Gülce Edebiyat Akımı

Tam Görünüm: ANADOLU
Şu anda Hafif Görüntüleme modundasınız. Sayfayı normal görüntülemek için, buraya tıklayın.
ANADOLU İNSANI
İnilmez çarşının, çıkmaz sokağın
Kokusu var, ağısı var, leşi yok
Başa güreşen şu hasta salağın
Otuzu var, ikisi var, beşi yok

Yüzünü satıyor, beceremiyor
Kuyrukta yatıyor, beceremiyor
Atıyor, tutuyor, beceremiyor
Zalimi var, sapanı var, taşı yok

Söylenir dilinden anlayan olmaz
Onunla birlikte inleyen olmaz
Dilenir, yalvarır dinleyen olmaz
Figanıvar, ferağı var, dişi yok

Ayağı başında, gözleri fersiz
Boynunda madalya, hanede ersiz
Bir söz mırıldanır, ikinci yersiz
Emisi var, dayısı var, işi yok

Meclise yönelir, kapıda durur
Giremez, yumruğu bağrına vurur
Bunca yıldır aynı evde oturur
Ocağı var, ateşi var, aşı yok

Ateşi bağrında, sıcak başında
Saçları, sakalı ak ak başında
Elleri koynunda, ocak başında
Yüreği var, pınarı var, yaşı yok

Güvendiği dağın hali ful düzen
Yeşili, hakisi, alı ful düzen
Tepeden tırnağa yolu ful düzen
Üsleri var, asları var, kişi yok

Ne söyleseniz boş, her şey nafile
Yaşadığı ahır, gördüğü hile
“Anadolu bilir” deseler bile
Gözleri var, kulağı var, başı yok.
24.l0.l997


ANADOLU DEDİ

Hicran mı, çile mi, gam mı gönderir
Yaslı mısın, sabır taşı de hele?
Fitil neden yanar, mum niçin erir?
Aslı mısın, sabır taşı de hele?

Salınırsın gösterişsiz, edâsız
Bizi koyup nere böyle, vedâsız
Bunca hakarete sessiz, sedâsız
Uslu musun, sabır taşı de hele?

Bacadan aşıyor kandilin isi
Geceye yaslanmış, bülbülün sesi
Asımın mı, hasımın mı hangisi?
Nesli misin, sabır taşı de hele?

Madem yolcususun umut dağının
Bari çekeri ol, balık ağının
Şu devrim hayranı, el uşağının
Misli misin, sabır taşı de hele?

Yoluk kanat ile engin uçulmaz
Küfür diyarında itten kaçılmaz
Kulakların duyar, ağzın açılmaz
Paslı mısın, sabır taşı de hele?


BEN DE ANADOLU’YA DEDİM Kİ ;

Bize vazettiğin yılın sonunu
Gözetme sevdiğim, hasreti bitir
Beklerim, çok değil, yüzün onunu
Naz etme sevdiğim, hasreti bitir

Bir gül yeşertmedin, vuslat çağında
Korku filizlendi, can otağında
Gözlerin kalsa da İrem bağında
Söz etme sevdiğim, hasreti bitir.

Hoşlanmazdın parçalardan, bölükten
Hep bakarsın barajdaki delikten
Devlet başa çöreklenen sülükten
Haz etme sevdiğim, hasreti bitir

Sandaldaki dümen, kürek ateşte
Bayrak dikilecek direk ateşte
Hasretinle yanan yürek ateşte
Köz etme sevdiğim, hasreti bitir

Şu başsız babaya ayak direyen
Ol da, bir kez olsun, şu nefsini yen
Bar veren ağacı çoktur irdeyen
Yüz etme sevdiğim, hasreti bitir