Yeni Cevap 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
HALK ŞİİRİNDE GELİN-KAYNANA

Site Yönetimi Çevrimdışı
Admin
*******


Mesajlar: 12,211
Katılım: Jan 2008
Mesaj: #1
HALK ŞİİRİNDE GELİN-KAYNANA

HALK ŞİİRİNDE GELİN-KAYNANA*

Dr. Doğan KAYA

Toplumun en küçük parçası olarak nitelediğimiz ailenin kurulması ve
sağlıklı yaşaması, her insan için hayati önemi haiz konuların başında gelir. Bunu
önemli kılan da, ömrünün belki de en uzun bölümünü birlikte olacağı bir başka
kişiyle yaşaması gerçeğidir. Hele bu evlilik ayrı bölgeden, ayrı karakterde, ayrı
kültür ve terbiye ile beslenmiş kişilerle oluşturulmuş bir evlilikse, birlikte mutlu
bir hayat geçirmenin zorlukları daha fazla kendisini hissettirir.

Bunun yanı sıra Türk aile yapısının çoğunda, baba, anne ve çocuklar olarak
tarif ettiğimiz aile düzeninden farklı olarak bir de evde dede ve babaanne /
anneannenin bulunması söz konusudur. Bu da, ilerleyen zaman içerisinde, gün
boyu evde birbiriyle yaşamaya mecbur olan gelinle ve evin önceki fertleri
arasında çeşitli problemlerin ortaya çıkmasına yol açar. Geçimsizlik kayınbaba /
kayınpeder / gelinden ziyade, kaynana / gelin arasında olur.

Biz bu çalışmada, konuyla ilgili olarak anonim halk şiiri şekillerinden olan
mani ve âşık edebiyatı alanında söylenmiş şiirlerden tespit edebildiğimiz
örnekleri değerlendirmeye tabi tuttuk. Konunun Türk halk şiirinde hem de
azımsanmayacak miktarda yer alması, Türk ailesinin içinde bulunduğu
durumunun ne boyutta olduğunu sergilemesi bakımından oldukça önemlidir.
Gerçi günümüzde, -bilhassa şehirlerde-genç çiftler, genellikle kendilerine ait bir
evde, büyüklerinden ayrı olarak yaşamaktadırlar ve bu da kısmen gelin-kaynana
geçimsizliğini asgariye indirmektedir. Ne var ki, kırsal kesimlerde hâlâ
büyüklerle birlikte aynı evi paylaşma, onlarla birlikte yaşama, hayatiyetini
sürdürmektedir. Bunun varlığı öyle sanıyoruz ki, gelin-kaynana geçimsizliğini
devam ettirecektir.

Oğlunu evlendirmeden önce ideal bir kaynana olacağını gelini diğer bir
kızı olarak göreceğini sık sık söyleyen kadınla, kaynanasını annesinin yerine
koyacağını, örnek bir gelin olacağını söyleyen kızın ifadeleri sözde kalır, kısa bir
zaman sonra geçimsizlikler ortaya çıkar.

Nitekim şu manide;

Kemer bağla beline
Şerbet verim eline
Sen gelinim olanda
Hına koyum teline


diyen kaynana gider, yerine;

*
Yayımlandığı
yer:
Âşık
Edebiyatı
Araştırmaları,
stanbul,
2000,
s.
341360.



Sokakta geziyorsun
Oğlumu üzüyorsun
Sende ne güzellik var
Maymuna benziyorsun


diyen kaynana gelir. Aynı şekilde;

Kaynanalar hacıdır,

Başımızın tacıdır.

diyen gelin, zamanla kaynanasına;

Gelinler mor çiçektir

Hep sözleri gerçektir

………….

Kaynanalar yılandır

Hep sözleri yalandır1

demeye başlar. Kimi zaman gelin-kaynana sürtüşmesi düzgülere de konu
olmuştur.

Kulhüvallahü Ehad
Kaynanamın başı sakat
Kaynanamdan ayrılırsam
Oh ne rahat oh ne rahat


Kulhüvallahü Ehad
Kaynanasız evler rahat


Gelin açısından kayınbaba için bir şikâyet söz konusu değildir.

Yar gül takıp teline
Elin vurup beline
Koy sağ olsun kaynata
Hürmet eder geline


Bu gerçekler bilindiği için, düğünlerde eğlence sırasında kaynanaya halk;

Kaynanası geline Mısırı öğdüm attım
Değneğinle buyurma Kapıda feriklere
Her yaptığın kusuru Cahil gelinciğini
Kaynanaya duyurma Koşma ağır işlere


O güzel gelinime
Münafıklık eyleme


1 Şevket BEYSANOĞLU, Diyarbakır Folkloru, Diyarbakır, 1943, s. 238.


Evde söylenen sözü
Mahallede söyleme


şeklinde, geline de;

Kalk sabahtan a gelin
Süpür evin tozunu
Sakın iki eyleme
Kaynananın sözünü

Bu gelinin adı Fatma
Kaşları var çatma çatma
Darılıp sofradan kalkma
Kaynananın döşeğini

Pat diye yere atmaa2

diyerek öğütler verir.

Kapısının önünde
Bak kuyuya kuyuya
Kaynanan çekişende
Al güğümü git suya

Gelin-kaynana manileri, genellikle müstakil olarak ortaya konulmuşlardır.
Bunun yanında karşılıklı söylenmiş gelen-kaynana manileri de yok değildir. Biz
örnek olması bakımından Kastamonu yöresinde söylenen manileri

kaydediyoruz.
Kaynana Gelin
Kayınnayım bakarım Herşey yaparsın kaynana
Kız görmeğe çıkarım Beşli takarsın kaynana
Eğer kız beğenirsem Daha kırkım çıkmadan
İki beşli takarım Başa kakarsın kaynana
Gelin kırkın dolmadı Gelme benim odama
Böyle hilaf olmadı Karışma benim modama
Kaynananla uğraşma Saçlarını yolarım
Daha kınan solmadı Gözükürüm adama
Seni evden atdurun Oğlun bensiz yatamaz
Altunları satdurun Altınları satamaz
Akşam oğlun gelince Ben oğlunu kandırdım
Sana dayak atdurun Bana dayak atamaz
Seni düzenci seni Evinin önünde arı
Hani severdin beni Entari giymiş sarı
Dilin tut hanım gelin Sen beni eve koyma

2 Ragıp MEMŞOĞLU, Köy Düğünlerinde Gelin;Kaynana Türküleri, Türk Folkloru, C. IV, S. 41, 12.1982,

s.17.


Bu evde komam seni Paçası boklu karı

Gel enne deyve bana Tatlı söyle sözünü
Kanım kaynasın sana Sat evdeki kızını
Böyle durgun durulmaz Karışmazsan işime
Oturalım yan yana Öperim gül yüzünü


Herşeye karıştı elim Canımdan bıktım ana
Benim de durmadı dilim Canını sıktım ana
Hakkımı helâl ettim Hakkını helâl eyle


Kızımdan tatlu gelin Hatırın yıktım ana3

Birbirini hor görüp beğenmeme, sopa ile tehdit etmeye kadar varan sözlere
dikkat edildiğinde, iki tarafın da kendisini haklı gösterme gayreti içinde görülür.
Biz, elimizdeki örneklerden hareketle gerek gelinin gerekse kaynananın
birbirlerine karşı takındıkları tavırları tespit etmeye çalıştık. Bunları aşağıda
gösteriyoruz.

Gelin kaynanaya karşı olumsuz tavır içindedir. Nadir de olsa (Md.13, 14,
15) olumludur.

1. Kaynanaya kötü niyet beslenir ve beddua edilir.
2. Kaynananın ölümünü ister.
3. Kaynananın haline şükretmesi istenir.
4. Kaynanaya oğlunun hatırına sevgi besler.


5. Kaynanayı başka dinden olanlara, kusurlu ve kabahatli kişilere, bazı
nesne ve hayvanlara benzetir.

6. Evin sözü geçenin kendisinin olacağını ima eder.
7. Kaynananın evde iş yapmasını ister.
8. Kocasının kendisini sevdiğini söyleyerek kaynanaya nispet yapar.
9. Kaynanayı dövmekle ve kendisini aç bırakmakla tehdit eder.
10. Kaynananın kusurları başa kakılır, hakaret edilir.
11. Yaptıklarına karışılmasını istemez.
12. Kaynananın eli ve diliyle tatsızlık vermesinden şikâyet edilir.
13. Kaynanadan yardım bekler.
14. Kaynana yüceltilir.


3 Ata ERDOĞDU, Kastamonu Folkloru 1, Kastamonu, 1991, s. 196-197, / Ata ERDOĞDU, Kastamonu
Folkloru 2, Kastamonu, 1993, s. 159.


15. Kaynanadan helallik ister.


Kaynana ise, geline karşı şöyle tavır takınır:

1. Geline beddua eder.
2.Gelini bazı kişi, nesne ve hayvanlara benzetir.


3. Gelini dövmekle ve evden kovmakla tehdit eder.
4. Gelini boşatıp, oğlunu başkasıyla evlendirmek ister.
5. Gelinin varlığından rahatsız olur.
6. Oğluna serzenişte bulunur.
7. Oğlunu gelininden kıskanır.
8. Gelinle baş edemeyip, fazla dilleşmek istemez.
9. Evde egemen olmak ister, geline iş buyurur, sopa ile tehdit eder..
10. Gelini töre bilmemekle, görgüsüzlükle suçlar.


11. Gelinin yemesine, içmesine, süslenmesine müdahale eder; kusurlarını
başa kakar.

12. Kendisini ideal kaynana olarak gösterir.
13. Özeleştiri yapar.
14. Gelininden memnundur, ona helallik verir.
15. Nadiren de olsa gelinini över.


Görüldüğü gibi gelin-kaynana geçimsizliği hat safhadadır. Her ikisinin
birbirine olumlu yaklaşması, nadir rastlanan bir durumdur. Konuya yukarıdaki
çerçeve içinde baktığımızda gelin-kaynana geçimsizliğine yol açan sebepleri ana
hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:

1. Gelin ve kaynanana arasındaki nesil farkına bağlı olarak yeme-içme, ev
işi, giyim-kuşam ve süslenme vs. gibi hususlarda ortaya çıkan pürüzlerin giderek
artması,
2. Gelin ve kaynananın aylar hatta yıllarca gün boyu birlikte kalmalarının
doğurduğu sıkıntılar,
3. Kaynananın doğurup büyüttüğü, bütün sevgisini verdiği oğlunu, el
kızına kaptırmasının doğurduğu olumsuz duygu ve düşünceler,


4. Her ikisinin de evin yegane hakiminin kendisi olduğu düşüncesi,

5. Kaynananın varlığından rahatsız olan gelinin bağımsız, kendine ait bir
evde zevkine göre yaşama arzusu.

6. Her iki tarafın birbirine karşı anlayışsız davranması.


İnsanların tüm güzelliklerini şiirlerle ebedileştirmesi tarih boyu bütün


milletlerde var olan bir gerçektir. Ama bu gibi olumsuzlukların açık yüreklilikle
ve ince sanat çizgileri çerçevesinde takdim edilip meseleye estetik boyut
kazandırmak da galiba Türk milletine has özelliklerden biridir.

METİNLER

GELİN MANİLERİ*

Gelin-kaynana geçimsizliğinin tabii sonucu olarak ortaya çıkmış olan

manilerdir. Çoğunluğu gelinlerin şikâyeti olarak karşımıza çıkan bu manilerde,

kaynanayı kıskandırma düşüncesi, nefret ve beddua gibi huuslar görülür.

Kazandaki iç bakla Gelme benim odama
Mevlâ’m yârimi sakla Karışma benim modama
Azrail gelir isen Saçlarını yolarım
Önce kaynanam yokla Gözükürüm adama


Canımdan bıktım ana Bahçelerde lahana
Canını sıktım ana Kestim koydum sahana
Hakkını helâl eyle Seni doğuran ana
Hatırın yıktım ana Olsun bana kaynana


Oyna hopla kaynana Külekte vişne kaynana
Gece hortla kaynana At gibi kişne kaynana
Oğlun beni istiyor Oğlun beni seviyor
Çatla patla kaynana Mutfakta işle kaynana


Damda direk kaynana
Şana kürek kaynana
Oğlu eve gelende
Hamıdan zirek kaynana


(şan a: yaba, hamı: hepsi, zirek: becerikli)

Bağda erik kaynana Sandığım açam kaynana
Dişin gedik kaynana Kefinin biçem kaynana
Oğlun çerez getirmiş Benden evvel ölür isen
Sensiz yedik kaynana Şerbetin içem kaynana


Herşey yaparsın kaynana Ecelin yakın kaynana
Beşli takarsın kaynana Şükret halan kaynana


* Maniler, kafiyelerinin alfabetik durumuna göre sıralanmıştır.


Daha kırkım çıkmadanAllah’a dileğim var
Başa kakarsın kaynana Yana dilin kaynana


(halan : haline)

Bağda biber kaynana
Oğlun kibar kaynana
Gerdek ertesi sabah
Yat da geber kaynana

Bağda havuç kaynana
Oğlun çavuş kaynana
Ben koltuğa girdim mi
Bahçelerde lahana
Kıydım koydum sahana
Hiç ömrümde görmedim
Böyle gâvur kaynana

Çarşıda nohut kaynana
Oğlunu okut kaynana
Aldığı ilk maaş ile

Burdan savuş kaynana Kefenin dokut kaynana


Kazanı düz koy kaynana
Suyunu süz koy kaynana
Oğlun beni seviyor
Yüreğen buz koy kaynana

Meşeye gel meşeye
Çık kaynana köşeye
Oğlunla ben yatacam
Kolonyalı döşeğe

Karışma sen işime
Düşme benim peşime
Çenesi düşük karı
Vururum altın dişine

Harman yeri yarıldı
Kaynanam bana darıldı
Darılırsa darılsın
Oğlu bana sarıldı

Kaynanamı n’itmeli
Merdivenden itmeli
Kaynar sacın üstüne
Tavuk gibi atmalı

Suratı dürük karı
Dudağı yürük karı
Dönüveririm sırtımı
Ayağı çarpuk karı
Ne çay kaldı ne şeker
Yağ kalmadı şişede
Sen her şeye karışma
Oturuver köşede

Aha bu kaynananın
Hiç erilmez fendine
İyi söyle a karı
Laf söyletme kendine

Ayakkabı giyerim
Topukları dar diye
Kaynanamı severim
Güzel oğlu var diye

Ekinlerin yulafı
Kaynana bilir lafı
Her nereye varırsa
Ağzında gelin lafı

Kaynanayı n’etmeli
Kaynar kazana atmalı
Yandım anam dedikçe
Altına odun atmalı

Evinin önünde arı
Entari giymiş sarı
Sen beni eve koyma
Paçası boklu karı


Ocak başı kemeri
Kaynanamın damarı
Tut kaynana dilini
Şimdi yersin şamarı

Kaynananın gâvuru
Canı candan ayırı
Merak etme efendim
Allah bizi kayırı

Yumurtanın sarısı
Yere düştü yarısı
Görümcem verem olmuş
Kaynanama darısı

Alçacık duvar başı
Yediğin bulgur aşı
Teneşirde yıkansın
Kaynanamın kel başı

Kaynanam kara testi
Beni oğluna kesti
Kesti ise ne yaptı
Akşam bağrına bastı
(kesmek : aleyhine konuşmak)

Seni bunak it seni
Hani severdin beni
Sabahları yattığım
Kaynatama deme emi

Yere serdim kilimi
Kıs kaynana dilini
Kısmaz isen dilini
Niçin aldın gelini
(metin : başedilmez)

Duvar dibinde kazık
Kaynanam öldü yazık
Öldüğüne yanmam da
Giden oduna yazık
Kaynananın gâvuru
Canı candan ayırı
Çıkmış dağlar başına
Oğlum diye bağırı

Kaynananın hırkası
İğne tutmaz yakası
Akıllı dur kaynana
Yersin gelin sopası

Yumurtanın sarısı
Yere düştü yarısı
Küllükte bir it ölmüş
Kaynanama darısı

Kaynanam kara tazı
Ürüyor bazı bazı
Ürdüğünde değilim
Isırır bazı bazı

Telgrafın direği
Kaynananın yüreği
Şeytan bana diyor ki
Kır başında küreği

Eve serdim kilimi
Tut kaynana dilini
Akşam oğlun gelirse
Kırar kambur belini

Kaynananın metini
Yılan yiye etini
Üstüne dokuz mertek
Ben verem diyetini

Karşıda vardır gedik
Olmuşsun deli hödük
Oğlun şeker getirdi
Sensiz oturduk yedik


Evden bir şey satamam Kaynanayı ağlayam
Kaynanama atamam Çift direğe bağlayam
Kaynanam yatmayıncaOğlun elinden alam
Ben yatağa yatamam Mezarlığa yollayam

İşi işe katarım Sandığın açam dedim
Saçlarını tutarım Kefinin biçem dedim
Sen yatmama karışma Haftasına sürmeye
Öğleyece yatarım Yerine geçem dedim

Şöyle inatçı karı Çayırda ot yolarım

Ömrümde hiç görmedim
Sana gelin olalı
Oturup dinlenmedim

Irafa tabak koydum
İçine kepek koydum
Kaynanamın adını
Parmağıma dolarım
Çok söyleme kaynana
Saçlarını yolarım

Eve misafir gelince
N’etceğimi şaşırırım
Kaynanamın yüzünden

Zincirli köpek koydumYağsız hamur pişiririm


Irafa fincan koydum
İçine mercan koydum
Kaynanamın adını
Boccikli sıçan koydum

(boccik : kuyruklu)

Yediğime karışma
Hasta olup şişersin
İnşallah azgın karı
Sen elime düşersin

Kaynananın iyisin
Derin kazın kuyusun
Yedi mertek üst üste
Varsın orda uyusun

Yük üstünde kediler
Miyav miyav dediler
İki gelin bir oldu
Kaynanayı yediler

Kaynanalar hacıdır
Başımızın tacıdır
Irafa sahan koydum
İçine tahan koydum
Kaynanamın adını
Kuyruklu sıçan koydum

Çayı şekeri pirinci
Kilitle durdurursun
Böyle kaynanaların
Allah huyu kurusun

Kaynanam kara tarak
O da başıma batar
Kaynatam koyun iti
O da çöplükte yatar

Bahçedeki çiçekler
Yüklükteki döşekler
Kaynanamdan kıymetli
Ahırdaki eşekler

Ay ışığı ışıktır
Yüküm şimşir kaşıktır


Çok sağ olsun kaynanaÇok söyleme kaynana


Oğluna duacıdır

Karşı kapı kalındır
Kaynanam çok zalimdir
Ne kadar zalim olsa
Oğlu benim malımdır

Oğlun beni seviyor
Sarı lira veriyor
Çatla patla kaynana
Kucağına alıyor

Süt ocakta pişiyor
Pişiyor da taşıyor
Kör olası kaynanam
Oğlun beni boşuyor

Ocak başı yarılmış
Oğlun bana âşıktır

Senin gibi kaynana
Yaptığını başa kor
Pişirdiğin yemeği
Git de oğlanına sor

Pişirdiğin çorbaya
Herkes kaşık karıyor
Bu karının sözüne
Adam deli oluyor

Dağlar başı ışıktır
Gün dağa yaraşıktır
Kaynanam beni sevmez
Oğlu bana âşıktır

Gökte yıldız yüz atmış

Kaynana bana darılmışAllah neler yaratmış


Darılırsa darılsın
Oğlu bana sarılmış

Ocak başında kutu
İçinde çörek otu
Kaynana sıçan b..u
Oğlu da altın topu

Ben sen gibi deliye
Söylemem ki sözümü
Her ne ederse etsin
Yumuveririm gözümü

Oğlun bensiz yatamaz
Altınları satamaz
Ben oğlunu kandırdım
Bana dayak atamaz

Yapağı dideceğiz
Sözüne gideceğiz
Allah çenem kırılsın
Harun’u n’ideceğiz
Anası külden kömürden
Oğlunu kostak yaratmış

Kaynananın domuzu
Dolmaya katar tuzu
Şimdi oğlun gelince
Başa yersin topuzu

Tatlı söyle sözünü
Sat evdeki kızını
Karışmazsan işime
Öperim gül yüzünü

Hindimin içi gülgez
Bu eve düşen gülmez
Kör olacak kaynanam
Gelin kadrini bilmez

Kapılar boyanıyor
Karyolam boyanıyor
Çok söyleme kaynana
Efendim uyanıyor


KAYNANANIN SÖYLEDİĞİ MANİLER


Önünde işini gör
İşlerime karışma
Cehennemin dibine
Barışmazsan barışma

Kemer bağla beline
Şerbet verim eline
Sen gelinim olanda
Hına koyum teline

(hına : kına)

Allah’ım düşüverse
Şu inatçı geline
Elindeki odunlar
Vurdurverse beline

Gelin kırkın dolmadı
Böyle hilaf olmadı
Kaynananla uğraşma
Daha kınan solmadı

Oğlan pazardan gelir
Göğ beygirin eyeri
Sen yemek mi yaparsın
Kız gelin dırdır etme
Beni bırakıp gitme
Vakitsiz horoz gibi
Gece yarısı ötme

Geline bak geline
Elin vurup beline
Geline söz demeyin
Çıkar gider eline

Şu dağın ardı meşe
Gün bata gölge düşe
Oğlumu benden ettin
Başına taşlar düşe

Ben gördüm gelin hanım
Her şeyin yokluğunu
Sen satın alamazsın
Babamın varlığını

Seni düzenci seni
Hani severdin beni
Dilin tut hanım gelin

Eteğimin kenarı Bu evde komam seni


Oğluma çatacağım
Seni boşatacağım
Sırtına tekme vurup
Sokağa atacağım

Kaynanayım bakarım
Kız görmeğe çıkarım
Eğer kız beğenirsem
İki beşli takarım

Senin gibi gelinken
Hiç yorulma bilmezdim
Evde erkek oldumu
Hahay hahay gülmezdim
Sakız gibi her yanım
Sen hizmetçi ben hanım
Evden kovarım seni
Eğer isterse canım

Kız ben sana ne dedim
Daha ekmek yemedim
Sabahları yattığın
Kaynatana demedim

Ah Allah’ım ölüyom
Ben öfkemden ölüyom
Kaynanama ettiğim
Gelinimden buluyom


Hatırımı yıkmayan
Hiç sözümden çıkmayan
Sabahleyin olunca
Çağırmakla kalkmayan

Başı saçaklı gelin
İpten kuşaklı gelin
Dün geldin adam oldun
Leylek bacaklı gelin

Herşeye karıştı elim
Benim de durmadı dilim
Hakkımı helâl ettim
Kızımdan tatlı gelin
Elmayı alma gelin
Al yere salma gelin
Evde söz sov çok olur
Yüreğine salma gelin

Eli elekli gelin
Basma yelekli gelin
Oğlanı ben doğurdum
Şişe bacaklı gelin

Gelin dilekli gelin
Ceyran yürekli gelin
Hamur yoğur çörek yap
Ay şir bilekli gelin

(ceyran : geyik cinsinden bir hayvan, çörek : ekmek, şir : aslan)


Ay gelin gözüm gelin
İşlerim özüm gelin
Neylesin kaynanası
Tembeldir bizim gelin
(birce : bir, biricik)

Penceresi demir gelin
Ne buyurdum emir gelin
Oğlanı ben doğurdum
G...mü kemir gelin

Gözleri patlak gelin
Çenesi hırtlak gelin
Seni mezar kaçkını
Suratsız hortlak gelin

Köpek gibi ürüyon
A kız ne iş görüyon
Et-ekmeği olunca
Kelem gibi dürüyon

(kelem : lahana)

Sokakta geziyorsun
Oğlumu üzüyorsun
Sende ne güzellik var
Maymuna benziyorsun
Anam bacım kız gelin
El’ayağı düz gelin
On iki oğul isterim
Birce tane kız gelin

Hatırım yıkmaz gelin
Sözümden çıkmaz gelin
Hiç de buyruk istemez
Lafımdan çıkmaz gelin

Çürük gelin ne dersin
Gelin değil hedersin
Yoğurda zehir koydum
Yesin yesin gebersin

Seni evden atdurun
Altunları satdurun
Akşam oğlun gelince
Sana dayak atdurun

Akıllı değil delisin
Sen de kaynana olursun
Bana ettiklerini
Gelininden bulursun


Gelin gece kuşudur Odaya serdim hasır
Münafıklar başıdır Evdeki gelin kısır
Çarşıda ne var ise Kısır olma gelinim
Kocasına taşıdır Kuma başına hazır

Gelin Allah aşkına Kız bir şey bulamazsan
Dediğime gidiver Git komşudan alıver
Eğer ekmek yok ise Eğer şaşırır isen
Yere yazma ediver Bir nişasta salıver

Başı ağrıdı herkesin Kaleden su akıyor
Çekişimiz bitmiyor Bağrımı ateş yakıyor
A kız senin bildiğin Bu zamanın gelini
Yanıldığına yetmiyor Sıpa gibi bakıyor

Bahçe çapa istiyor Kız oğlan gelir şimdi
İşçi para istiyor Kalkıp yemek pişirmez
Düşük çeneli gelin Öyle büyük Allah ki

Çamdan sopa istiyor Senin eline düşürmez4

Bulgur verdim serçeye
Pisler bürük peçeye
Bizim gelin benziyor
Dağda uyuz keçiye

EK MANİLER

4 Gelin ve kaynana manileri için şu kaynaklar kullanılmıştır:
Mustafa KOÇ, Gelin-Kaynana Oyunu, Türk Folklor Araştırmaları, III (55), 2. 1954, s. 868.
Hesen GASIMOV, Bayatılar, Bakı, 1960, s.109-120.
Muhsin KÖKTÜRK, Yozgat Manilerinde Yergi, Türk Folklor Araştırmaları, XIV (276), 7. 1972, s. 6373.
Doğan KAYA, Sivas’ın Acıyurt Köyünden Derlenen Maniler, Türk Folklor Araştırmaları, XIV (279), 10.


1979, s. 6459
Necati DEMR, Ordu Manileri, Erzurum, 1987 (Basılmamış
Lisans Tezi).
Nimetullah HAFIZ, Kosova Türk Halk Edebiyatı Metinleri, Priştine, 1985, s. 100-101.
Cevat ALTINOK, Tokat Kaynana Gelin Manileri, Tokat Kültür Araştırma Dergisi, I (1), 3. 1989, s. 28.
Avşar CHAN, Kırşehir ve lçeleri, Ank., 1990, s. 189.
Ali Berat ALPTEKN, Tarihi-Coğrafi Metodu Anonim Halk Şiirine Tatbik Edebilir miyiz?, IV. Uluslararası

Türk Halk Edebiyatı Semineri, Eskişehir, 1991, s. 21
Ata ERDOĞDU, Kastamonu Folkloru 2, Kastamonu, 1993.
Mustafa USLU, Kazankaya Türküleri, Güneyde Kültür, V (57), 11. 1993, s. 38
Eyüp AKMAN, Oycalı Köyü (Araç-Kastamonu) Manileri, Güneyde Kültür, VI (69), 11. 1994, s.32.
Saim SAKAOĞLU, Yeşilçiftlik / Sultandağı’nda Derlenen Manilerin Temleri Üzerine, IV. Afyonkarahisar

Araştırmaları Sempozyumu Bildirileri, Afyonkarahisar, 1995, s.137-142
Selahattin ÖZCAN, Dursunbey Yöresi Halk Edebiyatı Ürünleri, Balıkesir, 1995, s.115-117.
Enver MAHMUT-Nedret MAHMUT, Dobruca Türk Halk Edebiyatı Metinleri, Ank., 1997, s.127.
Burhan TARLABAŞI, Eğin Havaları, Ank., 1997, s. 63.


Çayırdan ot yolarım
Parmağıma dolarım
Çok söyleme kaynana
Saçlarını yolarım

Yük üstünde dondurma
Kaynana karşımda durma
Gözlerin çapaklanmış
Midemi bulandırma

Ben bir damla biberim
Yuvarlanır giderim
Çok söyleme kaynana
Oğlunu alır giderim

İki tabak viş(i)ne
Yürü kaynana işine
Yeter beni ağlattın
Çıban çıksın dişine

Gelişe bak gelişe
Bayılırım yemişe
Gelin bana vermezsen
Gece altına işe

Ben yaylada kışlarım
Türlü nakış işlerim
Pis gelini görünce
Dayanamam dişlerim

Allar giyer allanır
Görsem midem bulanır
Kaynanam hamamdayken
Ayva göbek sallanır
Kaynanalar yılandır
Her sözleri yalandır
Gelinler çiçektir
Her sözleri gerçektir

Kaynananın gezeni
Geline kusur yazanı
Şeytanlarım diyor ki
Çal başına hezanı

Irafa bavul koydum
İçine davul koydum
Kaynananın adını
Papazlı gâvur koydum

Kazanın içi salça
Dökülür akça akça
Yaktın beni kül ettin
Şişko gelinim Hatça

Çarşıda güzeller çok
Gelinden çirkini yok
Makyaj sana az gelir
Kafanı boyaya sok

Kartal sinek avlamaz
Köpek kuşa havlamaz
Gelinin aklı olsa
Kaynanaya hırlamaz


ÂŞIK EDEBİYATINDA GELİN-KAYNANA ŞİİRLERİ

Kaynana ile Gelin

Kaynana Gelin

Yeter ey kaynana kes sen dilini Söylediğim işlere niçin gitmezsin
Bu fikirle kamburlattın belini Oğlum tembih eder sözün tutmazsın
Her gün akşam öğretirsin oğluna Bir sobanın dahi külün atmazsın
Bıktım bu çektiğim nedir kaynana Usandım elinden bıktım a gelin

Sabah kalkarsın dilin durmuyor Döktün ağzımdan otuz iki dişimi
Bunamışsın gayrı aklın ermiyor Sen koydun derde benim başımı
Oturduğun yerde gözün görmüyor Şimdiye kadar kim yapardı işimi
Bıktım bu çektiğim nedir kaynana Usandım elinden bıktım a gelin

Yaşın yetmiş senin belin bükülmüş Sabah çorbasını zorla pişirdim
Kanların kurumuş saçın dökülmüş Yitirdim aklımı gayrı şaşırdım
Azaların göz göz olmuş sökülmüş Kör ol gelin beni derde düşürdün
Bıktım bu çektiğim nedir kaynana Usandım elinden bıktım a gelin

Yeter ey kaynana fazla söyleme
Alsın canın yalvarırım Mevlâ’ma
Rezil ettin beni ele âleme
Bıktım bu çektiğim nedir kaynana5

Ali Şahin

DESTAN-I KAYNANA İLE GELİN

Âşık Ferkî’nın vücuda getirdiği bu destanda, geliniyle geçimsizliğe düşen
kaynana onun evden gitmesine sebep olur. Eşinin annesi yüzünden evden
ayrıldığına çok üzülen delikanlı da evi terk etmeye karar verir. Kaynana ise ölüm
anında eziyetle can verir.

Kaynanayla gelin hasbıhallerin Kaynana oğluna günlerden birgün
Dinlesin ehibba bu bir rivayet Gel evladım sana yapalım düğün
Vasfedeyim her bir kıl ü kallerin Zira şimdi benim aklım diğer-gûn
Alem-i dünyada olsun adalet Alalım bir zenne hesna kıyafet

Oğlu der ki: “Ana işlemez zârım Validesi der ki: “Gel olma nadim

5
Ali
ŞAHN,
Üç
Âşıklardan
Coşkun
Şiirler,
Ankara,
1960,
s.
13 (Ali
ŞahinNuri
DoğruyolCelal
Dişlioğlu)



Kazanmak yolunda yoktur hiç kârım Rah-ı şeriattır ezelden kadim
Sonra evden gider bunca hep varım Her işimize Mevlâ’dır kerîm
Duğün kurulursa ister ziyafet” Ummadığın yerden gelir hidayet”

Elhasıl bu yüzden kanar evladı Pekalâ münasib görür kılavuz
Tutar bir kılavuz dost abadı Gider kapıya ol koca öküz
Muhabbet ederler her neyse adı Selâm verir başlar söyleme rumuz
Filancanın kızı eder mi rahat Kızın babası eder türlü feraset

Kız babası der ki: “Gel etme hamuş
Korkarım ol oğlan olmasın sarhoş
Her vakitte kızını ederse der-âgûş
Kavgalar olursa bende ne hacet”

Allah’ın emriyle alır nişanı
Götürür haneye zenne-i şanı
Kaynana şad olur söyler lisanı
Cümle dost dost gelir kılar ziyafet

Giyinmiş kuşanmış güvey girer içeri
Şevk verir gaz lamba misali ahir
Emr-i Hak’la alır yatağın revtan(!)
Ol gece âşıkla maşuk ederler iffet

Kaynanadan gelin işidir meramı
Kalkar sabahleyin etmez kelamı
Kaynana çağırır her neyse namı
Nedir sende bugün bu halet

Kaynana da der ki: “Avare rezil
Eyledin oğlumun ciğerin metil
Topla aklını başına yoksa bil
Kovarım evimden seni bu saat”

Kaynana da der ki: “Be hey fahişe
Düşürme beni oğlum ile teşvişe
Sen taze kahpesin türlü endişe
Kurarsın şeytanla sen hezar bid’at”

Kaynana der : “Çekil artık yanımdan
Usandırma beni tatlı canımdan
Henüz işittim komşuki hanımdan
Diğer bir ademle ettin mülâkat”
Kılavuz der ki: “Anın bir hilesi
Para kazanmaktır her gün çilesi
Beğzade bulunmuş bütün silsilesi
Konağında olur bunca muhabbet”

Nikâh altında dururlar bir sâl
Düğün tedarikin ederler ikmâl
Gelin kız kınalı giyinmiş hep al
Âleme gösterir çok şanı şöyret

Üç mah begayet geçirirler ranâ
Sonra başlar validesi iğva
Oğlum hayır etmez bu gelin asla
Bulalım diğer zenne-i nezaket

Gelin der ki: “Senin karadır yüzün
Dünkü gün ne idi erime sözün
Çıksın yüzünde ol iki gözün

Çekesin dünyada hep derd ü mihnet”

Gelin der ki: “Bunu söyleme bana
Dokuz ay on günde gösteririm sana
Karnımdan çıkacak bir nevzat bina
Bu hane içinde kurarım mekânet”

Gelin der ki: “Sağolsun benim erim
Teslim ettim ana can ile serim
Isıcak odada bulundu yerim
Biz sea edelim sen çok kasavet”

Gelin der ki: “Bunu ettin iftira
Kimmiş diyen yüzüme eylesin ifşa
Hey yazıklar olsun sana bî-perva

Artık senden gelmez gayrı mürüvvet”


Kaynana da der ki: “Bunu da dedin
Yok imiş namusun düşün sen kendin
Beş yüz guruş senin nikâh senedin
Şimdi oğlum gelir verir nihayet”

Validesi der ki: “Bu senin karın
Anlatmıştır bugün her bir efkârın
Nikâhını ver sen anın yarın
Bulur bin türlü sana kabahat”

Bî-çare âlemde erlere belâ
Sür’atiyle akşam yetişir oğlan
Bakar odalara görünür zindan
Validesine der ki: “Aman el aman
Nedir siz de söyleyin bu halet”

Oğlu der ki: “Söyledim sana bin kere
Uğrattın beni hayırdan şerre
Alıp başım kaçayım bir yere
Yazık vatanımdan edersin hasret

Bir evde ki olur gün be gün kavga

Başa yazılanlar silinmez asla Bereketin keser Hazret,i Mevlâ


Kaynanaya erişir birgün mevta
Ta canı çıkınca çeker eziyet

Hikmet-i Hüda’dır Adem Havva’yı
Havva ol la’linden aldı iğvayı
İğva etti Adem yedi buğdayı

Tard etti cennetten Hallak-ı kudret

AĞLASIN

İki şahıs için bir destan yazdım,
Edepsiz geline düşen ağlasın.
Birinden usandım birinden bezdim,
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Gelin der ki. “Sen ne dersin bunamış?
Sual et komşular seni kınamış,
Artık aklın gitmiş beynin sulanmış.”
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Gelin der ki: “Fazla söyletme beni,
Kalkarsam ayağa çiğnerim seni,
Söyleye söyleye bozdun dümeni.”
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Gelin der ki: “El uzatma gülüme,
Meftun olmuş benim tatlı dilime,
Ezelden sarılmış ince belime.”


Şimdi zennelerin ahlakı edna
Anlardadır hüküm bilmem ne hikmet

Kudret-i a’zamdır lâzımdır şevki
Şevkinde etti bu cihana terakki
Terakki babında ey ÂŞIK FERKÎ


Ferk eyle cihanı bu da bir hizmet6

Kaynana der. “Bana hasım mı geldin?
Çürük elma gibi taşlara çaldın,
Bir oğlum var idi elimden aldın.”
Edepsiz geline düşen ağlasın

Kaynana der. “Benim aklım başımda,
Düşman gibi ne gezersin peşimde?
Lezzet yoktur, ekmeğimde aşımda,”
Edepsiz geline düşen ağlasın.

Kaynana der: “Sonra olursun berbat,
Hayâsız eyleme bu kadar inat,
Amma lâkin oğlumdadır kabahat.”
Edepsiz geline düşen ağlasın.

Kaynana der: “Onu anne büyüttü,
İki kolu arasında uyuttu,
Sana verdim oğlum beni unuttu,

6 Nimetullah HAFIZ, Âşık Ferkî’nin Hayatı ve Eserleri, TFA 1984, Ank., 1984, s. 135-138.


Kötü kaynanaya düşen ağlasın Edepsiz geline düşen ağlasın.


Gelin der ki: “Kıymetin yok çul kadar,
Sözün tesir etmez geçmez pul kadar,
Artık sana ekmek vermem el kadar.”
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Gelin der ki: “Hor görünme gözüme,
Kulak ver de dikkat eyle sözüme,
Bakar körler gibi bakma yüzüme.”
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Gelin der ki: “Kafan gözün ezerim,
Sallanırım yamacında gezerim,
Buruşuk ağzını çeker büzerim.”
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Gelin, kaynayaya çeker maşayı,
Kaynana dolanır on dört köşeyi,
Kırarlar bardağı tası şişeyi,
Kötü kaynanaya düşen ağlasın.


Kaynana der: “ Ben doğurdum oğlanı,
Aldın üzerimden eski yorganı,
Yemeye vermezdim acı soğanı.”
Edepsiz geline düşen ağlasın

Kaynana der: “Edebin yok, hayan yok,
Kim komşuda hatırını soran yok,
Var git yavrum var git sana uyan yok.”
Edepsiz geline düşen ağlasın.

Kaynana der: “Gelin dilin çürüsün,
Ne yapayım utanmazın birisin,
Daha bir şey demem kökün kurusun.”
Edepsiz geline düşen ağlasın.

Kaynanada sopa, gelinde maşa,
Kaynana der: “Oğlum gel bunu boşa
Günden güne girelim mi savaşa?
Edepsiz geline düşen ağlasın.

FEHMİ der ki: “İyisine yetilmez,
Balık olsa bile gölde tutulmaz,
İyi, kötü ola, namus satılmaz.”

İki dert içinde kalan ağlasın7

GELİN-KAYNANA

Kaynana köpürmüş gelini üzgün,
Komşular toplanmış hep doludizgin,
İkisi de biri birinden bezgin,
Yarışa gidiyor gelin-kaynana.

Gelin ağlar durur kalmış köşede,
Görümce-kaynana hazır tetikte,
Oğlan aç acına yatar döşekte,
Sabahı bekliyor namlı kaynana.

Akşam olur oğlan evine gelir,
Suçluyu bulamaz ölmeden ölür,
En son hırsını da gelinden alır,
Şişer durur yanda zalim kaynana.

Sabah olur oğlan işine kalkar,
Kaynana meydana bayrağı kurar,
Gelin de bu sefer saçını yolar,
Gemini geviyor hâlâ kaynana.

7 Ramazan ÇFTLKÇ, Arapkirli Halk Şairi Fehmi Gür, Hayatı-Sanatı-Şiirlerinden Seçmeler, Malatya
[1997], s. 148-151.


Görüm ortadadır pek gücü yetmez, Akşam yine oğlan kalır belâda,


Geline bindirir anayı çekmez, Geçmiş gitmiş gelin yoktur ortada,
Komşular da artık imdada gelmez, ÖZKANİ der boşanmalar sırada,
Dilde meşhur olmuş zalim kaynana.Ocağı söndürmüş gelin kaynana.8

GELİN-KAYNANA*

Kaynana

Gız anam bah sehet dokguza geliy,
Taması düşürsem erükler galıy,
Alemin gelini dut dibi yolıy,
Elee mi yapışur sen de yolsana.


Senin yüreğinde heç yoh mu tasan,
Acuh erken gahsan tabah yıhasan,
Anam bülmiyem ki neye şifasan,
Ahan acuh adet töre bülsene.


Gız asılım sende mantuhsuz yohdur,


İş görmen yoh amma horatan çohdur,
Sen ancah saçlarıy telini tahdur,
Parlım bi de başa leğen alsana.


Hele bah ki sende heç haya var mı?
Üç aylık gelin de heç “gocam” der mi?
Yohsam senin gocan cehanda bir mi?
Bah teze gelinsen ağır olsana.


Ömrümde görmedim ben bele garı,
Çünküm yememişsen goca şamarı,
Çatlamış bi kere annıy damarı,


Gelin

Artık işin yohsa gel çile doldur,
Sana kim dedi ki dokuzda kaldır,
Tut bir hizmetçi de dut dibi yoldur,
Ben öyle dut dibi falan yolamam.


Tasa olan yerde saadet olmaz,
Sen varken tabaklar bulaşık kalmaz,
Âdeti töreyi hafızam almaz,
Ben öyle mantıksız adet bilemem.


Sen çıh da damına pestili yaydır,


O gocamın bileceği bir şeydir,
Azcık büyük ol da kendini saydır,
Ben şapka alırım leğen alamam.


Sen kurumuş gölsün biz henüz suyuz,
Biz zaten hepimiz şişman bir soyuz,
Kocamla beraber yüz kırk kiloyuz,
Bundan daha fazla ağır olamam.

Sana ne olmuşsa felekten olmuş,
Bak yaşın ellibeş atmışı bulmuş,
Başında yolacak saçın mı kalmış,


Gel azcuh ta saçlarımı yolsana. Gelsin kocam yolsun ben saç yolamam.

Sennen horatada edilmez yarış,
Dokguzdan sonra da yorgannan sarış,
Çatlıyacah senin dilin bir garış,

Ojalı barmağa zil de alsana.9

8 Halil ÖZKAN, Özkani’den Bir Demet, Ank., 1985, s. 19.

* Şiir, Alaattin Sağ’dan tespit edilmiştir.
9 Ali Rıza ÖNDER, Erzincan’da Mizah, TFA, VI (129),4. 1960, s. 2130.



GELİNLE KAYNANA TUTTU GÜREŞİ

Evde çıktı iki meydan savaşı Ben de duyamadın sözün başını
Biri bitti biri bitti bitecek Gıcırdattı anam sıktı dişini
Gelinle kaynana tuttu güreşi Yerden kalkmayan o eğri kaşını
Biri yattı biri yattı yatacak Biri çattı biri çattı çatacak

Havayı sarınca savaş kokusu Aracının dayak yemek kaderi
Başladı hanımın kuru sıkısı Ara yere saldık, yine pederi
Denizli horozu gibi ikisi Garibi ortada ileri-geri
Biri öttü biri öttü ötecek Biri itti biri itti itecek

Çekilmiyor bunların gayrı kahiri Ben giderim onu ile kömüre
Terk eylesem derim köyü şehiri İkisi de bakmaz aşa, hamura
Gizlice yemeğe fare zehiri İtişe kakışa varıp çamura
Biri kattı biri kattı katacak Biri battı biri battı batacak

Kim demiş hanımın gözleri şaşı Adım RASİM ben de attım havamı
Üç yerden yarıldı anamın kaşı Zor aldım elinden bakır tavamı
Gördünüz attı son iki taşı Karakolda biter maçın devamı

Biri tuttu biri tuttu tutacak Biri bitti biri bitti bitecek10

***

GELİN-KAYNANA

Gelin:

Çaputları çıkarak, peşli bindallı giyek.
Kız ana kevgir getir, eccük de hedik yiyek.
Baba çıksın o ne ki, çalkamayı n’ideyim.
Beni böyle çatlatan kaynanaya ne deyim.


Kaynana:

Hanım, canım dedikçe kabarın maya gibi
“Bir kahve pişir” desek oynaman kaya gibi,
Olmaz olası gelin, çarhudun kızı seni,
Beynime kan sıçradı, malamat ettin beni.


Gelin:

Oğlun Mehmet gelince, ağzını bıçak açmaz,
Pisik gibi büzüldün, bunlar gözümden kaçmaz,
Boncuk ile cıncık ile kime çalım satıyon?


10 Rasim KÖROĞLU, Körün Taşı-Taşlamalar, Eskişehir, 1999, s. 10-11.


Durduk yere mahleyi birbirine katıyon.

Kaynana:

Eczanenin önünde tanko gibi kırıttın

Mahkeme Çarşısında kelle gibi sırıttın

Seni çırak çıkarttı Fadik’le Zöhre Bacı

Kafanda kıracağım tıktık ile tokacı11

(çaput : eskimiş yırtık bez, peşli : kadın elbisesi, kevgir : süzgeç, hedik :
kaynatılmış buğday, baba çıksın : beddua sözü, çalkama : ayran, katık, kabarmak :
gururlanmak, büyüklenmek, çarhudun kızı : hakaret sözü, pisik : kedi, cıncık :
bilye, misket, tanko : sosyete, tıktık : takunya, tokaç : kilim ve yün yıkamada
kullanılan eşya)

GELİN KAYNANA KAVGASI

Aldı kaynana: Bu nasıl tavır kız, bu nasıl surat
Sabah sabah çalım, sattığın yeter!
Pabuç incirinin dikeni gibi
Gözümün içine battığın yeter!
Aldı gelin: Sen var ya sen, eski-püskü çaput çul
Beş kocayı yere gömdün, koca dul
Daha gün doğmadan, elinde davul
Kalk diye başımda bittiğin yeter!
Aldı kaynana: O kambur Döndü’ye nasılda kandım
Ne bileyim adam olursun sandım
Kız ben senin dırdırından usandım
Her günümü zehir ettiğin yeter!
Aldı gelin: Dilin dil değil ki, dikenli çalı
Beş para etmezsin, eskici malı
Yırtık, sökük, delik pamuk haralı
Gidip gelip bana çattığın yeter!
Aldı kaynana: Fazla çene çalma, bırak çalımı
Kaşın gözün şişmiş, uyku tulumu

Sırtına alıp da çaput çulumu

11 Necati ACARKAN, Gelin Kaynana Şiir, Sivas Folkloru, III (29), 6. 1975, s. 13.


Yan gelip gün boyu yattığın yeter!


Aldı gelin: Bana gelip kaynanalık taslama
Git başımdan gelip bana toslama
Tezek dolu soba gibi tıslama
Çekmez baca gibi tüttüğün yeter!
Aldı kaynana: Gözü kör olası, sütü taşırdın
Çerezleri avuç avuç aşırdın
Yedin içtin yattın göbek şişirdin
Karnını ileri ittiğin, yeter!
Aldı gelin: Damarında kan kalmamış çekilmiş
Ağzında bir diş kalmamış dökülmüş
Zemheri suratlı belin bükülmüş
Kart horozlar gibi, öttüğün yeter!
Aldı kaynana: Soyun ya davulcu ya dümbelekçi
Baban bir sepetçi, anan elekçi
Hadi ordan kurtlu, ham çökelekçi
Dikine dikine gittiğin yeter!
Aldı gelin: Oğlun bir sünepe, varmı ki aklı
Hiçbir zaman beni, görmedi haklı
Kör şeytan suratlı, maşa bacaklı
Hergün bir iftira attığın yeter!
Aldı kaynana: Oğlumu da yaktın mıymıntı seni
Akşam oldu yeter, söyletme beni
Pis pasaklı söyle, nedir nedeni?
İki de bir evden pottuğun yeter!
Aldı gelin: Deliklere girdin beni gözledin
Deve kuşu hep kafanı, gizledin
Nere gitsem adım adım izledin
Beni koyun gibi güttüğün yeter!
Aldı kaynana: Yoluk tavuk bile yaptı beş cücük
Kısır keçi doğurmadın bir çocuk
Nerde ıraftaki pastırma sucuk
Üç günde yalayıp yuttuğun yeter!
Aldı gelin: Yemeyi içmeyi sayıklar gibi


Karnın şişmiş tıpkı yayıklar gibi
Aynı çöplükteki, tavuklar gibi
Sandığımı açıp, dittiğin yeter!

Aldı kaynana:
Gene ne yiyorsun, zıbarasıca
Arı sokup dili, kabarasıca
Biraz da bana ver geberesice
Şapırdataraktan tattığın yeter!

Aldı gelin:
Oğlun nar getirmiş, nasılsa eve
Al şu kabuğunu, ye geve geve
Fazla dırdır, etme hörgüçlü deve
Senin şu yakamdan, tuttuğun yeter!

KAHYAOĞLU, sende atma bir daha
Gelin kaynanaya çatma bir daha
Yangına körükle gitme bir daha
Senin de bala tuz kattığın yeter!

Gelin-Kaynana
(Hüseyin Yurdabak, Şiirle Yaşayanlar, Ankara, 2002, s.105.)


Bayram Durbilmez, Taşpınarlı Halk Şairleri, Kayseri, 2004, s. 143-144.


Derleyen: Sümeyra Şahin
10-16-2011 09:10 PM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesajı alıntı yap
Yeni Cevap 


  • RSS
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Digg
  • TwitThis
  • Facebook
  • Reddit
  • Google
  • YahooMyWeb
  • E-mail

Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  DOĞAN KAYA' NIN HALK EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI(2) Site Yönetimi 0 994 10-16-2011 11:19 PM
Son Mesaj: Site Yönetimi

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi


Forum Yazılımı: MyBB, © 2002-2012 MyBB Group Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemizde yer alan eserlerin telif hakları şair-yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.