Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Aramızda Yoklar Artık.…
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Aramızda Yoklar Artık.…
03 Kasım 2014 Pazartesi Saat 11:13

Sabit İNCE
************

Sanat ve edebiyat dünyasındaki dostlarımız, arkadaşlarımız, yakınlarımız birbir aramızdan ayrılıyorlar. İnansak da, inanmasak da, kabul etsek de, kabul etmesek de onlar aramızda yoklar artık.… Sıra bize gelince, şöyle veya böyle biz de gideceğiz. Bugüne kadar olduğu gibi gidenlerin ardından ağıtlar yakacak, haklarında yazılar, şiirler yazacak ve onları unutmayacağımızı söyleyeceğiz. Çünkü bugüne kadar hep böyle yaptık. Bundan sonra da böyle olacak. Ancak bu neden böyle oluyor, neden bu değerlerin kıymetlerini ve üstünlüklerini sağlıklarında bilemiyoruz. Bu husus başlı başına bir araştırma konusu olmalıdır. Ama burada birazcık olsun değinmek istiyorum. Çünkü bu insanlar toplumun değerli ve farklı insanlarıdır. Bunlar diğer insanlar gibi para ve dünya malı peşinde koşmak yerine topluma birşeyler vermek, toplumun yaralarını yazıları, şiirleri ve deyişleri ile toplumla paylaşmak, yöneticilere mesajlar vererek toplumdakı aksaklıkların giderilmesine katkıda bulunmak, söylenmeyen ve yazılamayanları yazarak çağlar ötesine de ulaşmak gibi niyetleri ve gayretleri olan insanlardır.

Nitekim çağlar öncesinden Köroğlu'nun mertliğini ve namertlere karşı verdiği savaşın öyküsünü yine onun şiirlerinden öğreniyor ve çağımıza uyarlamaya çalışıyoruz. Karacaoğlan'la düşünüyor, seviyor ve üzülüyoruz. Ve bu yüce değerler çağlar boyunca bizlerle eserleriyle beraber oluyorlar, bizden birileri gibi gönüllerimizde dolaşıyorlar. Peki bu insanlarda dünkü aramızdan ayrılanlar gibi yoksulluk, perişanlık ve sıkıntılar içinde bu mesajları vermediler mi, elbette aynen öyle oldu. Kimisi nesimi gibi derisinin yüzülmesine bile aldırmadı, kimisi de Pir sultanlar gibi darağacını boyladılar ama biz onlar ve onların yolunda olan şair, yazar ve ozanlar için neler yaptık. Dediğim gibi sadece ah vahlarla arkalarından yazılar ve şiirler yazmaktan öte bir şey yapamadık maalesef. Bir sefil selimi kul yanmasın sefil selimi yansın diye yanarak aramızdan ayrılırken çoğumuz onun adını bile bilemiyor, hiçbir şey yapamıyoruz. Yarın bizler, sizler ve hepimiz için de aynısı olmayacak mı? Aynen olacak. Peki artık bir şeylerin yapılması gerekmiyor mu, çok şeylerin yapılması gerektiğine inanıyor ve Sevgili Mustafa Ceylan'ın raporunda belirttiği gibi onlar için çok şeylerin yapılması gerektiğine inanıyor, ne yapılsa onlar için az olacağı kanaatini taşıyorum.

Yakın geçmişe dönüp, vefatla aramızdan ayrılan dostlarımızın, büyüklerimizin bazılarından vefat tarihleri sıralamasıyla söz etmek istiyorum diyen sevgili dostum merhum Dr. İsa Kayacan'ın listesine bazı eklemeler yapmak gereği de duyuyorum.


AŞIK SEFİL SELİMİ
(Ahmet Günbulut1933-2003)

Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğdu. Orta okulu ikinci sınıfa kadar okudu. 1966 yılında Konya Türkiye aşıklar bayramına katılan aşıklarımızdandır. 1968 yılında çalışmak için Hollanda ya gitmiş her yıl Avrupa dan gelerek Ekim ayı sonlarında yapılan Türkiye aşıklar bayramında hazır bulunmuştur.

Aşık Sefil Selimi 30.12.2003 saat 10.00'da Hakk'ın rahmetine kavuştu...

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF (1938-2002)
1940’lı yılların başında Kahramanmaraş Berçenek köyünde doğmuştur. Oniki yaşından bu yana halk ozanlığı geleneğini devam ettirmektedir. Toplumsal sorunların neden ve sonuçlarını sorgulayan, toplumsal hemen her konuyu eserlerinde bilinçlendirici bir şekilde dile getiren günümüz halk ozanlarındandır. 17.5.2002 günü vefat etmiştir.

GARİP OZAN (Mehmet Sait Şimdi)

7 Ocak 2004 günü vefat eden Garip Ozan jeoloji mühendisi ve evli idi.