kaşa çık Arpalar kara kılçık
Eğer bani seversen
Al bohçanı yola çık
Hüdayda da AnkaralI hüdayda
Beş yüz altın yedirdik bir ayda
Beş yüz daha yedirsek ne fayda.
Dama bulgur sererler Çıkma boyun görürler Saçın ibrişim telli Hançere bağ örerler
Hüdayda da samur kürklüm hüdayda
Gitti de gelmedi altayda {Altı ayda)
Başını da yesin yavrum bu sevda

Bulguru kaynatırlar
Yaylada yaylatırlar
Bizde adet böyledir
Gözeli oynatırlar

Hüdayda da köylü kızı hüdayda Bende takat kalmadı ne fayda
Kaloş botin aldım ne fayda

Dama çattım çatmayı
Çağırın gelsin Fatma’yı
Fatmam nerden öğrenmiş Yorgandan kol atmayı?
Hüdayda da san kızda hüdayda
Çifti çubuğu yedin bir ayda
Küpte bulgur kalmadı ne fayda : ’ Gökte yıldız ellidir
Ellisi de bellidir Yari güzel olanın
Gözlerinden bellidir
Hüdayda da samur saçlım
hüdayda Tarla tapan kalmadı ne fayda Başını da yesin bu sevda
Gökte yıldız sayılmaz
Çiğ yumurta soyulmaz Güzel seven yiğitin
Hiç kolları yorulmaz
Hüdayda da Ankara’lı Hüdayda Cepte para koymadın bu ayda
Gitti de gelmedin ne fayda?...
NAME GELİN
Eski Ankara efeleri arasında çok sevilen ve daha ziyade yaşlı efelerin oynadıkları name gelin oyunu, sağ ayağın hep beraber yem vurulmasın¬dan meydana gelen âhenk, oyuna ayrı bir çeşni ve güzellik verir.
Düğün oyunlarında oynanan bir oyundur.
Bu oyunun sözleri şöyledir :
Evleri var engin
Babası var zengin
Name benim dengim Yandım Name gelin

Nakarat
Gelin gelin gelin
Yandım Name gelin
Bir tomurcuk gül iken Soldum Name gelin...

Derim Name’m derim Dillerini yerim
Saat beşten sonra
Kız sana neler derim?
Nakarat Bahçelerde iğde
Hep dalları yerde
Benim Name’m nerde?
Çeşmelerde suda...
Nakarat Ayağında lâstik
Baş ucunda yastık
Name ile küstük
Yandım Name gelin.
Nakarat
BURÇAK TARLASI
Sabahtan kalktım da ezan sesine
Ezan sesi değil kızlar, 'burçak yasına
Elimi salladım değdi dikene
İntizar eylerim burçak ekene
İlâhi kaynana ömrün tükene
Aman kızlar ne zor imiş burçak yolması
Burçak tarlasında anam gelin olması...
Sabahtan kalktım da sütü pişirdim
Sütün köpüğünü yere taşırdım
Burçak tarlasında aklım şaşırdım
Aman kızlar ne zor imiş burçak yolması
Burçak tarlasında kızlar gelin olması...
Gözümün sürmesini zehir ettiler
Burçak tarlasına gelin ettiler
Aman kızlar ne zor imiş burçak yolması
Burçak tarlasında kızlar gelin olması...
YANDIM ŞEKER
Düz oyunların en hareketlisi, en kıvrak olanıdır. Yürüme ve sekiş fi-gürlerine, kolların ahenkli hareketi de eklenirse zevkli ve seyrine doyum olmayan bir oyundur. Keza sazla, üç ilâ dört kişi tarafından oynanır.
Bu güzel ve hareketli oyunun sözleri şöyledir :
Kayadan bakan oğlan Kâhkülü sarkan oğlan
Gece gelme gündüz gel Horozdan korkan oğlan.

Irafa koydum kutu
Herkes yerine muytu
Gelinler tatlı olsun
Kaynana temiz dursun

Yandım şeker oğlan
öldüm bekâr oğlan
Akşama çabuk ge!
Canım çıkar oğlan
/
Yamadan gel yamadan
Aman şeker oğlan
Kan damlıyor kamandan Yandım şeker oğlan
Böyle sevda mı olur?
Aman şeker oğlan
Beni iste babamdan
Yandım şeker oğlan


MOR KOYUN
Morkoyun da Ankara’nın eski bir oyunu olup, iki ilâ dört kişi tarafın* dan oynanır. Bu oyuna da kol ve ayak hareketleri hâkimdir. Karşılıklı eş tutularak açılınıp kapanma hareketleriyle kendisine has bir güzelliği vardır. Dört kişinin bir noktada toplanıp hafif sağa meylederek açılmaları açılan bir gül goncası güzelliğindedir.
Bu güzel oyunun sözleri de şöyledir :
Aman - Mor koyun meler gelir
Mor koyun dağdan gelir
Dağlan deler gelir Gül suyu bağdan gelir
Hakikatli yâr olsa Al topuk beyaz gerdan
Uykuyu böler gelir... Hergün pınardan gelir
Aman - Mor koyun meşelerde Kar yağar kar dağına
Gül yağı şişelerde Gül koymuş bardağına
Eller evine gitmiş O yâr bizi davet etmez
Biz kaldık köşelerde Gül sine çardağına
Aman - Mor koyun kuzusuna
Can kaynar bazısına
Ne deyimde ağlayım
Alnımın yazısına...
BİRADIR
Aman İyi olurda Sincan’ımın ekini
Doktor beyde kesiverdi kâkülü
Kim olacak da koca köyün vekili
Baba günü göremedik birader
Aman üstüme altılarda bir kilim
Yedim yağlı kurşunu da oy tutmuyor dilim
Barabelii tabancam belimde erişmez elim
Baba günü göremedik birader
Hele yola durmuş da karasından dışından
Tövbeler tövbesi of of öpem başından
Dağlar aciz oldu da zalim oy gözüm yaşından
Baba günü göremedik birader
DELİ GÖNOL
Coşuna da deli gönül coşuna
Allah ayrılık vermesin kullar başına
Beyit olsam şu musalla taşına
Glmeyinoe kardeş seni unutmam
Hatini de deli gönül hatini
Aramazlar gurbet elde yiteni
Ak göğsün üstünde çalı dikeni
Bitmeyince ben sîzleri unutmam
Ahtım kaldı da şu kaplanın postunda »
O da benim canım almak kastında
Döne döne de teneşirin üstünde
Bitmeyince ben sîzleri unutmam
«OYALI DA YAZMA
Oyalı da yazma başında
Oyası var kaşında
Yeter beklettiklerin
Çeşmelerin başında
Eymeli yavrum eymeli
Fistan yere değmeli
Bir yiğidin sevdiği
Dünyalara değmeli
Ben armudu dişledim
Sapını gümüşledim
Sevdiğimin ismini
Gömleğime işledim
Eymeli yavrum eymeli
Fistan yere değmeli
Bir yiğidin sevdiği
Dünyalara değmeli
MUCİP ARCIMAN» (x)

«DEVEYİ DÜZDE GÖRDÜM
Deveyi düzde gördüm
Sürmeyi gözde gördüm
Şükür olsun Mevlâma
Seni bu güzde gördüm
Di kız gel, gel yanıma
Seni saram canıma
Seni görmezsem bu güz
Kıyarım ben canıma
Deveyi düz öldürür
Sürmeyi göz öldürür
Yiğidi -kılıç kesmez -
Bir acı söz öldürür
Di kız gel, gel yanıma
Seni saram canıma
Seni görmezsem bu güz
Kıyarım ben canıma
Ankaralı RIFAT BALABAN» (x)
«SUYA GİDER ALLI GELİN
Suya gider allı gelin has gelin
Topukların nokta nokta has gelin
Bu güzellik sana has gelin
Bilmiyon mu benim sana yandığım
Ellerin koynunda garip kaldığım
Suya gider su testisi doldurur
Eve gelir gül benzini soldurur
Bu dert beni iflâh etmez öldürür
Cümle âlem bilir benim sana yandığım
Ellerin köyünde garip kaldığım
Suya gider sü testisi elinde
Allar giymiş etekleri belinde
Kara kız da cümle âlem dilinde
Bilmiyon mu benim sana yandığım Ellerin koynunda garip kaldığım
Ayağına giymiş sırma ediği
Ağlayı ağlayı aştı gediği
Gine oldu efelerin dediği
Alem bilir benim sana yandığım Etlerin köyünde garip kaldığım
FEHMİ EFE»
(X)
«SARI İPEK
San İpek bükerim
Hasretini çekerim
Şu zülfünden bir tel ver
Kefenime dikeyim hayırsız oy, oy
Sarı ipek sarayım
Yoktur benim ayarım
Sen zannetme unuttu
Her geçenden sorarım hayırsız oy, oy
Parmağında mühür var
Yüreğimde kahır var
Sen bu yerden gideli
Kadehimde zehir var hayırsız oy, oy

Ankaralı BAYRAM ARACI’ dan» (x)

CAFİYEM
Evlerinin önü de bir kuru dikme
Seviyom Cafiye’m boynunu bükme
Vasiyetim olsun sen suya gitme
Helkeler de kollarına zor gelir
Evlerinin önü de Cafiyem ardıç ağacı
Ben derdime de bulamadım İlâcı
Zalim anan seni bana vermiyor
Sen bana kardeş de ben sana bacı

Evlerinin önü Cafiyem camiye karşı
Yıkılmış duvarı da kalmamış taşı
Avcı bile vurmazda yaralı kuşu
Söz verdinizde gelinm'oldun illere?.-.
Ne yüksekimişde Cafiyem sizin avlunuz
Benim ile de küs geziyor gâvur oğlunuz
Senin ile de böylemiydi gavlimiz
Söz verdin de gelinm'oldun illere?...
Bağlarına vardım da bağlar bozuldu Jandarmalar da karakola dizildi
Bizim evrakta Yuva Köye yazıldı
Söz verdin de gelinm’oldun illere?

«KARPUZ KESTİM
Karpuz kestim kan gibi
Kızın gönlü var gibi
Açtım yorganı baktım
Taze yağmış kar gibi
Yâr yâr aman ayrılamam
O kız da seni beni ağlatır (Aman)
Sevdalımın gözleri yoldadır (Aman)

Karpuz kestim yiyen yok
Hâlin nedir diyen yok
Yenile bir yâr sevdim
Gözün aydın diyen
Yâr yâr aman ayrılamam
O kız da seni beni ağlatır (Aman) Sevdalımın gözleri yoldadır (Aman)
Karpuz kestim kırmızı
Şu gelen kimin kızı
Gerdanında beni var
Sandım seher yıldızı
Yâr yâr aman ayrılamam

O kız da seni beni ağlatır (Aman) Sevdalımın gözleri yoldadır (Aman)
Karpuz kestim tazeden
Yavrum al bir kerre mezeden Sefasını sürmemiş
Güzel âşıkına nazeden

Nakarat 
Suya gider su testisi doldurur Eve gelir gül benzini soldurur Bu dert beni iflâh etmez öldürür
Cümle âlem bilir benim sana yandığım Ellerin köyünde garip kaldığım
Suya gider su testisi elinde
Allar giymiş etekleri belinde
Kara kız da cümle âlem dilinde
Bilmlyon mu benim sana yandığım
Ellerin koynunda garip kaldığım Ayağına giymiş sırma ediği
Ağlayı ağlayı aştı gediği
Glna oldu efelerin dediği
Alem bilir benim sana yandığım
Ellerln köyünde garip kaldığım















Sarı ipek sarayım Yoktur benimayarım
Sen zannetme unuttu
Her geçenden sorarım hayırsız oy, oy


Parmağında mühür var
Yüreğimde kahır var
Sen bu yerden gideli
Kadehimde zehir var hayırsız oy, oy
Ankara’lı BAYRAM AHACS’dan* (x)
CAFİYEM
Evlerinin önü de bir kuru dikme
Seviyom Cafiye’m boynunubükme
Vasiyetim olsun sen suya gitme
Helkeler de kollarına zor gelir
Evlerinin önü de Cafiyem ardıç ağacı
Ben derdime de bulamadım İlâcı
Zalim anan seni bana vermiyor
Sen bana kardeş de ben sana bacı
Evlerinin önü Cafiyem camiye karşı
SARI KIZ

Sarı kızın saçları Oynar omuz başları Sarı kızı alırım Vermiyor kardaşları
Aman aman sarı kız Yatılmıyor yalınız
Sarı saçın yaş durur Yel vurur dolaştırır
Şu benim mektubumu Yâre kim ulaştırır
Aman aman sarı kız Yalvarırım sarı kız
Yeşil ipek bükeyim Derdim kime dökeyim
Perçeminden bir tel ver
Kefenime dikeyim
Aman aman sarı kız Yalvarırım sarı kız.» (x}


SİLLE
Şu silleden gecede geçtim
Görmedim annem annem
Acı tatlı sularından içtim
Ölmedim annem annem

Amanın sille siile sille
Seviyom bile bile bile (Nakarat}

Ankara’n’ın dört bir yanı
Efeler annem annem annem
İçer içer mest olur da
Güzeller annem annem annem (Nakarat)

ÇEKİRGE

Çekirgemi salıverdim yazıya
Ot koymadı koyun ile kuzuya
Hoplayıver çekirgem,
Zıplayıver çekirgem
Benim de güzel çekirgem

Çekirgemin ayağında nalini
Ben de sandım kaymakamın gelini
Hoplayıver çekirgem,
Zıplayıver çekirgem
Benim de güzel çekirgem


Çekirgemi alakoydum yalınız
Ben de sandım o güzeli yalınız
Hoplayıver çekirgem, zıplayıver çekirgem
Benim de güzel çekirgem

SU SIZIYOR
Su sızıyor sızıyor
Taşların arasından.
Eğil bir yol öpeyim
Kaşların arasından.

Oğlan mavilim oğlan
Sözüme kavilim oğlan
Bacın benden kov vermiş
Yalan aslanım yalan...

Tarla tezek değil mi?
Ciğer ezik değil mi?
Eller yârini almış •
Bana yazık değil mi?

Oğlan mavilim oğlan
Sözüme kavilim oğlan
Bacın benden kov vermiş
Yalan aslanım yalan...

KEZİBAN

Keziban’ın al odası sekili
Sekisinde gül karanfil ekili
Kim olacak Keziban’ın vekili?
Alırım, arada koymam
Keziban Keziban,
Can sana kurban...
Liralar mı, ak gerdanı parlatan?
Bu güzellik sana, Kadir Mevlâ’dan
Alırım, arada koymam Keziban
Keziban, can sana kurbân...



ŞEKER DAĞIN KIRCISI

Erken düşer şeker dağın kırcısı
Yürekten mi çıkar kardeş acısı
İçerde ağlıyor küçük bacısı
Ağla bacım ağlan ben öldüm kalan
İnanmayın dostlar bu dünya yalan

Şeker dağında da avcılar gezer
Bizi böyle yaptı da bu zalim kader
Yağlı kurşun yedim yüreğim döner
Ağla anam ağla ben öldüm kalan
Gayri inanmayın dostlar bu dünya yalan

Giden yolcuyu da ben mi eyledim?
Susuz değirmenlere bel mi bağladım?
Ben gönlümü kimler ile eğledim
Ağla anam ağla ben öldüm kalan
İnanmayın dostlar bu dünya yalan

HACI BEY AĞlDI
Ayvalıktan İndim yayan
Dayan hey dizlerim dayan
Ödemiş'ten gelin geldi
Uyan Hacı Bey’im uyan.

Evlerinin önü kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Uyan Hacı Bey’im uyan
Elim kına başım duvak.

Az giderim, uz giderim
Dere tepe düz giderim
Uyan Hacı Bey’im uyan
Gelin geldim kız giderim.

Odasında yanar ışık
Sofrasında gümüş kaşık
Atlayıp da geçemedim
Ar ettim de kaçamadım.

Hizarına, hizarına
Kuşlar konmuş mezarına
Hacı Bey’in atını
Çekin Sultanpazarı’na

Karadeniz akmam diyor
Etrafını yıkmam diyor
Hacı Bey’i sorarsanız
Düşmanlardan korkmam diyor.




ZAHiDEM
Zahidem kurbanım ne olacak halim
Gene bir lâf duydum kırıldı belim
Zahidem bu hafta oluyor gelin...

Ezeli de deli gönlüm ezeli
Çiçekdağı döktüm’ola gazeli?
Dolaştım âlemi gurbet gezeli
Bulamadım Zahide’mden güzeli...

Zahidem kurbanım dar günüm darda,
El eder Zahidem İğdeli bağda,
Kâhkülüne çalmış kokulu yağdan
Derdin beni öldürüyor sevgilim...

Zahide kurbanım sallama beşik,
Beni genç yaşımda sen ettin âşık
Kadir Mevlâm senden bir yâr dilerim
Ak buğday benizli zülfü dolaşık...

İzmir dağlarında esirim esir
Zahidem kurbanım hep bende kusur
Eğer anan seni bana verirse
Ne’mize yetmiyor el kadar hasır?...

AYGELİN
Yüce dağ başında yayılır yılan
Avcısı gitmişte hanesi viran,
Var mı bu dünyada yârini bulan
Alırım ahtımı koymam Aygelin-sürmelim...

Aygelin’de indim’ola yayladan?
Kaşın değil, gözün beni ağlatan
Bu güzellik sana Kadir Mevlâ’dan
Kendin gelin, yürüyüşün kız gibi...
Keklik gibi engininden kaçarken,
Abu Kevser ırmağından içerken
Susuz çeşmelerden kandırdın beni...
Aygelin oturmuş taşın üstüne
Taramış zülfünü kaşın üstüne
Aygelin-sürmelim...

HASTA DÜŞTÜM
Hasta düştüm elim tutmaz kalemi
Acep bende görür müyüm sılâmı?
Söylen pederime benden selâmı
Yadigâr resmime baksın ağlasın.

Pederim ağlar da evlâdım derse
Sakın öldü demen gitti den kursa
Kader kahrımı çevirdi terse
Kadere kahrını etsin ağlasın...

Memlekete mektup yazdım karalı
Mektubumda kara haber sıralı
Anamın da zaten bağrı yaralı
Perişan saçını yolsun ağlasın...

SELVER
Of of kara çamı kesemedim budaktan
Gel öpeyim ak gerdandan dudaktan
Kara çamın düzgün olur tahtası
Oyna koçum bugün de düğün haftası
KÖPRÜDEN GEÇTİ GÜN

Köprüden geçti gelin
Saç bağın düştü gelin - diloylo
Halden bilmez diloylo
Lâf anlamaz ne çare

Köprünün altı diken.
Yaktın beni gül iken Allah’da seni yaksın
Üç günlük gelin iken-'diloylo...

Köprüden geçemiyom.
Az doldur içemiyom,
Sen benden geçtin ama
Ben senden geçemiyom - diloylo...

Köprünün altı yaldız,
'Nerden geliyon baldız?
Sen git de ablan gelsin
Duramıyom yalınız – diloyio…
Halden bilmez diloylo
Söz anlamaz ne çare...

MOR MENEKŞE
Ne güzel yakışmış allar Ayşe’ye
Boyunu benzettim mor menevşeye {menekşeye)
Amanın ninna ninna mor menevşem
Gülüm şaşıyorum ben bu işe...

Lavanta doldurmuş billur şişeye,
Alırım ahtımı koymam Ayşe’ye - vay, vay...
Amanın ninna ninna mor menevşem
Gülüm şaşıyorum ben bu işe...

Menevşe biter de bahar yaz gelir,
Bizim ele ördek ile kaz gelir - vay vay...
Amanın ninna ninna mor menevşem
Gülüm şaşıyorum ben bu işe - vay vay...


ÇOCUK OYUNLARI
1. Birdir bir
2. İn horoz
3. Cici tepmeceli
4. Kemik kitli
5. Ay ınga
6. Ucu var
7. Met met (Merkezli) (Çelik çomak)
8. Dikbaşa
9. Sekkelemeç
10. Yer kazmaca


11. Gıflam



12. 12. Güreş
13. Yüksük saklama
14. Saklambaç
15. Karabeş (Dükücün)
16. Ayağımese!
17. Kör ebe
18. Çalımeti
16. Dombik (Dalya) (Kaydırak)
20, Demirci
21. Güvercin takla
22. Uzun eşek
23, Tıp

DEYİMLER VE ATASÖZLERİ
1. Allah diyen açıkta kalmaz.
2. Allah dağına göre kar verir.
3. Az olsun, öz olsun.
4. Allah, sabırlı kulunu sever.
5. Allah’tan yazılmış başa gelecek.
6. Allah kulunu darda komaz.
7. Aç tavuk rüyâsında darı görür
8. At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
9. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
10. Adam dostunu, düşmanını tanımalıdır
11. Akılsız başın çilesini ayaklar çeker.
12. Akılsız köpeği yol kocatır.
13. Atalar sözü hikmettir.
14. Ağlamayan çocuğa meme verilmez.
15. Akıl yaşta değil baştadır.
18. Adem oğlu çiğ süt emmiştir.
17. Adam olana bir lâf yeter
18. Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zuma az.
19. Bal tutan parmağını yalar.
20. Bir koyundan iki post çıkmaz.
21. Boş çuval dik durmaz.
22. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.
23. Bir çiçekle yaz olmaz.
24. Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ.
25. Başını kaşımaya vakti yok.
26. Çok bilen çok yanılır.
27. Canına acımayan, cananına hiç acımaz.
28. Dil yarası kılıç yarasından ağır olur.
29. Dost kara günde belli olur.
30. Derdini söylemeyen dermanını bulamaz. '
31. Deme sırrını dostuna, dostunun dostu vardır.
32. Etekleri zil çalıyor.
33. El aşını yeme.
34. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
35. Elin ağzı ile çorba içilmez.
36. Eden bulur.
37. Feleğe küsme
38. Fırtına eken, bora biçer.
39. Güzel söz baldan tatlıdır.
40. Güzele bakmak sevaptır.
41. Güneş balçıkla sıvanmaz,
42. Gelin gibi süzülüş.
43. Kadın şapka değildir, alıp alasın.
44. Kurdun oğlu kurt olur.
45. Kurunun yanında yaş ta yanar.
46. Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur,
47. Kızını dövmeyen dizini döver.
48. Sabrın sonu selâmettir.
49. Para ile imanın kimde olduğu bilinmez.
50. isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.
51. it ürür, kervan yürür.
52. Vatan sevgisi imandandır.