Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Strasburg'da Maraşlı Kürt Kadın
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
ANADOLU KADINLARI 1
2002’de Frankfurt’tan Strazburg’a günübirlik gelmiştim. Fakat bu şehri çok beğendiğim için bir gün kalmak isteyince, bir Kürt dönercinin yardımıyla, Ren kıyısında ucuz bir otele yerleştim.
Fakat Strasburg’da kaldığımı Frankfurt’taki arkadaşıma bildirmem gerekiyordu. Telefon kartını sokunca uyarılar Fransızca geldiği için ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. Yardım istediğim otel görevlileri de, ne sorarsan sor, yanıtı Fransızcaydı. Yani orada kriz geçirseniz, Fransızca bilmiyorsanız ölümünüze seyirci kalacak kadar dil milliyetçiliği virüsüyle arızalıydı beyinleri Fransızların.
Çocukluğumdan beri okuduğum Fransız yazar şair ve ressamlarının etkisiyle en çok beğendiğim ulus Fransızlardı, fakat o gün, nefret ettim Fransızlardan.
Otelde Almanya’dan gezmeye gelen kalabalık bir öğrenci grubu vardı. Başörtülü bir kadın yanında iki çocukla telefona gelip gidiyorlardı. Ben ilk görüşte bu kadının Anadolu’ya ait olduğunu anladım.
Oysa Fransa Avrupa’nın en çok Müslüman nüfusuna sahip olmasına rağmen, Hollanda’daki kadar Türkiyeli yoktur. Fransa’daki Müslüman nüfus genellikle Cezayir, Fas ve Tunuslulardır.
İşte buna rağmen, gördüğüm kadının bizden birisi olduğuna hiç şüphem yoktu. Nitekim biraz sonra yanımdan geçerken çocuk “Ana” deyince, kendisinden telefon için yardım istedim. Yıllarca birbirine hasret baba kız gibiydik. Oturup dertleştik. Daha doğrusu derdini anlattı. Maraşlıydı. Anadolu’daki çilesi burada da devam ediyordu.
“Teyzemin oğluydu… el de değil be amca… ama her gün dövüyordu. Komşular şikayet etmiş, polis onu alıp hapse götürdü; beni de çocuklarımla bu otele yerleştirdiler.” Diye başlayıp tüm dertlerini anlatarak odasına gitti.
Fakat kızlar ben odama çekilene dek benden ayrılmadılar. Büyüğü 11 yaşındaydı. Derslerini, öğretmenlerini, arkadaşlarını anlattı, anlattı, anlattı. Dokuz yaşındaki küçüğü de, bir şeyler anlatmak için sık sık ablasının sözünü kesse de, o anlatmaya devam ediyordu. Ve eminim ki, böyle bir manzara, Anadolu halklarından başka hiçbir halkın arasında yaşanamazdı.
Kafamdan hiç silinmez
Yinelenir durur hep aynı soru…
Ne işin var senin
Bırakıp güzel yurdunu
Köln Sokaklarında
Sevgili Anadolu?

Amsterdam’da, Strasburg’da
Soğuk kutup rüzgarlarının hasadı
Belki biraz para…
Ama bilmem aradığın bu mu?

Anadolu'nun kara kafalı
Pala bıyıklı yiğidi.
Anadolu’nun esmer güzeli
Çileli bozkır çiçeği…
Fransa’da çilen doldu mu?

Oysa bilirim ve eminim ki
Yanık bir gurbet havasında
Kemirir içini şimdi Anadolu.