• Arama
  • Üye Listesi
  • Yardım
  • Gülce Türkiye
  • Gülce Azerbaycan
  • Radyo Dinle
  • Radyo İstek
  • İletişim


  • .Ana Sayfa-Gülce Haber- SiteneEkle -Eski Sitemiz(1) -Eski Sitemiz(2) -Eski Sitemiz(3)

Tarih: 05-20-2012, 09:55 AM Sitemize Hoşgeldiniz, Ziyaretçi! (Oturum Aç — Kayıt Ol)
(Kullanıcı adı ve Şifre ile Yetkili Şair Girişi)


Gülce Edebiyat Akımı / DÜNYA EDEBİYATI / DÜNYA EDEBİYATI v
« Önceki 1 2
/
Gülce Edebiyat Akımı

Yeni Cevap 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ANASAYFA Günün Konusu Günün Haberi Günün Ozanı Günün Şairi Günün Şiiri    Radyo Dinle(2) Radyo İstek Portal
Normal Mod | Çizgisel Mod
İran Edebiyatı
04-19-2009, 05:49 AM
Mesaj: #1
Site Yönetimi Çevrimiçi
Admin
*******

-Site Ana Sayfası
-Şairin Şiir Sayfası
-En Son Eklediği Şiirler
-Sitede Ara
-Bugünkü Mesajlarda Ara

İran Edebiyatı
İran Edebiyatı

İran Edebiyatı, İranlılar’ın konuştuğu dil olan Farsça ile oluşan edebiyattır. İran edebi­yatı Farsça’nın tarihsel gelişimine bağlı olarak bazı özellikler gösterir (bak. Farsça). Eski Farsça döneminden (İÖ 9.-4. yüzyıl­lar) herhangi bir edebiyat örneği günümüze ulaşmamıştır. Ama eldeki yazıtlardan gelişkin bir edebiyat dilinin var olduğu anlaşılmakta­dır. Orta Farsça döneminden (İÖ 4.-İS 7. yüzyıllar) kalan en önemli yapıt ise Zerdüşt-ler’in kutsal kitabı olan Avesta’du. Ayrıca bu dönemden kalma Mani dininin kutsal metin­leri vardır. Sasaniler döneminde (İS 2.-7. yüzyıllar) yazılmış olmakla birlikte ancak 9. yüzyılda yazıya geçirilebilen Hudayname de İran mitolojisini yansıtan önemli bir yapıttır.
7. yüzyılda İslam dininin İran’da hızla yayılması dil ve edebiyat üzerinde de büyük etkiler yaptı. Zerdüşt dini ile birlikte Orta Farsça da yavaş yavaş unutuldu, yerini hızla yeni dinin kutsal kitabının dili olan Arapça aldı. Bunun sonucu olarak 9. yüzyıl başlarına kadar Farsça yazılmış herhangi bir edebiyat ürününe rastlanmaz. Bu yüzyılda Arap ege­menliğinin zayıflaması, yerel hanedanların ortaya çıkması yeni bir edebiyatın doğuşuna ortam hazırladı. Bu hanedanların en önemli­leri Samaniler (819–1005) ve Saffariler’dir (867–1495). Samani ve Saffari hükümdarları Farsça yazan şairleri, yazarları koruyarak Arapça’nın egemenliğini büyük ölçüde kır­mışlardır. Gazneliler dönemi (963–1186) de İran edebiyatı için gelişme ortamı yarattı. İranlılar’ın büyük destanı Şehname’mn yazarı Firdevsi bu dönemde yetişti. Büyük Selçuklu­lar da İran edebiyatının gelişmesine hizmet ettiler. Bu dönemde şiirin yanı sıra düzyazı alanında da önemli atılımlar gerçekleşti. Ömer Hayyam, Hakani, Enveri, Genceli Nizami bu dönemin en ünlü şairleridir. Düzyazıda da Ömer Raduyani, Abdullah Ensari, Nizamülmülk, Ferideddin Attar, Nizami Aruzi önemli yapıtlar vermişlerdir.
13. yüzyılda İran’ın Moğol istilasına uğra­ması edebiyatta bir duraklamaya yol açtı. Ama zamanla Moğollar İran kültürüyle kay­naştılar. Dünyaca ünlü Bostan ve Gülistan kitaplarının yazarı Sadi bu dönemde yetişti. Nasıreddin Tusi, Cüveyni, Reşideddin gibi bilginler Moğol (İlhanlı) sarayında görev ala­rak şairleri, yazarları korudu, kendileri de önemli yapıtlar verdiler. Moğollar’ı izleyen Celayirliler ve Timurlular döneminde İran edebiyatı gelişmesini sürdürdü. Hacuy-i Kir-mani, Selman-ı Saveci, Ubeyd Zakânî ve İran edebiyatının en büyük klasik şairi kabul edilen Hafız bu dönemde yetişti.
16. yüzyılın başında Safeviler’in başa geç­meleri ve Şiilik’i resmi mezhep yapmaları edebiyatın kısırlaşmasına yol açtı. Şiir ve düzyazı geriledi. Ama gene de bu dönemde Muhteşem Kâşâni, Örfi, Saib Tebrizi gibi büyük şairler yetişti. 16. yüzyılda Farsça’nın Hindistan’da da yaygınlık kazanmasıyla bura­da da zengin bir edebiyat doğdu.
19. yüzyılda Osmanlı Devleti gibi İran da kapılarını batıya açınca bunun edebiyatta da etkileri görüldü. Batı edebiyatının roman, öykü gibi türleri tanınmaya başlandı. Şiir ve düzyazı dili yalınlaştı. Edebiyatın biçimi ve içeriği değişti. Giderek batı edebiyatındaki akımlar İran edebiyatında da varlığını duyur­du. Bu oluşum 20. yüzyılda da hızlanarak sürdü.




Firdevsî, 934-1020
İranlı şair.
İran’ın Homeros ‘u diye tanımlayabileceğimiz, Akıllı bir adam, senin düşmanın bile olsa, cahil bir dosttan iyidir… Bilgili olan güçlü olur… Dünya, baştan başa aslı olmayan bir masaldan başka bir şey değildir… Sözlerinin sahibi epik yazar Firdevsi İran edebiyatının ve belki de dünyanın en büyük hamasi şairlerinden biri olarak kabül edilir.Firdevsî İran edebiyatının da en güçlü şairlerindendir. Dünya edebiyatı içinde de eserleriyle saygın bir yeri vardır. Firdevsi (Ebülkasım Mansur Bin Hasan Firdevsi) (d. 934 Tus, - ö. 1020, Tus). İranlı şair.Başlıca yapıtı Şehname yi (60000 beyitten oluşur; ilk insandan 3. Yezdgerd dönemine kadar İran tarihi anlatır) tamamlayınca 1010 yılında Gazneli Mahmut’a sunan Firdevsi, bağlanan aylığı az bulduğu için sultanı ağır biçimde hicvedince, Gazze’den göçmek zorunda kaldı. Bir süre Herat’ta ve Taberistan emiri Şehriyar’ın yanında kaldıktan sonra, Tus’a dönerek orada öldü.Firdevsi nin soyca bir Dihkan ailesinden olduğu söylenir.Doğum yılı kesin olarak bilinmemektedir.Firdevsi’nin Şahname adlı eseri vardır Tarihsel olaylara, eski destanlara olan ilgisi onu şehname’yi yazmaya yöneltti.

Açıklamalar:
Gazneli Mahmut (d. 2 Ekim 971 - ö. 30 Nisan 1030)(Farsça Yemin el-Devlet Mahmut)(Tam ismi: Yemin el-Devlet Abdülkasım Mahmut ibn Sebük Tigin), 997-1030 yılları arasında Gazne Devleti nin hükümdarıydı. Gazneliler Devletinin kurucusu babası Sebük Tekin’dir.

Eseri:
Şehname,( Firdevsi’nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir.)

Şehname Hakkında:
Şahname, İran topraklarına düşkün ve yorgun düşmüşleri gölgesinde serinleten eski bir milletin soy kütüğü gibidir. Bu gölgede ne pehlivanlar yetişmiş ve onun esrarengiz hikayelerinde yaşamıştır. Yarattığı büyük hamasiyle İran ve İslam kültürünü en iyi şekilde yansıtmış olan Firdevsi, İranlıların nasıl ilahi mesajı kabul edecek müsait bir camia olduğunu ve bu ilahi dini kabullendiklerini göstermiştir.
İranlıların İslamın ilk yıllarından beri bu ilahi dinin yayılması için canı gönülden çalışmışlardır. Bu yüzden Şahname’yi sadece şairlik ve edebiyat açısından değerlendirmek yeterli olmaz. Manzum hikayelerin yanı sıra Şahname, beyit beyit, harf harf eski bir milletin arzularını, hayallerini ve yaşamını dillendiren soyname gibidir.
Büyük şair Firdevsi H. 370-71 yılında Şahname’yi yazmaya başlamıştır. Yaklaşık 35 yıl bu büyük hamasinin tamamlanması için uğraşmış ve bu yolda çok cefalar çekmiştir. Daha doğrusu Firdevsi, bütün benliğini, varlığını bu işe vakfetmiştir.
Bu büyük şair H. 411 yılında vefat etmiş ve Tus şehrinde kendi bağı içinde toprağa verilmiştir. Hayatının nasıl geçtiğini tam olarak bilmediğimiz Firdevsi’nin belki de şerh-i halini kaleme aldığı ölüm karşısında mana bulan Şahname pehlivanlarının yaşamında aramak gerekir.
Şahname 60000 beyitten oluşan büyük bir manzumedir ve mitoloji, pehlivanlık ve tarihi üç bölümden oluşmaktadır.
Bu eserin en önemli kaynağı olarak öncelikle Ebu Mansuri’yi söyleyebiliriz. Ayrıca Azadserv adında şahsın Rüstem ve Gerşasp hanedanı hakkında rivayetleri ve Firdevsi’nin bizzat kendisinin insanlardan dinlediği hikayeler de Şahname’nin kaynaklarıdır.
Şahname’deki masalları, hikayeleri sadece zahiri yapısıyla değerlendiremeyiz. Zira mitoloji, masallar birçok oluşumun gerçeklerini bize yansıtan belki de ilk kaynaklardır.
Bu masalların dili de sembolik ve rumuzludur. Buna dikkat edilmezse bu masallar basit birer hikayeye indirgenmiş olur.
Şahname iyi ve kötünün savaşımının rivayetidir. Siyavuş’un Sovdabe’nin hileleri sonucu ölümü, Feridun ve Kave’nin zalim Dehak ile savaşı, Menuçehr’in kini … bütün bunlar bu iyi-kötü savaşımını anlatmaktadır. Firdevsi ise hep iyinin yanında yer alan bir ermiş gibidir.
Şahname bir de devamlığı güzelliği ve azametinden dolayı düşmanları kendine çeken İran’ın pehlivanların onu hep savunmaya hazır olmalarını istemesini anlatmaktadır. Bu ruhiyeyle yetişen İranlıların vatan sevgisi ve bu uğurda fedakarlıkları Şahname’de mücessem olmuştur.
Firdevsi’nin Şahname’si şiiriyle edebiyatıyla ve kullandığı edebi sanatlarıyla dün de bir şaheser olduğu gibi bugünde bir eşsiz kaynak olarak karşımızda durmaktadır.
İçinde barındırdığı duygu, düşünce ve kültür bütün insanlığı kucaklamaya hazırdır.
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Yeni Cevap 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Hint Edebiyatı Site Yönetimi 2 259 01-08-2012 02:19 AM
Son Mesaj: RefikaDoğan
  Fransız Edebiyatı Site Yönetimi 36 756 10-13-2011 10:20 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  İngiliz Edebiyatı Site Yönetimi 35 580 10-13-2011 09:47 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Azerbaycan Türk Edebiyatı(Genel bir bakış…)(Bölüm - 2) Site Yönetimi 0 192 04-27-2009 02:12 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Azerbaycan Türk Edebiyatı(Genel bir bakış…)(Bölüm - 1) Site Yönetimi 0 431 04-27-2009 02:11 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Yugoslav Edebiyatı Site Yönetimi 0 275 04-25-2009 08:21 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Romanya Edebiyatı Site Yönetimi 0 295 04-25-2009 08:20 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Portekiz Edebiyatı Site Yönetimi 0 255 04-25-2009 08:19 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Polonya Edebiyatı Site Yönetimi 0 267 04-25-2009 08:18 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi
  Macar Edebiyatı Site Yönetimi 0 244 04-25-2009 08:17 AM
Son Mesaj: Site Yönetimi

  • Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
  • Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
  • Bu konuya abone ol
Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi



İletişim | Gülce Edebiyat Ana Sayfa | En Üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi

Türkçe Çeviri: MyBB, Kodlayanlar MyBB
Telif Hakkı © 2002-2012 MyBB Group

Gülce Edebiyat Akımı Güldeste
İstediğiniz kitap kapağına tıklayıp,yazarından kitap isteme sayfasına ulaşabilirsiniz.

Sitemizde yer alan şiirler ve diğer bütün eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan, kaynak gösterilmeden kopyalanıp başka yerlerde yayınlanması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. -****