Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Zalim
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
ZALİM

Mustafa CEYLAN


Kaç zaman geçti zalim, seni koklamayalı? Bir çiçek olsaydın, ne yapar eder, bahçevanla sohbete tutuşur gene koklardım. Ama sen, öylesine hesaplı kitaplısın ki, hiç "af" denen müessese senin kitabında yok ve milim affında yok. Olsan olsan sen "zalim" olursun...

Tamam. Suçlu aramaya kalksak, oooo o kadar çok ki suçlu. Ogüst Compte bile iflasın eşiğine gelir bizim aramalarımızdan. Hele senin, hele senin makul veya makul olmayan diyelim mazeret ve bahanelerinden o kadar çok konu başlığı çıkar ki, her çıkan bir "bağ bıçkısı" misali keser umut ümüğümü. Nefes bile alamam. Susar, hançeri saplar göğsüme çekilirim meydandan. Kaç vakittir hep de böyle oluyor, farkındasın değil mi? Hayır ! Hayır! Farkında olmak ne, sen "beni öldürmek için" bir an evvel "tahtalı köye yolcu etmek için" zalimce bahaneler arkasında bizatihi sen planlıyorsun her şeyi.

Ayrılık senfonisi senden ve senin. Hüzzammış çaldığın renk. At boya tenekesini kafama. Hüzzamın bulaşsın bana, yüzüme. Ona bile razıyım.

Bugün "Uncalı Mezarlığı" kapısında bir muhasebe yaptım biliyor musun? Kapı çıkışında anneler oturmuş, "pişi" dağıtıyorlardı. Kendi pişimi alırmış gibi gittim sıcacık ekmek kızartmasını aldım ve seninle beni düşünerek yedim. 

Sonra mı,
Ağladım ya, ağladım evet...
Beni ağlatan sensin...

Kaderim bu benim zaten.
Kimi sevdi isem o vurdu ayrılık hançerini bir bahaneyle göğsüme, tıpkı sen gibi.

Hata arar isen sadece ben hatalıyım. Öyle değil mi?
Ama, sevdada "hata" aramak uçurum dibine düşmektir bilirsin. Hatalar bile güzeldir sevdada, bunu anlasak bir ah!...

Ne vardı, böyle çekip gidecek ve beni en dipsiz kuyularda inim inim inletecek?
Bu dünya, bu hayat sadece bir kaç nefes, bunu bilmiyor musun?

*
Zalim!
Sırtımda aşk kırbacı ve ben kanlar içindeyim.
Ölüyorum işte
Müjde!
Bayramın olsun!
Bahanelerinin her birini, haklı haksız ayırt etmeden nazar boncuğu yap boynuna as olur mu?
Ben çekip gidince o boncuklarla oynayacağın çok zamanın olacak nasıl olsa...


*
Ne vardı, aramızda?
Bölüşemediğimiz miras mı?
O "bunu" demiş, bu "bunu" yazmış mı?
Komşu, eş, akraba, felan filan mı?
Offff beee!!!
*

Sevda, fırında çıkan yangındır be gülüm
Sevda, sorgusuz sualsiz ölümü kuşanmaktır be zeytinim.
Sevda, çevreyi sıfırlayıp "fenafillah" olmaktır be can...
Daha ne diyeyim?
Sevda "enel hak" demektir biliyorsun.
Ne diye el gömleğinin deseninde takılıp kalırsın anlamıyorum ki?
*
Neyse,
Yürüdüm gidiyorum...
Zalim!
Ağla biraz e mi?

Mustafa CEYLAN