Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: BİR DEVLET BİÇİMİ OLARAK CUMHURİYET
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
BİR DEVLET BİÇİMİ OLARAK CUMHURİYET
ve onunu bayramı


Nazmi ÖNER
**********

Devlet ve yönetim biçimleri, Aristo’dan bu yana benimsenen genel bir kabule göre, üç grupta incelenmektedir. Devletler, mutlakıyet, meşrutiyet ve cumhuriyet; yönetim biçimleri ise: monarşi, oligarşi ve demokrasidir.

Mutlakıyet rejiminde, halk yönetimin hiçbir yerinde yoktur ve hiçbir aşamasında söz sahibi değildir. Mutlakıyetin yönetim biçimi monarşidir.

Meşrutiyet dediğimiz, mutlakıyetin biraz daha gelişmiş biçiminde ise halk, yönetime değişik oranlarda (az veya çok) dahil edilmiştir. Yani mutlak yetkilere sahip olan bir yönetici, kendi yetkilerini sınırlamayacak biçimde, halk temsilcilerinden ya da kendi atadığı insanlardan oluşan bir kurulun oluşumuna ( parlamentoya) izin vermiştir. Tüm yönetim biçimlerinin belli oranlarda bulunabileceği bir geçiş biçimidir.

Cumhuriyet ise bir devlet biçimi olarak, yönetimin, halka dayandığı bir sistemdir. Mutlak yetki yoktur ve yetkinin kaynağı halktır. Yani devlet biçimi cumhuriyetse yönetim biçimi demokrasi olmak zorundadır. Yahut da, cumhuriyet denildiğinde ilk akla gelen şey, demokrasidir. Demokrasinin ise ayrıntılara girmeden, en kaba ve bilinen en basit tanımı; halkın kendi kendini yönetmesidir. Öyleyse cumhuriyeti cumhuriyet yapan en temel ve en önemli öge demokrasi olmaktadır.

Onun için demokrasi kavramı, cumhuriyetle ne denli iç içe ve bütünleşmiş ise, cumhuriyetin içi ne denli demokrasi ile doldurulmuş ise, insanlar o denli gerçek bir cumhuriyetle karşı karşıyadır. Eğer demokrasiden mahrumsa cumhuriyet, adının fazla bir anlamı yoktur. Yeryüzünde o kadar farklı cumhuriyetler vardır ki; bir çoğunun cumhuriyet kavramı ile yakından uzaktan alakası yoktur.

Şimdi bu genellemeler doğrultusunda cumhuriyetimizi değerlendirmek gerekirse, gerçek bir cumhuriyetle uzaktan yakından bir alakasının kalmadığı ortadadır.
Atatürk'ten sonra zaten fazla geliştirilemeyen ve bir türlü çağı yakalayamayan cumhuriyetimiz, bu gün cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının dışında ve bu kavramlara karşıt bir yolda hızla ilerlemektedir. Ve maalesef bu dinci, faşist diktatörlüğün önünü kesebilecek, akıla ve bilime dayalı bir mücadele yöntemi de ortaya konulamamaktadır.

Cumhuriyetçilerin elinden, üzülmekten, isyan etmekten, sokaklarda yürümekten başka bir şey gelmemekte ve çaresizlik umutları kırmaktadır.

Oysa 21 yüzyıl bilgi yüzyılıdır. Bilgiye dayanmayan hiç bir alanda başarı sağlamak olanaksızdır. Dinci faşizm bilgiyi kullanarak amacına ulaşırken, ülkenin muhalefet partileri bilimsel politika yapamadığı için amaçlarından uzakta kalmıştır.

Onun için kızmak, öfkelenmek, bağırmak çağırmak, isyan etmek çözüm değildir. Kanım, yasal zeminlerde, akla bilime ve çağa uygun bilimsel bir mücadele yöntemi belirlenmelidir. Bunun için de alternatif bir örgütlenmeye ihtiyaç vardır.

Çünkü mevcut muhalefet partilerinin 1900'lü yıllara özgü politikalarla, kendi iç mücadelelerini çözüp de cumhuriyetle, demokrasiyle ve halkla ilgilenmesi olanaksız görülmektedir.

Atatürkçü düşünce derneğinin de, Atatürkçülük sınavını geçemediğini ve izledikleri sıradan halkı aşağılayıp dışlayan politikalarıyla, belli siyasi kurumların alt veya üst kuruluşuymuş gibi eylemleriyle, büyük kitlelerin güvenini yitirdiğini düşünüyorum.
Akıl ve bilim ekseninde ve yasal zeminde, kin, nefret ve öfkeye kapılmadan sakin ve sabırlı bir mücadele ile cumhuriyetimizi Atamızın hedeflediği, demokrasi ve insan öncelikli, çağdaş bir cumhuriyet haline getirebilmek dilek ve umuduyla, herkesin cumhuriyet bayramını kutlarım.