Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Çürüme ve Aydınlar…
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Çürüme ve Aydınlar…



Gazanfer ERYÜKSEL

Çürüme, canlı yapılarda görülen bir durumdur. Organik bir maddenin, bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler nedeniyle pis kokulu ürünlere dönüşmek üzere normal yapısını kaybetmesi, kokuşma…
(Taş, ahşap, demir de çürür örneğin…)

Toplumlar da canlı bir yapı olduğundan çürüme, kokuşma durumu söz kokusudur. Toplumsal çürüme…  Bir toplumu kendi yapan etik, moral değerlerinin yozlaşması, yozlaştırılmasıyla toplumsal değer ve kazanımlar önemsizleştirilir.

Bireyler için tek ölçüt “Kazan da nasıl kazanırsan kazan!” hâline geldiğinde o topluma ne isterseniz yaparsınız, ne isterseniz yaptırırsınız. Örnek… Uyuşturucu bağımlıları…

Bu duruma bir de korku imparatorluğu kâbusunu eklerseniz çürüme gazlı kangrene dönüşecektir. Gazlı kangren bulaşıcıdır.

Bir toplumu çürük elmaya çevirmek için egemen güçlerin yöntemleri, silahları vardır. Medya çağımızdaki en etkili silahtır. Küresel çetelerin elebaşlarından Rockefeller (Doğumu 1915…) medya yöneticileri ile yaptığı bir toplantıda “Siz olmasaydınız biz bunların hiçbirini yapamazdık…” diyerek gerçeği itiraf etmiştir.

Egemen güçlerin toplumu çürütme hamlelerini görüp ona karşı halkı uyaracak kesim olana aydınlar ilk hedeftir. 12 Eylül 1980 darbesi ve sonuçlarından biri de toplumsal çürümenin giderek hızlanması ve yaygınlaşması olmuştur. İlk çürütülen kesim de toplumun fırtınalı gecelerinde deniz feneri ve pusula görevi yapması gereken aydınlardır. Taşları bağladınız mı itler özgürce gezerler. Aydınları çürüttünüz mü halk fırtınalı bir denizde pusulasız kalacak, savrulup gidecektir. Derim ya hep elmanın kurdu da kendinden diye…

Yaşanan ve giderek yaygınlaşan çürümeyi fark eden ve halka anlatmaya çalışan aydınlara karşı en etkili silah çürütülmüş aydınlardır. Medyada kanal-kanal gezdirip konuşturursunuz onları… Medya kargaları yaklaşan tehlikenin “Komplo Teorisi” oluğunu topluma ezberletirler. Dün gerici örgütlerin (tarikatlar, cemaatler vb) STK (Sivil Toplum kuruluşu) olduğunu savunanlar kimlerdi?

12 Eylül 1980’den sonra “Demokratik Kitle Örgütü” ifadesi STK’ya dönüştürülürken de aynı aydın grubu kullanılmıştır. Ne tehlikeli bir ifade değil miydi üstü örtülen… Hem demokratik, hem kitle, hem de örgüt… Göm gitsin… Mis gibi STK vardır artık… Bu kavram ABD’de “Non Goverment Organization” ifadesinin tahrifatlı çevirisidir. Doğru çeviri “devlet dışı kuruluş”tur.  

Bugün çakma darbe sonrası F tipi örgütü karalama yarışına girenler de aynı tırnak içinde tiplerdir. “Ay”ı karartılmış “dın”ı kalmış tıntın bu yaratıklara aydın dememe klavyem izin vermiyor. Onlar patlıcanın değil efendilerinin dalkavukları çünkü.

Aydınlar toplumsal yapıda bir sınıf özelliği taşımazlar. Aydının birincil işlevi toplumu ileriye götürecek tepkimeleri hızlandırmak ve halka karşı yapılan hamlelerde, bilgisayar ifadesiyle söylersek, koruyucu virüs programı olmaktır. Zurnanın zırt dediği yer tam da burası işte… Ya aydınlara virüs atılırsa?

Bu aşamada ilk doğru ve gerçekçi hamle aydınların kendileriyle yüzleşmeler, özeleştiri yapmalarıdır.
Kolay mı? Kolay değil şüphesiz… Aydın olduklarını ileri sürenlerin yaşadıkları konforlu hayatların değirmen suyu kesilir. Çeşitli TV kanallarında çalışan programcı, sunucu vb okumuş takımına bakıyorum. Halkın kulağına cıva akıtan bu tipler söylemlerinin satır aralarını algılamaktan aciz kişiler gibi görünmüyor. Kameranın arkasında özel konuşsak çok farklı yorumlar da yapabilirler. Ama… Salt ekmek parası için halka yalan söylüyorlarsa çürümenin zirvelerine çıkmışlar demektir. Gazetecilik bir kamu görevidir. Gazeteci halka yalan söylediği takdirde kendi meslek ilkelerine ihanet etmiş demektir. Patron dayatmasıyla da olsa bunları söyleyeceğine git pazarda limon sat… Hadi sıra dışı bir şey söyleyelim, “Git tele-kızlık yap, ama halkına yalan söyleme…” Çünkü yapılan iş en edebi ifadesiyle ahlaksızlıktır. Çürümenin diğer adı ve kaçınılmaz sonucu…

İşte böyle bir savrulmadan geçiyor Türkiye… Evet, “at iziyle it izi” birbirine karıştı… Ama bu karmaşa birileri tarafından bilerek isteyerek yapılmaktadır. Bulanık suda (b)alık avlamanın dayanışmaz câzibesi…
Aydınlar mı dediniz? Aydınlar aymadıkça halkın ayılması zor, hatta imkânsızdır. Halka bilgi ve bilinç taşıması gerekenler aydınlardır çünkü… Halk tarihin her döneminde gündelik yaşamıştır. Bu onun doğasıdır.