Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: BAŞIMIZ SAĞOLSUN..EKREM HOCAMIZI KAYBETTİK...
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
BAŞIMIZ SAĞOLSUN...



AŞIK CİNASÎ / EKREM YALBUZ (1947- 24.08.2016)


Ağabeyim, pirim, ışığım, GÜLCE EDEBİYAT AKIMIMIZIN KURUCULARINDAN, önderimiz, insanlık abidesi, hoş görü ve kardeşliğin eşsiz liderini kaybettiğimizi öğrendim. Çok üzgünüm. Dünyam darmaduman... Mevla mekanını cennet eylesin. Hepimizin başı sağolsun. Asla yeri doldurulamayacak çok acı bir kaybımızdır...

Mustafa CEYLAN
 

SON İMTİHAN (Gülce-Üçleme)

Âşıkların kaderi yollarda terk-i candır
Zira ki divaneye vuslat son imtihandır.


Hilâli görmek için yıldız titrer gecede
Türaba düşen dane mutludur işkencede 
Tandırda huzur bulur hamur da neticede
Âşıkların kaderi yollarda terk-i candır.


Şeker suda su olur gayesidir muhtacın
Cennetleri görmemek izahıdır mi’racın
Pervane şemde yanar gereğidir mizacın
Zira ki divaneye vuslat son imtihandır.

Ekrem Yalbuz
*
Dağlara Söyledim (Gülce-Buluşma)

Dağlara söyledim şarkılarımı 
Aksinden dinledim ah-u zârımı 
Dayadım başımı serin bağrına 
Dağlarla paylaştım her efkârımı 
…………..……..Dağlara söyledim 
……………….………....karlar ağladı 
………………….……..dağları dinledim 
……………………………….beni dağladı. 
Kader, dağla beni böyle bağladı.

 
Dağlara benzedim hayli yoruldum… 
Her avcıya hedef oldum. Vuruldum! 
Dağlarla bekledim Sur’un sesini 
Zaman sarkacında öyle kuruldum 
………………….Dağlara benzedim 
………………………….yol oldu bağrım. 
…………………………..Dağlar kadar oldu 
……………………..…………başımda ağrım. 
Dağların başından sanadır çağrım.

 
Dağın da benim de gözümüz yârda 
Gözyaşımız vardır soğuk pınarda 
Ne gamım azalır, ne hicran biter 
Anladım kavuşmak başka diyarda. 
………..………….dağlar baharı özler 
…………..………..…..ben seni özlerim 
………………….…….Dağları uyku basar 
……………..…..…………ben seni gözlerim. 
Açık gitse kabre yorgun gözlerim.


Ekrem Yalbuz

 


[Resim: 14079896_10210206262450968_3443981360359...e=5851165E]
“Dağlara benzedim hayli yoruldum… 

Her avcıya hedef oldum. Vuruldum! 
Dağlarla bekledim Sur’un sesini 
Zaman sarkacında öyle kuruldum “

*

“Âşıkların kaderi yollarda terk-i candır
Zira ki divaneye vuslat son imtihandır.”


Bir yolcu daha indi ömür treninden, bir yıldız daha kaydı sonsuzluğa, bir yaprak daha düştü toprağa...


Nasıl ki yıldızın ani kayışını, yaprağın hazan ile düşüşünü önleyemiyorsak; sevdiklerimizin, dostlarımızın ani kayıplarını da bilemiyor, önleyemiyoruz ne yazık ki. Ölüm bir Hak ve biz fâniler mutlak o Hakk’a yürüyecek, karışacağız hiçliğe illâ ki. Fakat ne zaman? İşte bu gerçeğin can alıcı noktası da bu bilinmezlik ya…

 Yaşam trenimizin bizi hangi durakta indireceğini, yolculuğumuzu hangi noktada ve nasıl sonlandıracağını bilemiyoruz ki...

Değerli büyüğümüz, kıymetli dostumuz, Gülce önderliği kadar şiir ve edebî derinliğiyle kendi çapında apayrı bir deryâ olan üstat Ekrem Yalbuz öğretmenimizin hakk' a yürüdüğünü ne yazık ki dün akşam saatlerinde öğrendim." Üzüntülüyüm" demek ne kadar hafif kalsa da içimin burukluğunu ifade de, bu ruh halimle başka bir sözcük de bulamıyorum maalesef! Ölüm karşısında her ne kadar tevekkülle dolu olsak da, acziyetimizin, naçarlığımızın da ifadesidir bu tevekküllü suskunluk.

İşte böyle bir ruhiyat içerisinde zamanı geriye sardım ve tek tek anımsadım üstatla karşılaştığım ilk günden itibaren aramızda geçen konuşmalarımızı, paylaşımlarımızı, o hiç sarsılmayan saygımızı...

O' nu en son İlesam' ın "Şarkıdan Mahnıya" çalışmasında ödül alan ve bestelenerek TRT' de seslendirilen değerli çalışması dolayısıyla aramış, kutlamıştım. Beklenmedik bu telefonum karşısında duyduğu heyecanı, mutluluğu, gururu ifadeye kelimeler yetmez.

Her ne kadar O bir Karslı olsa da, bir yanıyla da Erzurum' du, Emrah' tı, Sümmani hatta Reyhani’ ydi. Bu konudaki duygu ve düşüncelerimi açıkça paylaşırdım kendisiyle de. O mahcup gönencini hissettirirdi hiç irtifa kaybetmeyen saygısıyla.

Farklı düşünce yapımıza karşın çokça ortak paydalarımız vardı üzerinde hararetle konuşup değerlendirdiğimiz, tartıştığımız, koruyup kolladığımız, eleştirdiğimiz ve nihayetinde ortak bir kavşakta mutabık kalarak saygı ve dostlukla noktaladığımız...

Bilge kişiliğinin derinlerinde kırılgan bir yapısı vardı üstadın. Her türlü tartışmayı, farklılığı, eleştiriyi kaldırabilirdi ama saygısızlığı asla! Naif ve mesafesini muhafaza edebilen ve her yer ve koşulda buna özen gösteren bir beyefendiydi aynı zamanda.

Nice insan vardır keşfedilmemiş cevher misali keşfedilmeyi bekler. Nice değer vardır cevher olduğunun farkında, kendi olanaklarıyla kendini işlerken nakış nakış, başkalarına da yansıtır nakışını. İşte Değerli şair Ekrem YALBUZ öğretmenimiz, bu ikinci tanım içerisindeydi.

Oya gibi işlediği cinasla O, edebî sanatların her dalında yetkin ve etkindi.

"Türkçenin Nakışı CİNAS" kitabını okurken, kendi eksiklerimi öğrenmenin yanında nice ortak paydalarımızı da görmüştüm.

Bütün bu olumlu güzelliklere rağmen mukadderat karşısında söyleyecek söz, çırpacak kanat kalmıyor maalesef! En doğrusu başımızı öne eğip kabullenmek fâniliğin bu sonlu gerçeğini!

Güle güle usta, güle güle...

Sizi kişiliğinizle, efendiliğinizle, edebînizle, eserlerinizle,  saygı ve dostlukla anımsayacağım daima.

Cenabı Allah' ın rahmeti üzerinizden eksik olmasın...

Kabriniz nur, mekânınız cennet olsun...

*

Saygıdeğer Ekrem Yalbuz hocamızın aramızdan ani kaybı ile duyduğum üzüntüyü paylaşır;

Değerli ailesine, dostlarına, edebiyat camiasına, İLESAM' a ve bütün sevenlerine başsağlığı ve sabır dilerim.



Refika Doğan