Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Pisidya'nın Tarih Çağları
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Anadolu’da tarih çağlarının başlaması, yani yazının kullanılmaya başlaması, Asur kolonilerinde MÖ 2000’lere dek uzansa da, gerçek anlamda yaygın ve sürekli kullanımı, Hitit Devletinin kurulmasıyla MÖ 1800’lerde başlar.
Hititler tarih kayıtları açısından, ilk çağların bu işe en fazla önem veren ve en güvenilir kaynaklara sahip olan devletlerinden olup, çok miktarda yazılı belge bırakmışlardır. Çünkü Hititlerin Anal adı verilen yıllıkları, tanrıya hesap verme olarak algılandığından doğru ve ayrıntılıdır.
İşte bu Hitit yıllıklarında Pisidialılardan, Arzavalılar diye söz edilmektedir. Tarihçilere göre de bu Arzava halkı, Pisidya ve Pamfilyalılar olarak düşünülmektedir ve bu dönemde Pisidya ile Pamfilya birleşik bir krallıktır.


Pamfilya kentlerinden Side’nin tiyatrosu

Hattuşaş Tabletlerinin belirttiğine göre Arzavalılar, MÖ 17. Yüzyıldan, Hititlerin yıkıldığı 12. Yüzyıla kadar, sürekli Hititlerle mücadele içinde olmuş, sürekli isyan etmiş ve Hitit yönetimini kabul etmemiştir.
Mezopotamya ve Mısır’a seferler düzenleyecek kadar büyük bir güç olan Hititlerin, Arzavalıları denetim altına alamayışı halkın savaşçılığı kadar, bölgenin coğrafi yapısıyla da ilgili görülmektedir. Bölgenin dağlık ve ormanla kaplı olması, büyük orduların ve savaş arabalarının girmesini engelliyordu. Bu yüzden Arzavalılar yenilse bile, geri çekilerek kısa sürede toparlanıp yine saldırıya geçerek bölgesini işgalden kurtarıyordu.
Örneğin MÖ 1550-1530 Yılları arasında Hitit İmparatoru Ammunaş Arzava ülkelerinde başlayan isyanı bastıramadığı için bir cinayete kurban gitmiştir. Ve yine Yeni Hitit Devleti döneminde hayatı Anadolu’da birliği sağlamak için mücadelelerle geçen lll. Tuthaliaş (MÖ 1440-1380) tüm gayretlerine rağmen saltanatının sonlarında Arzavalılar yine isyan ederek Niğde’ye kadar ilerlemiştir.


Sagalassos yakınlarında dağlık Pisidya

ll.Murşil (MÖ 1339-1306) Arzavalıların üzerine yürüyerek, Kralları Uhhazitiş ile oğlu Piyama-İnaraş’ı yenerek Arzava’yı tekrar Hititlere bağladıysa da, Kuzeyden Kaşkaların, güneyden Arzavalıların saldırıları karşısında güçten düşen Hititler zayıflayarak bu isyanlara karşı koyamaz bir hale gelmişti ki, bu sırada bir kasırga gibi tüm Anadolu’yu saran ve hatta Mısır’a kadar uzanan Ege göçleri, Hititlerin de, Arzavalıların da sonu oldu.
Ege göçlerinden sonra Anadolu ve Arzava’nın akibeti MÖ 1194 Tarihli bir Mısır stelinde söyle dile getirilmiş. “Hatti Ülkelerinin hiç birisi bunların saldırılarına dayanamadı. Kadeş, Karkamış, Arzava ve Alaşiya tahrip edildi….”
Arzava Krallığından sonra Pisidya’da Krallık veya Konfederasyon şeklinde bir siyasi birlik kurulamadığı, halkın sarp ve ulaşılması güç yükseklikte, tahkimatlı kentlerle bunların çevresindeki köylerde yaşadığı ve tehlike anında birleştikleri kabul edilmektedir.
Burada benim naçizane düşüncem, belki de devlet kurarak Ege kavimlerinin husumetini üzerlerine çekmek yerine, bağımsız şehirler halinde yaşamak daha akıllıcaydı. Çünkü burada kurulacak bir devleti Ege Kavimleri kendilerine bir tehdit olarak algılayacağı gibi, dağlık ve ormanlık Pisidya’da kentleri kontrol olanakları olanaksızdı.
Bu yüzden Ege göçleriyle Anadolu’ya geldikleri düşünülen Firikler, Pisidya sınırlarına dek alanları ellerine geçirmiş olup, Pisidya’ya giremedikleri sanılmaktadır.
Firiklerden sonra Anadolu’nun büyük bir bölümüne hakim olan Lidyalıların da Pisidya’ya hakim olduğuna dair açık bir kanıt yoktur. Yalnızca Heredot Tarihinde, Pisidya’dan söz edilmemekle birlikte “MÖ 6.yy.da Halys’in (Kızılırmak’ın) Batısındaki kavimlerden Likya ve Kilikya dışındakilerin hepsi Karun tarafından yenilmiş ve toprakları ele geçirilmişti” denilmektedir.
Bu doğru bile olsa, Lidya’nın Pisidya’da egemenlik kurduğunu düşünmek olanaksız olup, ayrıca süre de çok kısadır. Çünkü Karun’un Kurus’a yenilmesiyle, Anadolu’da Lidya hakimiyeti de Perslere geçmiştir.