Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: Üçleme
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
Üçleme

[Resim: ahmet-ozdemir.jpg&w=125&h=125]
Ahmet Özdemir



Hazırlamakta olduğum bir kitaba vereceğim “Üçleme” kelimesine ilişkin araştırma yaparken aldığım notlardan iki günlük yazı çıktı. Bugün genel bir değerlendirme yaparken, yarın da kendi kültür ve inanç dünyasına bakacağım.

Hristiyanlıkta, Tanrı’nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan oluşan üçlü halinden veya inanışından söz edilir. Bir başka anlatımla Hıristiyan dininde, Tanrı, Hazreti İsa ve Meryem’in özdeş olduğu üçlemeye teslis diyorlar. Teslis, Arapça kökenli bir kelime.  Dilimize, manevi veya kutsal değer yüklenmiş “üçleme” olarak çevirebilirsiniz. İnanç dünyasında kabul edenler de, raddenler de var.


Üçlemeye, artık var olmayan antik dinî inanç ve mitolojilerde de rastlıyoruz. Ortak bir kültüre dayanmasa da, arkeolojik ve tarihî bulgular, aynı topraklarda ardışık dönemlerde yaşamış topluluklarla komşu kültürlerde benzer teslis inancı olduğunu gösteriyor.
İlk kez ne zaman kullanıldı, kimler söz etti. Hangi kelime ve kavramlarla anıldı, hangi eserler yazıldı, türlü dinlerin ayetlerinde, surelerinde karşılıkları nedir,  bunlar bizim konumuz değil.


Ancak, geçmişin derinliklerindeki inanç sistemlerde yer alan ilginç üçlemelerden söz edebiliriz. Bâbil geleneğinde üç üçlüğe rastlıyoruz: Birinci üçlük: Anu (Gök tanrısı), Enlil (Yer, hava ve fırtına tanrısı), Ea (Irmaklar tanrısı). İkinci üçlük: Sin (Ay tanrısı), Şamaş (Güneş tanrısı), İştar (Bereket tanrıçası – Tammuz’un eşi-sevgilisi).  Üçüncü üçlük: Labartu – Labazu – Ahatsu, (Şeytan üçlüğü)


Örnekleri çoğaltabiliriz ve gelenek ve mitolojilerden bazılarını aktarabiliriz:


Kelt geleneğinde: Teutates, Taranis, Esus; Guatemala geleneğinde: Bitol,  Alom, Quhalom; Peru geleneğinde: Paçakamak,  Kon,  Virakoça; Antik Mısır geleneğinde:  İsis, Osiris, Horus; Hitit geleneğinde: Teshup, Hepatu, Sharruma; Etrüsk geleneğinde: Tinia, Uni, Minerva; Grek ezoterizminde: Phanes, Ouranos, Kronos; Grek mitolojisinde: Silene (Selene),  Hekate, Artemis; Orta Asya geleneğinde: Gök Tanrı-Kara Han-Ülgen; Hint felsefesinde tanrının üç yüzü: Yaratıcı Brahma, Koruyucu Vişnu ve Yok edici Şiva…


Çin düşüncesine göre;  Tao biri, bir ikiyi, iki üçü yarattı. Üç de tüm evreni var etti. Üç sayısı gök, yer ve kişinin birleşimi ve yaradılışın tamamlanmış olması anlamına geliyor.  Yahudilik’te ibadet üç zamanlı. Kabalizmde eril ile dişili birleştiren zekâ üçlemesi bulunuyor.


Üçlü ögeler maddenin hallerinde var. Örneğin maddenin üç boyutu bulunuyor. Ateş, su, hava gibi durumlarından da söz edebiliriz.   Bütün doğada tanrısal birliğin mutlak ve zorunlu olan varlığını ruh, can ve bedeni gösterir. En çok kullanılan sembollerden biri evreni temsil eden üçgen olmuş.
Platon’dan beri,  üç ana kavram iyi, doğru ve güzel ülkünün bileşkesi oldu. Platon’a göre insan vücudu baş göğüs ve karın olarak üçe ayrılıyordu. Baş akıl, göğüs istem, karın haz veya arzuyu temsil ediyordu.


Deyimlerimize üçlemeler sıkça kullanılır. Kurtuluş Savaşı’mızın esası belirtirken ‘Vatan-Millet-Sakarya’ söylemini kullanırız. ‘At-avrat-silah’ üçlemesini Türk geleneklerine özgü üç değerin buluşmasıdır. Alaaddin’in Sihirli Lambası’ masalında olduğu gibi üç dilek tutulması istenir ki, her zaman üç şans verilmesi gelenekte var… Ekmek ve Kur’an-ı Kerim’i üç kez öpülür.  “Allah’ın hakkı üçtür” diye düşünülür. İyi şeylerin üç adımda gerçekleşeceğine inanılır.