Gülce Edebiyat Akımı

Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
"ERDOĞAN O ŞİİRİ OKURKEN SAMİMİ DEĞİLDİ"
19 Ekim 2014 11:35


"Şafak Türküsü" şiirinin yazarı Nevzat Çelik, Türkiye’de son dönemde yaşananları anlatmak için ‘geriye gidiş’ ifadesinin yeterli olmayacağını söyledi.

Ahmet Kaya’nın seslendirdiği "Şafak Türküsü" şiirinin yazarı Nevzat Çelik, Türkiye’de son dönemde yaşananları anlatmak için ‘geriye gidiş’ ifadesinin yeterli olmayacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde kendisine ait şiirden alıntılar yapmasıyla ilgili Çelik, "Ben o dizeleri okurken Erdoğan'ı samimi bulmadığımı daha önce de söylemiştim. O dönem Ahmet Kaya ismini de kullandılar. Şimdi pek ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde referandum sürecinde AK Parti grup toplantılarında Ahmet Kaya ve onun seslendirdiği "Şafak Türküsü" şiirinden alıntılar yapması gündeme oturmuştu. Aydınlar ve yazarlar o günkü söylemlerle bugün atılan adımlar arasında büyük bir çelişki olduğunu düşünüyor. Şafak Türküsü şiirinin yazarı Nevzat Çelik, iktidarın uygulamaları ve gündemde yer alan bazı konuları Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) değerlendirdi.

'YETMEZ AMA EVETÇİLER BUGÜN TERSİ BİR HEYECANLA YANILGILARINI SÖYLEMELİ

Dönemin Başbakan'ı Erdoğan’ı grup toplantısında şiiri okuduğu sırada samimi bulmadığını ifade eden Çelik, “Ben Erdoğan’ı o dönem samimi bulmadığımı söylemiştim. Sanatsal olanın parça parça politik söylem içinde kullanılması reel politikanın o günkü çıkarlarına yönelik olduğu zaten düşünülebilir. Çok az politikacı doğru söylemeye çalışarak politika hayatını sürdürmüştür. Ben AKP’nin hep bir gizli gündemi olduğunu düşündüğüm için referandumda ‘hayır’ demek gerektiğini söylemiştim. O referandum. O dönemde sol gelenekten gelen demokrat insanların vesayetle hesaplaşılıyor, 12 Eylül ile hesaplaşılıyor yanılsamasıyla birlikte ‘Yetmez ama evet’ demelerinin çok katkı sağladığını düşünüyorum. O insanların bugünkü pozisyonda tersi bir heyecanla karşı çıkmaları gerektiğini yanılgılarını söylemeleri gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

'AHMET KAYA İSMİNİ KULLANDILAR

Ahmet Kaya’nın ismi üzerinden politika yürütüldüğünü söyleyen Çelik, “Ahmet Kaya o dönem kullanıldı. Şimdi pek ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum. Demokratik bir söylem içinde olması gerekmiyor iktidarın. Yeni Türkiye denilerek her şeyin üstünü örtüp faşizme tek adamlığa gidiş açık açık görülebiliyor.” dedi.

Grup toplantılarında idam edilen gençlerle ilgili sözler okunurken dökülen gözyaşlarının hatırlatılması üzerine Çelik, “Bu tip durumlarda ‘timsah gözyaşları’ çok kullanılıyor da siz başka bir canlıyı da yakıştırabilirsiniz. Timsah demeniz gerekmiyor. Bu bir reel politikadır.” ifadelerini kullandı.

'GERİYE GİDİŞ İFADESİ BU YAŞANANLARI ANLATMAYA YETMEZ'

Son süreçte demokrasi ve özgürlükler noktasında onlarca yıl geriye gidildiğini anlatan Çelik şöyle devam etti: “Son süreçte yaşananlar için ‘geriye gidiş’ yeterli bir ifade olmayabilir. Onlarca yıl geriye gidildiğini düşünüyorum. Kazanılmış bütün hakların hemen hemen ortadan kaldırıldığını, iki kuşağın kültürsüzlükle yetiştirildiğini bu coğrafya içinde yaşayan halkların Cumhuriyet dönemindeki birikimini önemli oranda unutturulduğunu düşünüyorum.”

'MUHABERAT DEVLETİ OLMAYA YÖNELİK BÜTÜN AŞAMALAR TAMAMLANDI'

AK Parti’nin Meclis’e sevk ettiği ve polise geniş yetkiler tanıyan yasal düzenlemeyi de yorumlayan Çelik şunları söyledi: “Bu düzenleme çok büyük tehlikeleri getirir. Muhaberat devleti olmaya yönelik bütün aşamalar tamamlanmış durumda. En son HSYK seçimi ile birlikte yargı da halledilmiş oldu. Tahkikat komisyonunun geliştirilmiş halidir son çıkarılan yasa. Kişisel özgürlüklerinizin tamamen ortadan kaldırıldığını izleyip göreceğiz. Kişilere tek tek yapılan baskıların dışında topluca yapılacak baskıları içeri almaları gözaltına almaları hatta öldürmeleri yasallaştıran bir çabadır bu. Bu çok korkunç bir şeydir. Onlarca kişiyi öldürebilirsiniz. Polis onlarca kişiyi tarayabilir. Öldürdüğü insanların vatan haini ilan edebilir. Bu kadar basittir bu.”

'BU İKTİDARIN ÖNÜNDE VE ARKASINDA BIRAKTIĞI YÜZLERCE VATAN HAİNLİĞİ SUÇU VAR'

“Bu iktidarın muhalefet olma şansı yok.” diyen Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: “Olası bir seçimde iktidardan düşerlerse yeniden bir parti olarak var olma şansları yok. O yüzden iktidarda kalmak zorundalar. Bugün bütün insanları vatan haini olarak suçlamaları söz konusuyken bu insanlar gerçekten vatan hainliği ile suçlanacak derecede arkalarında ve önlerinde bıraktırdıkları yüzlerce suç var. Bu yüzden iktidarda kalmak zorundalar. Belirli demokratik işleyiş içinde iktidarda kalamazlar. Her türlü kurumu kendilerine bağlamak zorundaydılar. Bunu yaptılar ve ancak sürekli iktidarda kalarak bunu yapabilirler. O yüzden bütün bu tür bu yasal düzenlemeler yapılıyor.”

'İKTİDARDAN YANA DEĞİLSENİZ MAKUL ŞÜPHELİSİNİZ

Makul şüphe kavramını da değerlendiren Çelik, “Aramızda olmayan Ahmet Kaya üzerinden cümle kurmak zor olacak ama sistemden yana yani iktidardan yana değilseniz her biriniz makul şüpheli adayısınız. Ben çok kaygılıyım. Yarın benim de iktidar aleyhinde yazacağım herhangi bir cümle önüme suç olarak konulabilir.” dedi.

'12 EYLÜL’DE ASKERİ DİKTADÖRLÜK VARDI ŞİMDİKİ SİVİL'

12 Eylül askeri darbe dönemindeki uygulamalarla bugünkü uygulamalar arasında benzerlikler olduğunu anlatan Çelik, “Bugün yapılan uygulamaların 12 Eylül dönemine benzer yanları var, farklı yanları da var. O dönemde faşist bir yönetim vardı. Askerler iktidardaydı. Fakat şöyle bir farklılığı var; o zaman askeri diktatörlük ya da faşist diktatörlük gibi kavramları çok daha net kullanabiliyordunuz. Gerçekten her şeyi yasaklamış bir diktatörlük vardı karşınızda. Bugün de aslında diktatörlük var ama eylem sivil giysili söylemi demokrasi söylemi üzerine geliştiren bütün yasaklamaları bu söylem üzerinde geliştiren bir iktidar ile karşı karşıyasınız. Hiçbir dönem olmadığı kadar ülke yağmalanmış durumda. Söyleyeceklerimizi tabi ki söyleyeceğim. Haksız ve faşizan uygulamalara özgürlükleri ortadan kaldıran uygulamalara benim nasıl yaşayacağıma nasıl düşüneceğime müdahale etmek isteyen anlayışa karşı tabi ki itiraz edeceğim. Bunun karşılığı ne olur o onları bileceği şey. Makul şüpheli olarak beni de sizi de alabilirler.” şeklinde konuştu.

'ERDOĞAN’IN ŞİİR DUYARLILIĞI YOK; ŞİİRİ İÇSELLEŞTİREN VAHŞİ VE KÖTÜ OLAMAZ'

Erdoğan’ın şiir duyarlılığı olduğuna inanmadığını belirten Çelik sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdiki Cumhurbaşkanı’nın şiir duyarlılığı olduğuna inanmak gerekir. Hem şiir okuyor hem bunları nasıl yapabiliyor şaşırarak sormamız gerekiyor. Ben böyle bir şeye inanmıyorum. Onların edebiyatla ilişkileri olduğunu hiç düşünmüyorum. Şiir ki insanların hayatını kurtarabilecek bir şeydir. Şiiri içselleştiren insanların bu kadar vahşi ve kötü olabileceklerini sanmıyorum.”

http://www.aktifhaber.com//erdogan-o-siiri-okurken-samimi-degildi-1062265h.htm
CİHAN