Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: NOEL VE MİTRA DİNİ (MİTRAİZM)
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Mitra sözcüğü, dost ve aydınlık anlamlarına gelmektedir. Göksel güç­leri ve güneşi sembolize eden ve iyilerin dostu olan Mitra, diğer gök tanrılarıy­la da ikiz gibi ve bir çift olarak kabul edilir. İki tekerlekli bir arabada birlikte gezerler. Evrenin düzenini ve doğruluk kurallarını korurlar. Ayrıca insanların gönül işlerini yönetirler, her şeyi görür ve bilirler.
Mitra, dünyada bilinen en eski Tanrı adı olup Zerdüştlükten önce İran’da Mitra dini egemendi. Mitra; güneş, adalet ve doğruluk tanrısı olduğu gibi, kötüler ve sözünde durmayanlar açısından acımasız bir savaş tanrısıydı.
Aryaların Hindistan ve İran’da ortak Tanrısı olan Mitra, özetle dün­yanın düzenini koruyan bir güç, hak ve hukuku sağlayan adalet, yemin ve sözleşmelerin kefili, aydınlık tanrısı olup bunlara uymayanlar içinse savaş tan­rısıdır.
Mitra, Zerdüştlükte de yerini bir biçimde korumuş olup güneş tanrısı olarak, Ahuramazda’nın yanında yer almaktadır. Fakat artık başlı başına bir tanrı değil, Ahuramazda’nın kendine yardımcı olarak yarattığı bir melek pozisyonundadır.
Avesta’da Ahuramazda Mitra için: “Ben geniş otlakları olan Mitra’yı yarattığımda, onu da kendim kadar tapılmaya ve saygı görmeye layık kıldım” demektedir.
Yani Zerdüşt inancında Mitra ile Babil’den alındığı sanılan ana tanrıça Anahita, Ahuramazda’nın kötülük ve karanlıkla savaşta kendisine yardımcı olarak yarattığı yardımcı tanrılar durumunda kalmaktadır. Ama Mitra’nınyine de, ışığın ve Güneşin Tanrısı olarak bin kulağı ve on bin gözü vardır. Her şeyi duyar, görür ve bilir. Aynı zamanda evrenin rızık dağıtıcısı olarak, tarlaların ve sürülerin bereketini sağlar.
M.Ö. 15. yüzyıla kadar uzanan Mitra Kültünün, insan ve inanç kavramları kadar eski olan Güneş Kültü’ne dayandırılmış olduğu görülür. İran’da gelişip olgunlaşarak, hızla Ortadoğu’ya, Anadolu’ya ve Roma’ya yayılmıştır. Pek çok tarihçi, Hıristiyanlık biraz daha gecikmiş olsa, bugün dünyada Hıristiyanlık yerine Mitra Dini olabilirdi diye düşünmektedir.
Mezopotamya, Mısır ve Anadolu’nun güneş tanrılarının ve Mitra’nın etkisiyle Roma’da zaten ileri derecede bir Güneş Kültü oluşmuştu. Örneğin Roma İmparatorları Güneş Kültü’nün de üyesiydi ve zamanla bu kült, im­paratorluk unvanları içine de girdi. Sol Invictus denilen bu unvan, Güneşi temsilen başa giyilen bir taç ile sembolize edilip imparatora, fethedilememiş, yenilmeyen güneş unvanı kazandırıyordu.
Sol Invictus (resim alıntıdır)
Mitra Kültü, puta tapıcı Roma’nın Işık Tanrısı Helios ile ilişkilendirip Güneş Kültüyle de bütünleştirilince Roma’da büyük bir taraftar kitlesi buldu. Hatta 2. yüzyıl ortalarından itibaren haftanın bir günü, Mitra için güneş günü (Sunday) olarak kabul edildi.
Fakat İran’ın Mitra dini ile Roma’daki Mitras inancı pek çok alanda iç içe olmakla beraber farklı tarafları da vardır. En önemli fark ise Zerdüşt İran’da Mitra Güneş Tanrısı olup yargılamalarda Ahuramazda’nın yanında yer alır. Roma’nın Mitras dininde ise Güneş Mitras’ın önünde diz çökmüş olarak gösterilmektedir.
Yani Güneş, yıldızların en güçlüsü olsa da Mitras karşısında çok aciz kalmaktadır. Hani bir bakıma Roma’da Mitras, Zerdüştlükteki Ahuramaz­da’nın yerine geçmiş gibidir. Yani Mitra dininin yeni bir versiyonu Roma’yı ele geçirmek üzereyken Hıristiyanlık tam zamanında yetişmiştir. Biraz daha gecikse bu gün onun yerinde Mitras dini olabilirdi.
Gerçi Mitras bu savaşı kaybetse de Hıristiyanlığı derinden etkilediği düşünülmektedir. Hatta daha da ileri gitmek gerekirse, Hıristiyanlığın da bir bakıma Mitralaştırıldığını ileri sürenler olmuştur. Bunlara göre zaman içinde pagan ayinlerin yerini Mitra ayinleri alırken, Mitra Mağaraları da pagan tanrı­ların yer altı tapınaklarının yerine geçti.
Hatta diyorum ki, belki Hıristiyanlık da kasıtlı olarak Mitralaştırılarak, Roma’da daha kolay yayılma olanağı bulmuş olabilir. Çünkü İsa ve 12 havari olayının, aynen Mitra dininde de olduğu gözlenmektedir.
Mitraçılar da kurtarıcılarının gökten indiğini ve son yemeğini 12 taraf­tarıyla paylaştıktan sonra öldürüldüğünü ve sonra da dirildiğini ileri sürmek­teydi.
Nakş-ı Rüstemde Haç şeklinde kral mezarı
Mitra inancının Hıristiyanlık içindeki uzantılarına örnek olarak şunları da gösterebiliriz. Örneğin Nakş-ı Rüstem’ deki Pers Krallarının mezarları haç şeklindedir. Ve yine Mitracılar özel günlerde, Güneş Tanrısının yükselişini
ifade etmek için, ortasında Mitra Hacı denilen bir kabartmanın bulunduğu “Mizd” denilen bir çörek yerlerdi. Bu çörek ve haç Hıristiyanlığa da aynen girmiştir.
Mitra Haçı (Resim alıntıdır)
Örneğin Eski Ahit’te İsa’nın, Salah Güneşi olarak ve hakiki nur olarak, gökten ışık olarak geleceği betimlemeleri, Mitra’nın Güneş ve nur simgesiyle eşdeğerdir. Fakat asıl önemlisi İsa’ya doğum tarihi olarak kabul edilen 25 Aralık aslında Mitra’nın doğum tarihi olarak kabul edilen gündür.
Bilindiği gibi Hz. İsa’nın doğum tarihi belli değildir. Onun için İsa’nın doğum günü kutlanmıyordu. İlk kez 200 yıllarında Doğu kiliselerinde İsa’nın doğum günü 6 Ocakta kutlanmaya başlamıştı.
Daha sonra Roma İmparatoru Kostantin Milano Fermanı ile 313 yılında Hıristiyanlığı serbest bıraktıktan sonra, Noel gününü de ilk kez 25 Aralık ola­rak İmparator Kostantin’in uyguladığı belirtilmektedir.
Çünkü Roma İmparatoru Kostantin’in (306-337) Hıristiyanlığa meş­ruiyet kazandırmak ve Mitras inancındaki insanların Hıristiyanlığı kolayca benimsemesini sağlamak için, Mitra Kültü ile Hıristiyanlığı birleştirerek bir sentez oluşturduğu da ileri sürülmektedir.
Yani Noel günü Hıristiyanlık öncesinde pek çok toplumun kutladığı kutsal bir gündü. Örneğin Firigya Tanrısı Atis’in, 25 Aralıkta bakire bir anne­den doğduğuna inanılıyordu. Ve yine Mitra’nın 25 Aralık günü bir mağarada doğduğuna inanıldığından, her yıl Roma’da 25 Aralık günü büyük şölenlerle kutlanıyordu.
Hindistan’ın Veda dininde de Mitra’nın 25 Aralık günü Pers toprak­larında bir ışık çocuğu olarak doğduğu kabul edildiğinden, 25 Aralık’a Mihr Günü deniliyor ve bir bayramla kutlanıyordu. Bayramda yapılan ayine de Mihr Ayini deniliyordu.
Bazılarına göre 25 Aralık’ın Noel günü olarak kabul edilmesinde, Roma’da pagan şölenlerin önüne geçilemeyişi üzerine, İsa’nın doğumunu bunlarla birleştirerek, pagan kutlamaların önlemesi amaçlanmıştır.
Dionysos çarmıhta
Mitra, Dionysos ve Atis’in çarmıha gerilerek öldürülmesi ve öldükten sonra dirilmeleri de İsa ile aynıydı. Bunların dışında Mitra Rahipleri uzun giy­siler giymekte olup ellerinde bir çobandeğneği taşıyorlardı. Hıristiyan rahiple­rin de bunları benimsediği görülmektedir.
Kısacası Hıristiyanlık, Mitras’la yaptığı savaşı kazanmış gibi gö­rünse de Mitras’ı da içine almak zorunda kalmıştır; ya da Mitras’ın içinde kaybolmuştur da denilebilir.
Yani Hıristiyan aleminin Noel diye kutladığı 25 Aralık günü, aslında Anadolu’nun, İran’ın, Hindistan’ın hatta 22 Aralık olarak Orta Asya Türkleri­nin Hıristiyanlıktan çok önceleri kutladıkları bir gündür.